%100 Doğa Outdoor Yaşam Etiği

Yazarlar

Anasayfaya git Sonraki yazara git Önceki yazara git
  • Kişi beğendi
  • Yazı Boyutu :
    Yazıyı Büyüt Yazıyı Küçült
  • Paylaş :

Solcular Ava Karşı mı ?

Ali Coşar - İsveç
info@yabantv.com

Uzun yıllar hükümet ortaklığı yapan sol partinin İsveç siyasi yaşamında önemli bir yeri var.

Bu parti av camiası tarafından ava karşı olmakla ilintilenir çoğu zaman.

Parti gurubunun geçen yıl av kanundaki bir paragrafın değiştirilmesi için verdiği meclis önergesi bu yargıları daha da güçlendirmişti. O paragraf maddesi değişseydi, avcılar köpeklerini savunmakta zorlanacaktı. Köpeğini savunma deyip geçmeyin, bu hem hukuki hem de ''pratik-i'' nedenlerle önemli bir sorun.

İsveç'te ayı ve kurt avı yapılıyor. Kurt avı sık sık gündeme geliyor, tartışmaların kreşlerden Avrupa Birliği koridorlarına kadar uzadığı oluyor.

Örneğin daha önce serbest bırakılan kurt avından dolayı ülke Avrupa Birliği ile mahkemelik oldu. Sonuna kadar da  bildiklerinden ödün vermedi. Çünkü oradakilerin bilgisi eksikti. Tabi ki doğru argümanlar gösterilerek…

O yüzden de bu av karakter değiştirdi. Artık adı kurt avı değil de, ''koruma avı''. Evcil hayvanları kurt saldırısından (saldırma durumlarında) koruma avı. Kurt sayısının artması ile birlikte telef olan av köpeği sayısı da hızla arttı. Öyle ki bazı bölgelerde avcılar kurt korkusundan dolayı, çok sevdikler av yoldaşı köpeklerini salıp avlanamaz oldular!

Jonas Sjöstedt Sol Parti'nin çiçeği burnunda yeni seçilen başkanı, Kuzey İsveçli…

Burası önemli! 

Çünkü av karşıtı olduğu dedikoduları dolaşırdı ortalıkta. Herkes'in avı sevmesi ne kadar absürt ise, kuzeylilerin ava karşı olmaları da bir o kadar absürt. Pratikte bu karşıtlık, dedesine, babasına, annesine, eşine, kızına, oğluna, kardeşine veya yakın dostuna karşı olması ile eşdeğer. Birinden biri mutlaka avlanıyordur.

Çünkü kuzey İsveç'te av hayatın önemli, belki de en önemli parçası. Eskiden mahrumiyet bölgesi iken parçası bütünü yoktu. Yaşam= av ve balık demekti… 

Benim de en büyük tutkum bu mahrumiyeti yerinde görmek, incelemek havasını teneffüs etmekti. Geçmiş zamanın güzel yanları ile yaşamak hoş, bu daha ne kadar sürer? Bilinmez...

Avcılar cemiyeti işi uzatmaktansa bu soruyu yekten Jonas yoldaşa sordu.

Jonas Sjösted ava karşı olmadığını, partisinin de meclise verdiği önergeyi geri çekerek bunu ispatladığını söyledi.

- Av oldukça doğal ve kültürümüzde büyük bir yeri var, ayrıca zorunlu, aksi takdirde böyle güçlü bir sığın ve diğer yaban hayvanı popülasyonumuz olmazdı. Koruma perpespektifi eklendiğinde av eti hayvan fabrikalarındaki  hazır etlerden daha lezzetli ve kıymetli diyor. Avın bir zengin uğraşısı olmasına karşıyız! Demeyi de ihmal etmiyor.( Ne de olsa ideolojik bir boyut var)

- Ben avcı bir aileden gelmiyorum fakat bu uğraşın birçok insanı angaje ettiğini biliyorum. Örneğin iş hayatında iken çalıştığımız Volvo otobüsleri fabrikasında çalışanların çoğunun yıllık izinlerinin bir bölümünü sığın avı zamanına denk getirdiklerini biliyorum diyor.

Yine de partinizin ava karşı olduğu gibi bir izlenim var kamuoyunda. Bu doğru mu?

-Hayır doğru değil. Kendim Avrupa Birliğinde av sorunları ile ilgili komisyonlarda görev aldım. Partim adına İsveç meclisinde: Orman şirketlerinin fahiş av kiraları politikalarına karşı önergeler verip  dar gelirli avcılar lehine çalıştım kanun teklifleri hazırladım.

Avrupa birliği ülkelerinin İsveç'te dilediği gibi avlanmalarına karşı çıktık…

Çünkü İsveçli avcılar av etiği konusunda çok bilinçli ve bu ülkede köklü bir av ve doğa eğitimi geleneği var.Korumacılık açısından bu çok önemli, ayrıca av işletmeciliği bizim ülkemizde mükemmel işliyor…

Yırtıcı hayvanlar konusunda partinizin çıkışları avcılar tarafından şüpheyle karşılanıyor çoğu zaman.

- Bu konuda da camianızın ağırlıklı bir kesimi ile ayrı düştüğümüzü pek sanmıyorum.

İsveç'te büyük çoğunluk faunamızda güçlü predatörlerin olmasından yana, aranızda bu görüşte olan çok insan tanıyorum.

- Örneğin bu güçte bir ayı popülasyonu olduğunu biliyoruz, o yüzden de avlanmasında herhangi bir sakınca yok.

-Bakın önergeyi neden geri çektiğimizi size söyleyeyim...

''Kurt avı ve yeni formülasyonlar konuşulduğunda, birçok insanın bunu kötüye kullanacağına inandık.

Baktık ki, durum öyle değil.  Çiftçi kurtlara karşı evcil hayvanını, avcı da onlar için çok değerli olan av yoldaşı köpeklerini korumak istiyor. Bu çok insani bir duygu. Kaygılarımızın yersiz olduğunu gördük.

Pratikte bunu yaşadık.

-Toplumda, yırtıcı hayvanların artması ve  taşradaki insanların yerlerini terk etmesi arasında bir bağ kuruluyor.

Bu da siz avcıların sıkça işlediği pek gerçekçi olmayan bir argümandı. Taşradaki problem ve nüfus azalması, modern toplumların urbanlaşma(şehirleşme) sorunlarından kaynaklanıyor, yırtıcı hayvanların artmasından değil. Okullar, dükkanlar, banka şebekeleri kapanıyor. Sosyal hizmetler azalıyor. İşsizlik artıyor…

Bence, taşrada kurt,  artan sosyal dıştalanmanın sembolü, katalizatörü oldu...

İsterseniz ülkede ne kadar kurt varsa avlayın! Göreceksiniz ki  sözünü ettiğim bu problemlerin sonu gelmeyecek.''

Avcılar, yırtıcı hayvanlara ayrılan  aşırı bütçeleri tartışıyor: Kurtlara takılan gelişkin teknik aletler, helikopterler, bunca memur, araştırmacı vb. masraflar…

Diğer yandan, okullardan, yaşlı bakımına ve sağlık sektörüne kadar kesilen kısılan bütçeler… 

Bu kaynaklar oraya aktarılsa?  Sizce,  o yüzden mi toplumun bir bölümü ayyuka çıkan kurt tartışmalarına tepkili ?

-Hımm… İlginç! Düşünmem gerekiyor…

- Bugünkü şehirleşme temposunda insanların doğaya çıkmalarından daha yararlı bir şey yok. Avlanmalarında da hiç bir problem görmüyorum. Diğer ülkelerden gelip ülkemize yerleşen büyük bir kitle var, bunların bize has nimetlerden faydalanmaları, entegre olmaları zor olabilir. Bu sorumlulukta siz avcı organizasyonlarının omuzlarında…Belki okullarda daha da aktif olmalısınız…

-Anahtar rolünü oynayacak olan siz avcılarsınız…

Ekrem abi, 

''Tek Yol Devrim''

Bu uzun ince yolda kendimiz bir sağa bir sola vuracağız. Yol uzun mu uzun, çok oldu vur şöyle bir sazın teline…

Gönder