%100 Doğa Outdoor Yaşam Etiği

Yazarlar

Anasayfaya git Sonraki yazara git Önceki yazara git
  • Kişi beğendi
  • Yazı Boyutu :
    Yazıyı Büyüt Yazıyı Küçült
  • Paylaş :

"Daha fazla kitap okuyun" Kedisi ( YENİ)

Nesrin Özçelik
info@yabantv.com

Denizcilikte ”iki kulaç derinlik” anlamına gelen bir takma isim kullanan Amerikalı yazar Mark Twain, gazetelere gönderdiği bir yazıda şöyle yakınır:

''Ölüm ilânlarımdaki oldukça abartılı söylentilerden dolayı gerekli gördüğüm açıklama''.

Amerika'da Iowa eyaletinin küçük tarım kasabası Spencer'de soğuk bir kış sabahı, patileri buz tutmuş birkaç haftalık bir yavru kedi, kütüphanenin kitap iade etme deliğinden içeri atılıyor.

O gün işe gelen kütüphane çalışanları, masaları düzenlerken bir miyavlama sesi duyuyorlar ve şaşkınlıkla sağa sola göz atınca bu  mavi gözlü, sarı renkli kediciğin bir köşede oturup sakin sakin kendilerine baktığını görüyorlar.

Çalışanlar, yöneticilerin itirazlarına rağmen yavru kediyi kütüphanede besleme isteklerinde direniyorlar. Yufka yürekliliğin bir erdem olduğu o dönemde yöneticiler, biraz da sevimli yavrunun cambazlıklarını gördükten sonra ”ikna” oluyorlar. Sonra da kediye uygun bir ad bulunuyor: Dewey Readmore Books “daha fazla kitap okuyun”.

2006 Yılının kasım ayında 19'uncu yaş gününden birkaç gün sonra ölen kütüphane kedisi, herkesi yasa boğuyor.

Çünkü insanlara gösterdiği sevgiyle, çeşitli maharetleri ve muziplikleriyle, çevresine saçtığı neşe ve sıcaklıkla ünü bütün dünyaya yayılmıştır. Kendisini yalnız hissedenleri altıncı hissi sayesinde  anlar, patisini kaldırarak onları selamlar ve ahbaplık edermiş. Bu kediyi ziyaret için çok uzak yerlerden gelenler bile oluyormuş. Yıllık tatillerini özel olarak böyle bir ziyarete denk getirmek üzere ayarlayanlar da oldukça çokmuş.

Bu kedi sayesinde Iowa eyaleti tarihi, sanatı, kültürüyle tanınır olmuş ve Spencer kasabası da dünya haritasına oturmuş. O yüzden kedinin ölümü bütün dünyayı kalbinden vurmuş.

Değişik ülkelerde 300'e yakın gazete kedinin ölüm ilânlarını yayımlamış. Bu “dünyalı kedi”, kütüphaneye gelen insanların çokluğuna alışmış ve onları sevmiş. İnsanlar da onu. Bir çok televizyon kanalı kütüphane kedisi hakkında programlar yayımlamış.

Japonya'dan bir televizyon ekibi Amerika’ya kadar giderek kedinin cenaze töreninden naklen yayın yapmış.

Bu gerçek hayat hikâyesi kitabını okuduğum zaman gözyaşlarımı tutamadım. Özellikle kütüphanin 19 yıllık gelişim süreci çok etkileyici. Dünyanın kalbiyle bizim ülkenin kalbini karşılaştırdım ister istemez.

Kütüphanede çalışan romanın yazarı Vicki Myron'un trajik hayat hikayesi de etkilemedi değil beni. Hastalığı, ölümler, alkolik kocasından boşanma uğraşısı falan. Gerçekten üzüldüm. Bu tür acıklı olayları okurken karnıma hep ağrılar girer, sıkılırım. Yalnızlık çeken bir kadının dinmeyen acısı, korkunç hırpalanışı konusunda dalga geçktiğimi sanmayın. Belki de kedi bir romana tek başına malzeme olacak kadar yeterli  değildi.

Kütüphanenin girişinde olan ve mezar taşında, ''Dewey kedisi anısına daha fazla kitap okuyun!'' yazan bu kedinin mezarını ve kütüphaneyi ziyaret etmeyi çok isterdim. Bir cebime bir kaç mendil koyarak.

Cenk Eren,''Kedi köpek değil, babam öldü, dostlarım aramadı. Onlarla karşılaştığımda ne yapacağımı biliyorum. Nükhet Duru ile köprüleri attım”, gibisinden lâflar etmiş.

Hayvanları koruma derneği durur mu yerinde! Hemen Cenk Eren'i mahkemeye vermişler. Toplumda spesifik kedi ve köpek sevgisinden sorumlu dernek oldukları için.

Mahkemelerde neden bu kadar çok birikme olduğunu ve hukuk sistemimiz neden böylesine hantallaştığını şimdi anlıyorum.

Neden sevimsiz bir toplum olduğumuzu, sanatçılarımızın saldırgan ve laubali dilinden de anlıyoruz.

Mazzallah bu adı geçenler ve ''Panter Emel'' İstinye Park'ta filan karşılaşırlarsa  kan gövdeyi götürür. İşte bundan korkuyorum.

sevgiyle

Gönder