%100 Doğa Outdoor Yaşam Etiği

Yazarlar

Anasayfaya git Sonraki yazara git Önceki yazara git
  • Kişi beğendi
  • Yazı Boyutu :
    Yazıyı Büyüt Yazıyı Küçült
  • Paylaş :

CİĞERLERİMİZ (YENİ)

Jak Boeno
info@yabantv.com

Sualtı avcılığında nefes alıp verme konusu son derece önemlidir. Bu konunun daha net anlaşılabilmesi için biraz detaylı fizyolojik bilgi vermek istiyorum.

Ciğerlerimizi şematik olarak gözünüzün önüne getirin ve dört eşit  kata bölün.

 

Üst kat  (Tidal volume)

 

0.35-0.50 litre civarında havanın nefes alıp verme ile içeri girip çıktığı bölümdür. Med cezir gidiş gelişine ithafen Tidal kelimesi ile ifade edilir.

Normal şartlar altında ve sakin pozisyonda nefes alıp verdiğimizde oksijen ihtiyacımızı karşılamak üzere ciğerlerime aldığımız ve geri verdiğimiz hava bu kadardır.

 

İkinci kat ( İnspiratory reserve volume)

 

Kuvvetli ve derin bir nefes alma sonucunda içeri alınabilecek maksimum hava miktarını ifade eder. Öncelikle diyaframı ve arkasından göğüs kafesimizi doğru olarak kullandığımızda içeri alabileceğimiz maksimum hava, ciğer yapısına ve antrenmanlı olmaya bağlı olarak 2 ila 3 litredir.

 

Birinci kat ( Expiratory reserve volume)

 

Normal nefes vermenin ardından, yine diyaframla başlayarak devam ettirdiğimiz zorlama nefes verme hareketi sonucunda dışarı boşaltabileceğimiz maksimum hava miktarını ifade eder. Bu miktar 1-1,5 litredir.

 

Alt kat ( Residual volume)

 

Güçlü bir nefes vermeden sonra ciğerlerde kalan havadır. Bu miktar da ortalama 1,5 litre civarında.

Güçlü nefes vermekten kastettiğim, ciğerlerin pasif yani kendi kendine sönmesinden sonra, diyafram, göğüs kafesi ve omuzlarımızı kullanarak dışarı attığımız havadır.

 

Ciğerlerin aktive edilmesi ve yaşamımızı sürdürebilmemiz için gerekli olan miktar (Vital  Capacity);  Tidal volume, İnspiratory ve Expiratory reserve’ lerden oluşuyor.

 

Apnea ve sualtı avcılığı için, ciğerlerin doğru ve tam doldurulmaları çok önem taşır. Bu işlem, tamamen teknik bir konudur ve sağlıklı bir bünyenin kolaylıkla başarabileceği bir işlemdir.

 

Konsantrasyon, zihin gücü ve düşünce becerisi, nefesli dalışın psikolojik kısmını yani yarısını oluşturur. Bu becerileri geliştirmek için, konu hakkında bilgi toplamak, okumak ve bol bol antrenman gerekiyor. İşin diğer yarısı, doğru nefes alıp verme, ciğerlerin tam ve doğru doldurulmaları, diyafram kullanımı, nefes tutma şekli ve teknikleri gibi parametrelerden oluşur.                            

 

Sıkça bahsedilen ciğer kapasitesi deyimi, ciğerlerimizin tam dolu olduğu zaman, içindeki havanın hacmini ifade eder. Standartlar dahilinde ortalama değer 6 litredir. Ciğer hacmi 9-10 litreyi bulan insanlar olduğu gibi, 4 litre ile sınırlı olanlar da mevcut.                         

Ciğer kapasitesinin yüksek olması, avantajdır, ancak herşey demek değildir. Önemli olan, ciğerlerimize doldurduğumuz havayı, mümkün olduğu kadar ekonomik ve dikkatle kullanmaktır. En çok oksijeni kaslarımız tüketir. Bunun anlamı, sualtında iken mümkün olduğu kadar, suya uyum sağlamak, ağır hareket etmek, gereksiz devinimlerden kaçınmaktır. Bu disiplinin, avcılık için de çok önem taşıdığını unutmayalım.                                  

 

Doğru nefes alıp vermek                        

 

Vantilasyon ritmi, organizmanın, ihtiyaç duyduğu oksijen miktarına göre belirlenir. Kandaki karbondioksit miktarının yükselmesi ve oksijen miktarının düşmesi, nefes alma ihtiyacı oluşturur. Nefesimizi tuttuğumuz andan itibaren, organizmanın oksijen ihtiyacı, ciğerlerimizde, depoladığımız havadan kullanılacaktır. Ne kadar az oksijen tüketirsek, nefes tutma süresi uzar, ancak tehlike sınırı olduğunu da hatırlatalım.

Oksijeni, kandaki kırmızı hücreler taşır. Bu hücreler, her zaman satüredir, yani, hava ile temas

ettikleri anda, yüklenebilecekleri tüm oksijeni alırlar. Bu özellik, çok önemli bir konunun anlaşılmasına yardımcı olacaktır.

 

Hipervantilasyon

 

Derin ve arka arkaya yapılan nefes alıp verme işlemine hipervantilasyon diyoruz.

Nefesli dalış ve sualtı avcılığının, bugünkü seviyelerine henüz ulaşmadığı 60 lı yıllarda, hipervantilasyonun, apnea süresini uzattığı ve yapılmasında fayda olduğu düşünülüyordu. Ancak, bu tekniğin son derece riskli ve hatta senkop sonucu ölüme neden olabileceği artık biliniyor.

Kırmızı hücrelerin, her zaman oksijenle tam olarak yüklendiğini biliyoruz, o halde, nefes alıp verme sıklığı ve derinliği ne olursa olsun, bu hücreler, alabileceğinden daha fazla oksijen yüklenemez, yani kandaki oksijen miktarı artmaz ancak başka bir olay meydana gelir.

Karbondioksit seviyesi, kritik uyarı noktasının altında kalır.

Nefes alma ihtiyacını belirleyen ve uyarı sistemini harekete geçiren, kandaki karbondioksit seviyesidir.

 

Derine indikçe artan dış basıncın etkisiyle küçülen ciğerlerimizdeki oksijenin kısmi basıncı da artar. Kendimizi çok konforlu hissederiz. Diğer yandan hipervantilasyon yapmış isek kandaki CO2 seviyesi de düşmüştür. Bu seviye henüz alt sınırda olduğu için nefes almaya ihtiyaç duymayız, halbuki oksijen tükenmeye devam etmektedir.

Nefes alma ihtiyacı ile birlikte yüzeye doğru çıkış esnasında ciğerlerimizdeki oksijenin kısmi basıncı da aniden kritik seviyenin altına düşer

Bilinç kaybı ve bayılma, birden gelir ve eğer yalnız isek, boğulma ve ölümle sonuçlar.

Senkop son  metrelerde görülür bu nedenle sığ su bayılması (shalow blackout) olarak adlandırılır. 

Bu nedenle, özellikle yeni başlayanlar için çok önemli bir temel uyarı yapmak gerekiyor.

Kesinlikle Hipervantilasyon yapmayınız !

 

Nefes alıp verme ritmi, sakin ve uzun periyodlu olmalıdır. Av sırasında, nefes nefese kaldı iseniz, muhakkak ara verin, tekneye veya kıyıya çıkın, birkaç balık ayıklayın, yer değiştirin veya partnerinizle sohbet edin ve en az 10 dakika soluklanın.

Avlanma ritmi çok önemlidir. Örnek vermek gerekirse, 10 metrelerde avlanıyorsanız, iniş çıkış dahil 1-1,15 dakika, iyi bir performanstır. Bu süreyi aşmamak kaydı ile, her dalış arasına, ortalama 3 dakika soluklanma koyarsanız, uzun süre av yapabilirsiniz

 

Ciğerlerin tam doldurulması

 

Ciğerlerimiz, kaburgalarımız ve alt kısımda bulunan diyafram kası ile çevrelenir. Öncelikle diyaframın aşağı hareketi, sonra, kaburga ve köprücük kemiklerinin ileri ve yukarı hareketleri ile ciğerler şişer, aynı hareketlerin tersi ile söner. Oturduğumuz yerde veya dinlenirken, dolum işlemi oldukça sınırlıdır. Gerektiği kadar hava alır ve veririz. Oysa, nefesli dalış için, dolum işleminin ciğerlerin en uç noktalarına kadar yapılması gerekiyor. Bu işlem birkaç safhadan oluşur.

Satıhta gerektiği gibi soluklanıp gevşediniz. Kalp ve nefes alıp verme ritminiz normal sınırlarda.

 - Ciğerlerinizi zorlamadan nefesinizi verdikten sonra, önce diyaframınızı çalıştırarak, ciğerlerin alt ve uç kısımlarını tam olarak doldurun. Bunu yapabilmek için, göğsünüzü kullanmadan, karnınızı, bir hamile gibi şişirin. Bu işlem sonucu, diyaframınız, alabileceği en aşağı pozisyonu alacaktır.

Hemen arkasından, karnınızın pozisyonunu bozmadan, göğsünüzü şişirin ve dolum işlemini omuzlarınızı biraz geri alarak tamamlayın. Bu çalışmayı, karada, yere bağdaş kurarak ve belinizde sizi sıkan bir şey olmadan yapabilirsiniz.

 - Boşaltma işlemi de aynı şekilde tersine sıra ile yapılır. Ciğerlerinizi tamamen boşaltmak için efor sarfetmeyin.

Karnınızı şişirebilmeniz için, kullandığınız ağırlık kemerinin esnek malzemeden olması gerekiyor.

 

Nefesin tutulması

 

Ciğerlerinizi tam olarak doldurdunuz. Sıra deponun ağzını kapatmaya geldi. Ciğerlerin kapatılma yöntemi oldukça önemlidir. Özellikle yeni başlayanlar, bu konuda sıkça hata yaparlar.

Nefesinizi, diyaframdan tutarsanız bu  durumda, diyafram kasılır ve o pozisyonda kalır. Ciğerleri sürekli aşağı çekili tuttuğu için de siz nefesinizi tutmuş olursunuz. Ciğerlerinizi doldurduktan sonra, ağzınızı kapatmadan bu şekilde nefesinizi tutmayı deneyin. Zorlanarak, güç harcadığınızı göreceksiniz.

Diyafram oldukça büyük bir kastır ve çalıştığı zaman çok oksijen tüketir. Nefes tutmak için, diyaframınızı kasıyorsanız hem belirli oranda stres yaşarsınız hem de, apnea süreniz kısalır.

Ciğerlerinizi bir balon gibi düşünün. Havanın tek çıkış yolu olan gırtlağınızı kapatırsanız, bu balonun ağzını bağlamış olursunuz. Yutkunma işlemi sırasında, nefes borunuz nasıl kapanıyorsa, aynı işlemi bilinçli olarak yapmayı deneyin. Tarifinden daha kolay olduğunu göreceksiniz. Nefesinizi, gırtlağınız ile tuttuktan sonra, diyafram ve göğüs kafesinizi rahat pozisyonda serbest bırakın, ciğerlerinizdeki hava, her noktaya aynı basıncı uygulayacağı için, nefes tutmanın meydana getirdiği stresi en aza indirger.

 

Birkaç püf noktası

 - Ciğerlerinizi, hiçbir zaman patlayacakmış kadar doldurmayın.

 - Kesinlikle hipervantilasyon yapmayın.

 - Oksijen ihtiyacınız sizi zorlamadan önce, henüz rahat iken, işinizi bitirip çıkmaya bakın.

 - Nefesli dalış, belirli disiplinler haricinde, ve özellikle sualtı avcılığı için kullanıldığında, bir   yarışma olmamalıdır. Bu sporu, kendi zevkiniz ve huzurunuz için severek yapın.

 - Her zaman doğru malzeme kullanın.

 

Ciğerlerimizin neden tam ve doğru olarak doldurulmaları gerektiğini açıklamaya çalıştım. Sonuç olarak çok basit olarak ciğerlerimizde ne kadar hava varsa yani depomuz ne kadar dolu ise o kadar uzun yol yaparız. Bu olgunun ikincil parametreleri içinde aleyhimize çalışanlar da var. Örneğin dış basıncın artması ile  satıhta tam doldurduğumuz ciğerlerimizdeki havanın da basıncı da artıyor. Bunun sonucunda fizyolojik olarak sıkıntı hissi oluşuyor. Buna alışmak lazım. Diğer yandan basıncın artması ile, ciğerlerimizdeki O2 nin de kısmi basıncı artıyor. Bu nedenle aşağı indikçe kendimizi daha konforlu hissediyoruz. Bu duygu senkop tehlikesine davetiye çıkarır.

Solunum sistemi, ağız ve burun girişi ile başlayan bir borular sistemidir.

 

Nefes borusu ( Trachea), aşağı indikçe ciğerlere varmadan önce ikiye ayrılır (Bronchi). Her bir ciğere girdikten sonra bronchiler daha ince dallara ayrılırlar (Lobar bronchi). Bunlar da bir ağacın dalları gibi bölünerek önce Bronchiole’ lere son olarak da Terminal bronchiole’ lere bölünüyor.

 

Bunların uçlarında mikroskobik kesecikler var. Alveol olarak isimlendiriyoruz.

Alveol çeperleri o denli incedir ki, O2 ve CO2 difüzyonuna imkan verirler.

Sonuç olarak alveollerin görevi havayı depo etmek veya depo etmeyi sağlamak değil bu difüzyona imkan vermektir.

 

Geriye kalan tüm sistem yani ciğerler, ciğerlerin şişirilmesi ve boşaltılmasına yarayan kas sistemleri, istemli ve istem dışı hareketler, havanın alveollere kadar ulaşmasını ve geri dönmesini sağlamak için yer alırlar. Bu bilgilerden yola çıkarak;

Aynı şartlar altında ciğerlerimizi doldurduğumuz oranda apnea süremiz uzar.

Ciğerleri tam doldurmadan yapacağımız çalışmanın endirekt bir faydası var. Oksijenin az olduğu veya yokluğu (anaerobik) durumundaki antrenmanlarda, kaslarda oluşan laktik asidin tolere edilme sınırları artar. Yaptığımız spor için bunun faydası var.

Sonuç olarak, iyi bir apnea becerisi için, ciğerlerin tam ve doğru doldurulmaları gerekiyor.

 

Yeri gelmişken ciğerlerimizin pasif organlar olduğunu ilave etmek istiyorum. Bu konu yanlış anlaşılıyor. Ciğer kapasitesini arttırmak ciğerlerimizin mevcut hacmini arttırmak anlamına gelmez. Ciğerlerimiz balon gibidirler. Bu balonu doldurmak ve boşaltmak için gerekli olan kaslarımızı kullanıyoruz.

 

Ciğer kapasitesini arttırmaktan kastedilen, doğru kas gruplarını olabildiğince verimli kullanarak, ciğerleri uçlarına kadar doldurabilmektir. Bunun için diyafram, göğüs kafesi ve klavikül dediğimiz köprücük kemiklerimizden oluşan üçlü sistemi doğru ve iyi kullanmayı öğrenmek gerekiyor. Bu kasları aletler ve çalışmalarla geliştirmek de mümkün.

Diyafram kasını güçlendirmeyi hedefleyen antrenmanlar ve cihazlar var. Basit bir çalışma sistemi olan bu alet, içinize çektiğiniz havanın debisini kısarak diyafram ve diğer kasların zorlanmalarını sağlıyor. Bu şekilde bir müddet sonra bu kaslarda güçlenme gözleniyor. Aynı işi dar bir borudan içinize biraz zorlanarak hava çekerek de yapabilirsiniz.

 

Jak Boeno

Gönder