%100 Doğa Outdoor Yaşam Etiği

Yazarlar

Anasayfaya git Sonraki yazara git Önceki yazara git
  • Kişi beğendi
  • Yazı Boyutu :
    Yazıyı Büyüt Yazıyı Küçült
  • Paylaş :

Yaşar'ın Koca Köpek

Dr.İnan Vardar
info@yabantv.com

Geçen haftalarda bir hikayesini anlattığım Yaşar Köprücü'nün Eskişehir'de yaşadığı 1970'li yıllar, fırsat oldukça beraber ava gidiyoruz, hem güzel avlar yapıyoruz, hem de çok eğleniyoruz. Yine av mevsiminin kapalı olduğu bir zamanda Yaşar Ağabey'le bir sohbetimizde, "Afyon'a ava gittiğimde bir köpek gördüm, bildiğin gibi değil, radar mübarek, kaça kaça alacağım." diyerek avda gördüğü bir köpekten ve o köpeği alma kararlılığından bahsetti.

Zaman geçti. Biz köpek konusunu unuttuk gitti. Yeni av mevsiminin açılmasına da az bir zaman kalmıştı ki, o yıllarda avukat olan ağabeyim Kutlu, avın açılış gününde avcı olmayan birkaç avukat arkadaşını da bıldırcın güveci yemek için ava davet ettiğini söyledi. Bunun üzerine Eskişehir'e 25 km mesafedeki Ağapınar'da bulunan ve kendisi de avcı olan dayım Celal Durmuşoğlu'nun çiftliğinde avlanıp öğle yemeğine gelecek misafirlerle güveci orada pişirip yemeyi kararlaştırdık.

Misafir olunca avcı da çok olsun ki bol bıldırcın vuralım diye Yaşar Ağabey'e de haber verdik, şimdi hatırladığım, İsmail Kocaeren, Fikret, Ziya, Sinan, ağabeyim Kutlu ve ben, 7 avcı olduk... Sabah buluştuğumuzda Yaşar Ağabey'in avcı olmayan kardeşi Hüseyin'i de getirdiğini gördük, ama o an için Hüseyin'in görevli olduğunu bilemezdik tabii.

Hava aydınlanırken Porsuk çayının üzerindeki Ada köprüsünü geçip arabaları bıraktık, hazırlandık, bu arada Yaşar Ağabey station vagon Chevrolet arabasının bagajını açtı, arabadan yere sıpa kadar bir köpek atladı, biz "Bu da ne?" diye şaşkın şaşkın bakarken açıkladı:"Afyon'dan köpeği aldım..."

Neyse, hazırlandık karışık vaziyette sohbet ede ede yürüyoruz. Daha 100 metre gitmeden Yaşar Ağabey'in köpek önümüzde ferma yaptı, hepimiz durduk, bekliyoruz, Yaşar Ağabey köpeğin arkasına geçti, bizlere "Görün, köpek nasıl olurmuş?" gibilerinden bir baktı ve Hüseyin'e dönüp, "Sen köpeği tut..." dedi, Hüseyin'de köpeğe yanaştı, tasmasından tuttu, Yaşar Ağabey durumu bir daha kontrol etti, komutu verdi; Köpek tasmasını tutan Hüseyin ile beraber yürürdü, bıldırcın kalktı, tek atış, bıldırcın düştü...

Bıldırcın düştü düşmesine ama o anda ortalık birden karıştı, Yaşar Ağabey bir taraftan bıldırcının düştüğü yere koşarken diğer taraftan köpek daldı, baktık Hüseyin köpeği zaptetmeye çalışırken yere yuvarlanmış. Köpek Yaşar Ağabey'den salise farkla hedefe vardı, kafasını yere indirdi, kaldırdı, yutkundu...Yaşar Ağabey eli boş doğruldu, boynunu büktü, melül ve mahzun "Yuttu..." dedi ve arkasından okkalı bir küfür savurdu...

Biz ilk şaşkınlığı attık, hepimiz kahkahalarla gülüyoruz. Anladık ki köpek gerçekten çok iyi ama kendine çalışıyor, durum böyle olunca avı bıraktık, hepimiz köpeğin peşinden gidiyoruz, bakalım daha neler göreceğiz diye...

Nitekim, birkaç dakika geçti geçmedi, bir ferma daha... Yaşar Ağabey kardeşine sıkı sıkı tembih etti, "Hüseyin iyi tut, sakın bırakma..." köpek, yedeğinde Hüseyin, bir kaç adım daha yürüdü, bıldırcını kaldırdı, atış, bıldırcın düştü, Yaşar Ağabey bir taraftan, köpek bir taraftan fırladı. Köpek tasmasından iki eliyle tutan Hüseyin'e rağmen doğrudan bıldırcının düştüğü otluğa ilerlerken O'nu da peşinden sürüklüyordu, Hüseyin ayakları kızakladığı için her yer toz toprak olmuştu, bıldırcına aynı anda ulaştılar, ikisi de son bir gayretle uzandılar, Yaşar Ağabey balıklama otların arasına dalarken köpekte Hüseyin'de kurtulup hamlesini yaptı... Derken Yaşar Ağabey elinde bıldırcın muzaffer bir edayla doğruldu, "Bu defa ben kaptım..."

Yaşar Ağabey bıldırcını, elinden kapmak için yanında zıplayan köpeğin ulaşamayacağı kadar havaya kaldırdı, tüylerini düzeltti, yeleğinin torbasına koydu... Hüseyin'i çağırdı, iki kardeş bir şeyler konuştular, Hüseyin köpeği götürüp arabaya bıraktı, ava devam ettik...

O günden sonra da koca köpeği bir daha görmedik, ama hikayesi yıllardır aramızda anlatılır, en çokta Yaşar Ağabey güler...

Gönder