%100 Doğa Outdoor Yaşam Etiği

Yazarlar

Anasayfaya git Sonraki yazara git Önceki yazara git
  • Kişi beğendi
  • Yazı Boyutu :
    Yazıyı Büyüt Yazıyı Küçült
  • Paylaş :

Bıldırcın Avında Organize Suç Örgütleri Var..

Kamil Üçbaş
info@yabantv.com

 


Bu yıl maalesef ülkemizde istenilen düzeyde bıldırcın göçü olmadığı avcılar tarafından gözlendi. Hatta avın açılışında Trakya'yı denetleyen bakanlık personeli  de aynı görüşteydi. Av olmamasından dolayı avcının halini gören yetkililer üzgün olduklarını ifade ediyorlardı. Biz yetkililere yıllardır göçmen kuşların avında gün kısıtlaması olmaması gerektiğini ve Avrupa Birliğine üye komşu ülkelerde ve hemen hemen tüm Avrupa birliği ülkelerinde göçmen kuşların avının haftanın yedi günü serbest olduğunu anlattık. Hatta göçmen kuşların avıyla ilgili, Avrupa Birliği Avcılık Federasyonlarıyla yaptığımız resmi yazışmaları kanıt olarak sunmuştuk. Bu işin bir yönü, diğer vahim yönü ise bıldırcın teypleri ülkenin dört bir yanına yayılmış durumda. Fiyatı atmış liradan başlayan cihazları artık köylüler bile kullanıyor. Bunu meslek haline getirmişler. 


Adeta suç örgütü kurmuşlar. Gece cihazlar kuruluyor. Kuş indiğinde telefonla bohçacıya haber ulaşıyor. Sabah bohçacı gelip avlıyor. Ertesi günde,diğer günde bu iş devam ediyor. Köylü yövmiyesini  alıyor. Adana'yla Antalya arasında bulunan bölgede ise köylüler bunu endüstri haline getirmiş. Gece gündüz cihaz kuruyor. Bir fişek bile atmadan ışık yardımıyla, kepçelerle çuval çuval Bıldırcın topluyorlar. Ve turistik bölgelerdeki  lokantalara satıyorlar. Yeteri kadar denetleyen maalesef yok. Denetimle görevli arkadaşlar kontrole gittikleri yerlerde gördükleri teyplere el koyuyorlar. Teybi kuran doğal olarak suç olduğunu bildiği için benim teybim demiyor, sahip çıkmıyor. Ertesi gün tekrar satın alıyor veya iş birlikçi bohçacı yenisini getiriyor. Bu döngü devam ediyor. Göç bıldırcını gelmediği gibi yerli kuşumuzun da tükenmesine sebep oluyorlar.

Av sezonunun açılmasıyla bir çok bölgeyi gezme olanağı buldum. Gittiğim bölgelerde de yasal avcının büyük sıkıntısı teyp ile avlananların çoğalması. Ülkemizde tüfek sayısı kadar teybin olduğunu iddia edenler bile var. Ben şahsen hayatımda sadece resimlerin dışında hiç bıldırcın teybi görmedim. Bizim buralarda teyple avlanmak ayıptır. Avcılar teyple avlananı dışlarlar. Bir daha av yapmazlar. Yine bilinçli ve duyarlı avcılarımızdan aldığımız duyumlara göre İç Anadolu bölgesinde de teyple avcılık işi bayağı yaygınlaşmış. Bu konuda ülkemizin dört bir yanından oldukça yüklü  ihbar alıyoruz. Bu ihbarları Bakanlığın ilgili bölümlerine iletiyoruz.

Bu kadar can sıkıntısından sonra geçen ay avcılarımızla hem av yaptık hem de şenliklerde buluştuk. Bu avların ve buluşmaların kısa hikayelerini sizlere sunmak istiyorum.

SEZONU AMASYA'DA AÇTIK. LİMİTLERİ DOLDURDUK...

Av ekibimiz, sevgili yazarımız Mehmet Şahankaya, Kaan Kuzucu, Ayhan Şahin, Barış Erden, İsmail Hakkı Albayrak, Mehmet Boyvat ile birlikte Amasya'da sezonu açtık. Amasya'nın Gümüşhacıköy Avcılık Dernek Başkanı Engin Karabacak ve arkadaşlarının konuğu olduk. Mükemmel bir merada, güzel bir av açılışı yaptık. Limitler dahilinde avımızı tamamladık.  

Köpeklerimizin fermasını aportlarını görüp keyiflendik. İsmail beyin yaptığı güveçle parmaklarımızı yedik. Av yaptığımız günün gecesinde Osmancıklı gönül dostlarıyla birlikte sohbetler ve doktorumun sazından dökülen namelerle güzel bir gece geçirdik. İki gün planladığımız avı bir günde sınırladık, yeteri kadar avlanmıştık. Ertesi gün Osmancık'ta turistik bir gezi yaparak Ankara'ya döndük. Öncelikle İsmail Hakkı bey ve Mehmet Boyvat'a, avlaklarını paylaşan Gümüşhacı Köylü avcılar ile sofralarını bize açan Osmancıklı Dr. Davut Çağlar'a masayı paylaşan diğer avcı ve balıkçı dostlara teşekkür ediyorum.

ÇUBUKLU AVCILARLA BİRLİKTEYDİM. BİR YARALIMIZ VAR...

Çubuk Avcılar ve Doğayı Koruma Derneği Başkan Sedat Geniş'in davetlisi olarak Çubuk avcılarıyla birlikte Çankırı'nın Orta ilçesi avlaklarında avlandık. Genç avcıların köpekleri muhteşemdi. Göç bıldırcınının gelmemesine rağmen köpeklerin sayesinde güzel bir av yapıyorduk ki;

Avlakta üç bohçacıya rastladık. Karşı tepede avcıları görünce Sedat başkanın komutuyla bizim ekip güvenli bir şekilde tüfekleri kırıp beklemeye başladı. Bizi görmelerine rağmen, önlerinden kalkan çil kekliklere ateş eden bohçacıların tüfeklerinde çıkan bir saçma bir arkadaşımıza isabet etti. Allah korudu, saçma sadece göğsüne çarpıp yere düştü. Fakat tek saçma bile arkadaşımızı bayağı kıvrandırdı.

Yanımıza gelen bohçacılar Çil'e attıklarını söyleyerek,  arkadaşımızı vurmalarına rağmen bunu inkar etmeye çalıştılar. Bir tanesi elinde tüfek belinde fişek olmamasına rağmen ben avcı değilim diyerek suçunu hafifletmeye çalıştı. Bizim yaptığımız açıklamalardan ve avcılık eğitiminden sonra, suçlarını kabul edip, özür dileyerek, üstelik de avımızı bozarak yollarına devam ettiler. Bohçacıları gördüğümde tüfeği emniyete almıştım. Emniyeti  kapalı unuttuğum için, paçamdan kalkan iki bıldırcını da bohçacıların yüzünden kaçırdım. Bizim avımız da keyfimiz de bu olaydan sonra bozuldu. Avımızı bitirdik. Daha sonra soğuk subaşında, ağaçların gölgesinde, Çubuk usulü bıldırcın saç kavurma ile keyfimiz yerine geldi. Benimle meralarını ve sofralarını paylaşan, Çubuk Avcılar Derneği Başkanı ve üyelerine teşekkür ediyorum.

AV BAHANE ŞENLİK ŞAHANE...

Tekirdağ Avcılık ve Atıcılık İhtisas Kulübünün davetlisi olarak yazarımız Levent Kalınkara ile birlikte 2012 - 2013 sezon açılış şenliklerine katıldık. Tekirdağ'a bizi 10 yıldır davet eden sevgili dostum, mücadele arkadaşım, eski başkanımız sayın Alp Osman SİLAHTAROĞLU'nu ziyaret ettik. Hasret giderdik, bizi yelken kulüpte en iyi şekilde ağırladı. Kendisine teşekkür ediyorum. Sonra yeni külüp başkanımız Esat ÖZTEMEL ve ekibiyle buluştuk.

Tekirdağ'ın avlaklarının ortasına bir çiftlik evi  yapmışlar. Ava buradan gidip, av dönüşü burada buluşuyorlar. İçinde rahatlıkla yirmi kişi kalabilecek kapasitede bulunan çiftlik evinde yok yok.

Buzdolabından, çamaşır makinesine kadar her şey mevcut. Keyif ehli adamlar. Bahçesinde havuzu, çardağı, park yeri, şırıl şırıl akan pınarı ve beş dakika mesafede  avlakları... kısacası bu ekip imparatorluklarını kurmuşlar. Gece eğlence için toparlanmışlar. YABAN TV'den sevip , saydığımız ağabeyimiz Ali Birerdinç'te oradaydı. Tekirdağ Belediye Başkanımız Op. Dr. Adem Dalgıç ve kendisi çok iyi bir avcı olan Başkan Yardımcımız aynı zamanda Kent Konseyi Başkanı Levent Gündoğdu'nun da katılımıyla çiftlik şenlendi. Birbirinden güzel av yemeği ikramları, içecekler, tatlılar çok lezizdi. Müzik ziyafeti eşliğinde, Ali Birerdinç ve avcı dostların sohbetleri doyumsuzdu. Sabah bir iki mera dolaştık maalesef av yoktu.  Ali Birerdinç, " Kamil Üçbaş geldi avı kuruttu " dese de bıldırcının daha meralara
gelmediğini herkes biliyordu.

Öğlen saati şenlik alanına vardık. Alan müthiş güzel düzenlenmişti. Halk oyunları ekibinin gösterisi, müzisyenlerin konseri, pilav tavuk, içecek ikramı, Hatsan tüfeklerinin sponsorluğunda atış müsabakası ve çekilişler yapıldı. Aşağı yukarı tüm üyeler oradaydı. Tekirdağlı avcılar sazlı sözü, atışlı gönüllerine göre bir şenlik yaptı. Avcılık ve Atıcılık spor kulübünün yeni av sezonu açılışına Tekirdağ Belediye Başkan Vekili Başkanı Ali Kılıç, Kent Konseyi Başkanı Levent Gündoğdu ile beraber katıldı. Nusratfakı köy çayırında yapılan açılışta konuşan Kılıç,  yeni sezonun tüm avcılara hayırlı olmasını diledi.

Dernek yetkilileri şahsıma, Ali Birerdinç'e,  Kılıç'a  ve Gündoğdu'ya teşekkür plaketi sundular. Başkan Esat ÖZTEMEL'e, Yardımcısı Ömer AKYÜZ'e ve ismini yazamadığım tüm dostlara teşekkür ediyorum ve tüm emeği geçenleri kutluyorum. Günün sonunda, Tekirdağ deyince hep aklımızda olan, eski parlamenter, gerçek çevreci,  dostum Güneş Gürseler'i de evinde ziyaret ettik. Eskiden yeniden biraz lafladık.

BERGAMALI AVCILAR ATAKTA

15 Eylül Cumartesi günü Bergama'daydım. Sabah av organizasyonu olduğu için, Ankara'dan av kıyafetlerimle yola çıkmıştım. Beni karşılayan, Bergamalı avcı dostlar ile birlikte, Zeytindağ avcılar Derneği başkanı Mahmut beyin misafiri olarak bıldırcın avı için meraya girdik. Güzel bir av yaptık. Çok kuş yoktu fakat keyifli bir av oldu. Akşam avcı dostların katıldığı bir gece düzenlendi. Bergama'nın turistik bir restoranında yemekli, sazlı sözlü eğlence görülmeye değerdi. Ev sahipleri Ege havasında Zeybek,  ben ise Misketle geceyi şenlendirdik.  Ertesi gün Bergamalı ve çevre il ve ilçelerden gelen avcılar ile birlikte sabah avı  yaptık. Avdan sonra avcı dostlarla Bergama, Kozaklı mevkii piknik alanında bir araya geldik. Bergama Avcılar Atıcılar ve Balıkçılar Derneği tarafından pilav, bıldırcın güveci ve ayran ikram edildi. Bergama Belediye Başkanı Sayın Mehmet Gönenç'in de katıldığı şenlikte av sohbetleri yapıldı. Bergama Belediye Başkanı Sayın Mehmet Gönenç'e avcılıkla ilgili bilgilerin yanı sıra Bergama'da Nisan ayında yapılacak av köpeği müsabakasıyla ilgili destek istendi. Sayın Gönenç önce Bergama'nın tarihini anlattı, Bergama'da geleneksel olarak yapılan en eski kermeslerine  davet etti ve avcılara destek olunacağının sözünü verdi. Dernek başkanı Erol Gökçen avcıların ve köpek severlerin yakından tanıdığı Önder Girgin'in büyük çabasıyla yapılan etkinlik konuklara plaket verilerek onurlandırıldı. Emeği geçen ve şenliğe katılan tüm avcılara teşekkür ediyorum.

BURDUR'DA YASAL AVCILAR ÖDÜLLENDİRİLDİ.

Türkiye'de (Ava Atışlı) Mera Müsabakasını 5 yıldır kesintisiz yapan, Burdur Atıcılar Avcılar ve Balıkçılar Gençlik ve Spor Kulübü Başkanı Hasan GENCER ve ekibi yine Burdur'un yıldızını parlattı. Geceye YABAN TV Yönetim Başkanı sayın Melih Meriç, YABAN programcısı Ali Birerdinç ve ben sürpriz misafir olarak katıldık. Doğa Koruma İl Müdürlüğü yetkililerinin yanı sıra bir çok yöneticinin katıldığı yemekte Burdurlu avcılar ile eğlenceli ve ödüllü bir gece geçirdik. YILDIZ silah sanayinin ana sponsorluğunda, yasal avcılığı teşvik etmek amacıyla üç yıldır, avlanma pulu alan avcı üyelerine çekilişle hediyeler dağıtıyor. Hasan başkan bir faaliyet yaptığında yanında olmam gerektiğini düşünerek, üç yıldır bu yemeğin ve beş yıldır köpek müsabakalarının  abonesiyim.

Yönetim Kurulu Başkanımız Melih Meriç ve Ali Birerdinç ile Antalya’da buluşup Burdur'a birlikte gidecektik. uçaklarımız aynı saatte olmadığı için onlar gelene kadar Turgay Sulu kardeşim Antalya'da beni sahilde mekanında ağırladı. Tekne ile gezdirdi, paraşütle uçurdu, yedirdi, içirdi birde ünlü köpekleri tank ve bodo ile müthiş bir gösteri yaptı. Denizin içindeki koca tekneleri aport ettirdi. yüzerek tekneleri karaya çıkartan köpekler sahilde toplanan insanları hayretler içerisinde bıraktı. Turistlerin şaşkın bakışları arasında bende, tank ve bodonun köpek olmadığına karar verdim. sonra Melih Bey'i ve Ali Ağabey'i, Doktor Fahrettin bey, Turgay'ın mekanına geldi, kısa bir moladan sonra birlikte Burdur'un yolunu tuttuk. Melih Meriç çok doluydu yolun tamamında avcılık sistemini, ülkemizdeki sistemsizliği konuştuk. Dr Fahrettin bey ve Ali Ağabeyin fıkraları araya girmese yol bitmeyecekti.

Nihayet Burdur'a geldik. Burdur'un en şık mekanında yemekli yapılan davette, canlı müzik ve halk oyunları gösterisi ve yerel sanatçıların konseri vardı. Bu anlamlı geceyle üyelerini buluşturan Burdur Avcılar Derneği, avlanma pulu alan avcı üyelerine çekilişle; Yıldız Av Tüfekleri, Uşak Sülün Avlağında Av Ödülü, Fethiye'de Tatil, Mogan Av Bıçağı ödülleri dağıtıldı. Ayrıca yönetim kurulu tarafından belirlenen kişi ve kurumlara da birer plaket vererek onurlandırdılar. Başkan Hasan Gencer'in ve yönetim kurulu üyelerinin mutluluklarının gözlerinden okunduğu gecede mikrofonu eline alan Ali Birerdinç'in ve Melih Meriç'in yaptığı espriler geceye damgasını vurdu.

HAYMANA AVLAKLARINDA KANAT GÖRMEDİK.

Yazarımız namı- diğer İlhan Baba (İlhan Ertem) ile çoktandır bir bıldırcın avı yapalım diyorduk. İlhan baba ile en son bıldırcın avına gideli sanırım 15 yıl olmuştu. O avımız ilk ve son olmuştu.  

Sevgili İsmail Hakkı Albayrak'ın Ankara Haymana yolu üzerinde güzel avlakları olduğunu biliyordum. Geçen yıl sabah işe gelmeden köpeğiyle uğrayıp kotayı dolduramasa da hatırı sayılır bıldırcın avladığını biliyordum.

İsmail beyi de alarak, bildiğimiz avlağa doğru sohbetler eşliğinde yola koyulduk. Avlağa geldiğimizde bir de ne görelim. Tüm tarlalar sürülmüştü. Bir iki ayçiçeği tarlası ve uzaklarda bir iki sürülmeyen tarla vardı. Oraya kadar gitmişken suyun kenarlarına şöyle bir baktık. Av yok. Ay çekirdeklerini bir dolandık. Orada da yok. Uzakta sarı renkte gördüğümüz tarlalara yöneldik. Yaklaştıkça, neredeyse toprağa sıfır şekilde kesilen ekin  saplarında da kuşun olmayacağına kanaat getirdikten sonra avlağı terk etmek zorunda kaldık. Kısacası köpek gezdirmiş olduk.

Sevgi ve saygılarımla...
Gönder