%100 Doğa Outdoor Yaşam Etiği

Yazarlar

Anasayfaya git Sonraki yazara git Önceki yazara git
  • Kişi beğendi
  • Yazı Boyutu :
    Yazıyı Büyüt Yazıyı Küçült
  • Paylaş :

At Etinden Lazanya

Ali Coşar - İsveç
info@yabantv.com

İngiltere'de bazı süpermarketlerde satılan hazır gıdalarda dana eti yerine at eti kullanıldığı ortaya çıktı.

Bütün gıda perakendecilerindeki ''işlenmiş dana et ürünleri'' testten geçirilecek.

Findus marka hazır gıda üreticisi firmanın hazırladığı lazanyaların bazılarının yüzde 100 at etinden yapıldığının anlaşılmasının ardından bu marka bütün ürünlerini süpermarketlerden çektiğini açıkladı.

Etlerin Romanya'dan bir mezbahaneden geldiği açıklamaları yapıldı peş peşe...

Tüketicilerden özür dileyen şirket, söz konusu lazanyaların üretildiği etlerin Fransa'da bir taşeron şirketten tedarik edildiğini duyurdu.

Son dönemde benzer olaylara sıkça tanık oluyoruz. Hazır yemeklerde dana eti olduğu deklere ediliyor ama at eti çıkıyor! Suç işleniyor, sahtecilik yapılıyor.

Yoksa at eti yiyenler var. Ama burada söz konusu olan, insan sağlığına zararlı ve kontrol dışı gıda maddesi satmak. Atlarda bulunan, antibiyotik artıklarının insanlara geçme riski v.b, tartışılıyor.

Bir kaç hafta önce de Avrupa'da bir ülkede, Müslüman mahkumların bulunduğu bir cezaevinde ''helal gıda'' olarak sunulan bazı ürünlerde ''Domuz Dna''sı tespit edilmiş büyük bir skandal patlamıştı.

İsveçli firma, eti Fransa'dan ''alıyor'', Lüksemburg'da ''işliyor'' İngiltere'ye ''satıyor''

Suçun, Polonya veya Romanya'ya yıkılması isteniyor…

Gıda sektörünün kendisi, yetkililer, burger, köfte ve lazanya gibi et ürünleriyle ilgili testler yaptırıp, gıda ürünlerinde geriye doğru iz takibiyle etlerin hangi üreticiden geldiğini saptayacaklar.

Bu tür kontroller Avrupa Birliğinde zaten vardı. Şimdi ülkeler söz konusu. Gelin de çıkın işin içinden diyeceksiniz…

Arap saçı gibi görünse de gelişmiş kontrol mekanizmaları ve teknik bu işin üstesinden geliyor.

Yeter ki politik istek olsun. Brüksel koridorlarında büyük bir hareketlilik başlamış durumda, bereket, çığ gibi büyüyen tepkiler, tüketici bilincinin etkileri, insan sağlığı ve ahlaki değerleri hiçe sayan
gözüne kâr hırsı bürümüş bu, ''gıda devlerini'' affetmiyor insanlar.

Aslında birliğin şu aralardaki durumuna bir göz atmak gerekli, problemin menşei biraz da birliğin durmadan kriz üreterek geldiği son durak…

''Avrupa'' kelimesi, birliğin: Kapital, mal ve hizmetlerin serbestçe dolaşımı dışında başka bir anlama gelmediğini sananlar tarafından, ''rehin'' alınmış durumda.

Tekdüzelik, bıkkınlık, siyasi devamsızlık, politik dayanışmadan yoksun, vatandaşlarına fantezisiz gelen birlik, yüz yıl önce başarılı olamayan içine kapanık, boğucu, paranoyak modeli hatırlatıyor. O model bedeli çok ağır şekilde ödenen iki dünya savaşına yol açmıştı…

Avrupa Birliği çoğumuz için tuhaf bir hayaldi. ''Şu sevgililer gününde,'' demet halindeki politik görüşler yumağını toparlayıp, merkezine insani değerlerin konduğu, sınırların kalktığı, zengin kültür mirası ihtiva eden, eşitlikçi, ortak sorunlarımızla ilgilenen kompleks bir sistem yaratma düşüncesi vardı.

Ekonomik problemler baş gösterdiği zaman, ülkelerin kendi çıkarları sınırları, birliğin bütünün önüne geçiyor. Problem arttıkça her ülke kendi nasyonalistlerine daha fazla sarılıyor.

Avrupa artık sessizliğin, yalnızlığın tuhaf enerjilere dönüştüğü bir kıta olma yolunda. Çoğu insan ekonomi haberleri başladığı zaman radyolarını, televizyonlarını kapatıp ahmak yerine konmak istenmiyorlar. Gazete almamak, ekonomi başlıklarına bakmamak neredeyse eskiden kutsal olan oy kullanma hakkı kadar onurlu davranışlardan sayılıyor…

Çünkü, ''cetveller'' insanları aldatmış!

İnsanların, Avrupa'daki kriz, ''yöneticilerine'' olan güveni sarsılmış durumda.

Hümanizm geleneği, tabloları, kitapları, senfonileri, muhteşem sanat galerileri, müzeleri, kütüphaneleri,

Sokaklarında insanların güven içinde yalnız başına dolaştığı şehirleri, politik idealizmi, sosyal dayanışma! Bürokrasi koridorlarında devalve edilmiş durumda.

Politik ve kültürel idealizmim dili eski ''kur''u seviyelerine gelir mi? Biraz zaman alacağa benziyor…
Özellikle, Avrupa Birliğine girmeden önce kötü yollar deneyen (darbe v.s) Yunanistan, Portekiz, İspanya ve şiddetle boğuşan İrlanda'daki siyasi ilerlemeleri görmezden gelemeyiz, tabi ki.

İnsanlar, ülkeler yerine şehirlerden oluşan bu kocaman bölgede, artık nasyonalizm düşüncesinin 1800'lü yıllardan gelen bir hayal ve 1900'larda kalan bir kâbus olacağı fikrini sevmişlerdi. 

Gönder