%100 Doğa Outdoor Yaşam Etiği

Yazarlar

Anasayfaya git Sonraki yazara git Önceki yazara git
  • Kişi beğendi
  • Yazı Boyutu :
    Yazıyı Büyüt Yazıyı Küçült
  • Paylaş :

Pupa Yelken Gidiyor

Ali Birerdinç
info@yabantv.com

Kitabının adıydı “PUPA YELKEN”
Büyük denizciliğine, kitabının adına yakışır şekilde, sonsuzluğa doğru bastı yelkenlerini “ PUPA YELKEN” gidiyor. ..

Sizin üretip Türk denizcilik kültürüne armağan ettiğiniz sözcükle uğurluyorum sizi koca kaptan, "Rüzgârınız kolayına olsun"

İşte Sadun Boro’nun ürettiği “Rüzgârınız kolayına olsun” sözünü kaç yıl önce söylediğini sormak için aramıştım onu.

Gökova’da teknesindeydi, kulakları çok ağır işitiyordu, ama beni kırmadı ve kullandığı  o söcüğü  şöyle izah etmişti bana : “30- 40 seneden beri ben hep bunu söylerim."Rüzgârınız kolayına olsun" normal olsun, yani kolayına olsun. Kolay gelsin denmez. İş yaparken kolay gelsin gibi değil. Kolayına tabiri, aşağı yukarı kıç omuzluktan tabir edilir. Yani apazdan biraz daha geriye doğru rüzgâr olursa ona kolayına denir." Demişti. Böylece dünyaca ünlü kurt denizcimiz Sadun Boro, denizcilik literatürümüze hediye ettiği, daha anlamlı olan bu cümle ile denizciler birbirlerine iyi temennilerde bulunurlar.İşte o sözcüğü YABAN TV'ye böyle anlatmıştı.

Dünyayı dolaşan İlk Türk Denizcisi olan Sadun Boro, YABAN TV' nin denizcilikle ilgili yayınları için şunları söylemişti. Bu sözleri adeta bir vasiyet gibiydi. "İnsanlarımızı denize, gençleri denize ne kadar teşvik edebilirseniz, onların dertlerine biraz derman olabilirseniz, marinalar için, koyların korunması için ne kadar yayın yapabilirseniz o kadar iyidir.30 sene 40 sene 50 senedir bunun için yırtındık durduk. E artık bizim pilimiz bitti. Bundan sonra siz gençler bunları takip edeceksiniz. Bunları yapın Allah razı olsun. Allah yardımcınız olsun. Aynı zamanda koyların korunması için çok uğraşın. Mühim olan o. Koylar gitmesin. Gökova yok olmasın. Onlar için yazın çizin ne kadar söyleyebilirseniz söyleyin. Yapılaşma girmesin buralara."diye sözlerini bitirmişti.

Çeşitli vesilelerle bir araya gelip sohbet ettiğimiz bu usta denizciyle ilk tanışmamız 15 Haziran 1968 yılının Cumartesi gününe rastlar. Rastlar diyorum çünkü Sadun Boro, dünya çevresinde yaptığı 30 bin mile yakın seyahatini tamamlayıp İstanbul’a o gün dönmüştü.

Ve Denizcilik Bankası ‘nın Kılavuz 4 römorkörünün kaptanı olan rahmet babam Ethem kaptan, görevli olarak Sadun Boro’ ve eşi Oda Boro’yu karşılama törenine gidecekti. Beni, bir de akrabamızın oğlu Fatih Çopur'u da alıp römorköre götürdü.

Yeşilköy önlerinde denizde oluşan yüzlerce tekne ile birlikte kortej arasında Kısmet teknesiyle gelen Sadun Boro’ yu işte orada tanıdım.

19 yaşında bir genç olarak bordamızda kısmet teknesinin dümenindeki Sadun Boro’ya var gücümle “Hoş geldin “ diye bağırmıştım. O da “ Hoş bulduk” demişti.

İki yıl, dokuz ay, üç hafta süren bu yolculuğunun her safhası, bir deniz sevdalısı olan Necati Zincirkıran’ın Genel Yayın Yönetmenliğini yaptığı Hürriyet Gazetesi’nde yayınlanıyordu.

Boro'ların gelişi 16 Haziran 1968 tarihli Hürriyet Gazetesi “ Ooo !... BU NE SEVGİ” manşetiyle çıkmıştı. Necati Zincirkıran’ın yazdığı başyazının başlığı ise “HOŞ GELDİNİZ” şeklindeydi.

Sadun Boro, dünya seyahatini anlattığı “PUPA YELKEN” adlı kitabını şu satırlarla sonlandırmış : ”Tam iki yıl, dokuz ay üç hafta evvel ayrıldığımız aynı yerde,attığımız demirin kaloması aynı berrak suya akarken,daha şimdiden,açık denizlerin çağrısını,engin okyanusların özlemini,gönlümüzde hissetmeye başladık.İnşallah Caddebostan son liman değil, bir ara liman olur. Bir gün Kısmet’e, gene meçhul ufuklara doğru yelken basmak kısmet olur…”

 Ne diyelim, bu büyük insanı kendi sözü ile uğurlayalım ozaman “Rüzgârınız kolayına olsun kaptan” 

Nurlar içinde yat…

Gönder