%100 Doğa Outdoor Yaşam Etiği

Yazarlar

Anasayfaya git Sonraki yazara git Önceki yazara git
  • Kişi beğendi
  • Yazı Boyutu :
    Yazıyı Büyüt Yazıyı Küçült
  • Paylaş :

Keklik Soruyor : Katekulliye mi Geliyoruz?

Yaşar Burak Uslu
info@yabantv.com

KEKLİKLER SORUYORLAR KATEKULLİYE Mİ GELİYORUZ…?

Merhaba sevgili dostlar, yazılarımı takip edenler hatırlayacaklardır, bir süre önce Avrupa Birliği ve avcılığı işlediğim uzunca bir yazı dizisi hazırlamıştım. Ardından da Avrupa Birliğindeki av ve yaban hayatı mevzuatının ülkemiz yasal mevzuatına aktarılması konularından bahsetmiş ve konunun detaylarından da katılmış olduğum televizyon programlarında bahsetmiştim.

Bir hatırlatma olması amacıyla şunun altını çizmek isterim ki, şu anda Türkiye Avrupa Birliğinin av ve yaban hayatı konusundaki hukuki alt yapısını neredeyse tamamen içselleştirmiştir. Birkaç detay dışında bu konuda herhangi bir Avrupa Birliği ülkesinden farksızdır ancak uygulama henüz arzulanan boyuta ulaşamamıştır. Bu konuda Bakanlığın ve Genel Müdürlüğün çabasını yakinen bilen birisi olarak elden gelen çabanın, kısıtlı personel sayısına ve üzerlerindeki ağır bir kısmı da gereksiz yüke rağmen büyük bir özveriyle yerine getirilmeye çalışılması takdire şayandır görüşündeyim ve sokak köpeklerinin takibinin dahi bu birime yüklenmiş olduğunu söylersem ne demek istediğimi sizler iyi anlarsınız sanırım.

Geçmişte de defaatle söylediğim gibi Avrupa da yabani hayvanlar avlanılmasına izin verilen ve avlanılmasına izin verilmeyenler olarak ikiye ayrılır ve bunların popülasyon yoğunlukları üye ülkelerde türlerde bölge bazında gözlendiği gibi genel bir network projesi ( ARTEMIS) ile Birlik ölçeğinde de izlenir. Etüd Envanter olarak bilinen ve kısaca sayım diyebileceğimiz bu sayım raporları AB ülkelerinde avcılık yönetimine ve avcılara tür bazında durum değerlendirme kolaylığı sağlar.

Tüm bu sonuçlar sürekli yapılan gözlemler sayesinde dikkatle takip edilir ve her türün aktüel durumu tespit edilerek avcılığı düzenlenir.

İsterseniz biraz açalım örneğin İspanya da keklik gözlemlere göre ve konulmuş kriterlere IUCN in ki gibi bir tablo da kabul edilen değer kriterlerinin altında ise derhal tedbir alınır ve nedenleri araştırılmaya başlanılır: bu neticenin nedeni aşırı predatör baskısı mı, iklim değişiklikleri mi , toksik bir nedeni mi var örneğin çevre kirliliği yada hastalık mı buna bakılır ve laboratuarlarda alınan örnekler den sonuca ulaşılmaya çalışılır.

Tür bazında yapılan gözlemler doğada bulunan birey sayısı yönünden belli baremlere ayrılır IUCN ( Dünya Doğayı Koruma Birliği ) ‘nce bu kriterlere göre CR (Yok olmak üzere) , EN(Tehlikede) , VU(Hassas) sınıflamasına giren popülasyon değerleri tehlike değerlerlerini ifade eder ve burada alt sınır VU (Hassas) dır.Örneğin İspanya’da bir bölge deki keklik popülasyonu VU kodu rakamlarına ulaştıysa o bölge de av durdurulur ve bölge de yukarıda bahsettiğimiz araştırma sonuçlarına göre önce türe yönelik tehdit tespit edilir ardından tehdit engellenir ve sahaya sağlıklı bireyler yerleştirilerek gözlem altına alınır. Maksimum üç yıllık bir sürede bu saha sürekli takip edilir ve istenen popülasyon değerleri optimum düzeye ulaştığında ise ava açılır.

Zira asıl hedef örneğin kekliğin o bölge de var ve avlanıyor olmasını sağlamaktır, ilelebet ava kapatmak değil.

Peki bu saydığım ve kısaca anlattığım gözlem ve sayımları kim yapar? Görev kimindir?
Avrupa da durum uzun süredir şu şekilde yürüyor, ülke bazında tüm avcılık örgütleri bu konuda üniversitelerle birlikte uzmanlara saha desteği sağlayarak çalışır zaten avcıların tutmuş olduğu Avlanmış Kuşların Envanter Defterleri vasıtasıyla bu azalma olayı ortaya çıkmıştır ki bu avlanandan envanter metodu artık Avrupalı avcıların en büyük yardımcısıdır. Yani avın sahibi avcıdır , görev de avcınındır…

Ayrıca Avrupa’ da Türkiye’ de de olduğu gibi Çevreci ve Doğa Sever derneklerde bu gözlemlerde bulunarak raporlar yayınlarlar.Ancak bu noktada bir saptama yapmamız lazım Doğa Sever diye bilinen ancak avcılık karşıtı görüşte olan yani avcılığın doğa için önemini kavrayamamış bazı oluşumlar zaman zaman bu örgütlerin içine sızarak istenmeyen tablolar da yaratabilirler. Hatta Doğayı Sever –Hayvanı Sever kisve altında avcılık karşıtı faaliyetler sergileyenler dahi vardır ve bunlar Avrupalı avcılık örgütlerince takip altında tutulur hatta avcılık adına ödedikleri bedellerin av karşıtı kuruluşlara kaynak olarak verilmesine karşı uyanık da dururlar. Tümüne şamil edilemeyecek bu durumun dışında avcılığın önemini kavramış pek çok Doğa Sever örgüt imzaladıkları ortaklık protokolleri ile avcılar ile birlikte çalışırlar.

Bu bahsettiğim ayrımı yapmak zorundayız zira avcılık karşıtı görüşlere sahip çevrelerin inanılırlıkları ve mesnetleri şüpheli araştırma raporları ile kamuoyunu ve idareyi etkileme çabalarına karşı uyanık olmak gerekir çünkü bu çevrelerin çabalarının asıl amacı avı tamamen yasaklatmaktır .Bu sinsi plan avcının bilinçsiz, idarenin yetersiz ve kamuoyunun bilgisiz olduğu ülkelerde başarılı olabilmektedir.

Örneğin yıllar önce Kenya’nın aslan da başına geldiği gibi asılsız raporlarla oluşturulan kamuoyu negatif etkilenmiş ve aslan avı yasaklanmıştır, şimdi görülüyor ki Kenya’ya komşu tüm ülkelerde aslan avı serbest olmasına rağmen azalmamış ama Kenya da yasağa rağmen aslan halen istenen düzeylere ulaşamamıştır.

Fısıltı gazetesi bir kez çalışmaya başladı mı düzgün bilimsel temelli araştırmalar yapılmadan olayın önü alınamamaktadır ama böyle bir durumda en tehlikelisi avcının bilinçsizliği ve bölgesel kıskançlığın birleşmesi ile ortaya çıkan burada avı yasaklatalım da kimse gelmesin, biz nasılsa avlanırız bakış açısıdır ki bu da dünya üzerinde görülmemiş bir olay değildir ancak bunun zararı avcı düşmanlarının ekmeğine yağ sürmek olur ki bu bindiği dalı kesmek olduğundan sonuçları çok üzücü olur.

Şunu hepimiz iyi biliriz ki aynı bölgeye giden iki ayrı avcının biri eli boş diğeri dolu dönebilir , biz Türklerde dünya da başka hiçbir millette olmayan kökeni binlerce yılda oluşmuş bir tabiri vardır ‘ RASTGELE’ . Yani av şans, kısmet işidir boş dönenlerin sözüne bakılıp değerlendirme yapılamaz …

Tüm bunları ne için anlatıyorum, son günlerde yurdumuzun bazı bölgelerinde Keklik ile ilgili bir ‘FISILTI GAZETESİ’ işlemeye başladı. Keklik bitiyor, kalmadı, hastalık var, tarım ilacı tehlikesi var ağır kış şartları var, boş dönüyoruz, vurmayın, gelmeyin, avlamayın, vicdanlı olun lafları havada uçuşuyor.

Doğruda olabilir, olmaya da bilir. Zira tümü temelsiz durumda çünkü etüt envantere yada laboratuar sonuçlarına dayalı değil yani bilimsellikten uzak …

Ancak ülkemizdeki avcıların ve avcılık örgütlerinin tümünün hiç bilmediği bir durumla karşı karşıyayız, bu da 2005 yılından beri kimi Doğayı Sever çevrelerin Avrupa’ya Kekliğimizi VU(Hassas) koduyla bildirmeye başladıklarıdır.Aslen kekliğin anavatanından olan bir dostunuz olarak 2005’den beri bu işe akıl erdiremedim zira bizim oradaki kekliklere kulak verecek olursak bu çok komik bir iddia …Kekliklere hak vermemem elde değil zira ülkemizde yerden havalanan kuşlar için yapılmış hele de keklik için yapılmış bir araştırma ve sayım yok , hele de İç Anadolu ve özellikle de doğu da, keklikler soruyor bir katekulli mi var bu işte diye bana , …

Şimdi gülmeye başladınız değil mi yahu kekliğe sorulur mu diye değil mi, o zaman alın size bakalım sorulur muymuş ; eski bir avcılık derisinde okumuştum galiba, vaktin birinde bir hakim görev yeri olan kasabaya doğru at sırtında seyahat ediyormuş. Hava sıcak bunalmışken bir çeşmeye rastlamış, inmiş atından bakmış ki tipi biraz kayık bir adam da çeşme başında oturmuş serinliyor.Demiş ‘ …selamın aleyküm …’ adama, o da kendisine ‘…aleykümselam erenler…’ demiş. Çömelmiş su içerken bir keklik ötüşü duymuşlar, çeşme başındaki adam gülmüş. Hakim de merakla ‘…niye güldün efendi…’ demiş . Adam karşındakinin hakim olduğunu bilmeksizin cevaplamış , ‘…niye olacak vaktin birinde adamın birini bu dağda önünü kesip soymuştum tabancamı göğsüne dayayınca kıyma bana diye yalvardı ben de kim duyacak seni derken bir keklik öttü ve zavallıda bu keklikler şahidimdir sen bana suçsuz yere kıydın demişti o aklıma geldi de onun için güldüm…’ deyince. Hakim belindeki silahı çekmiş ve adama ‘…vallahi keklik şahitlik etti ben de seni yakaladım, kaldır ellerini bakalım…’ deyip adamı yakalamış…

Bâki selam ve hürmetlerimle …

Yaşar Burak Uslu

Gönder