%100 Doğa Outdoor Yaşam Etiği

Yazarlar

Anasayfaya git Sonraki yazara git Önceki yazara git
  • Kişi beğendi
  • Yazı Boyutu :
    Yazıyı Büyüt Yazıyı Küçült
  • Paylaş :

Tavşan...

Ali Coşar - İsveç
info@yabantv.com

Yeni bir araştırma hayvanların, kışların giderek kısalmasına yeterince çabuklukta ayak uyduramadıklarını göstermekte. Bunun sonucu olarak, bu hayvanların beyaz kürkleri, karsız bir ortamda kolaylıkla görülmektedir.

Predatörlere çabucak yem olacak olan:
Orman tavşanları, yayla tilkileri ve kakımların (gelincik türü) kışlık beyaz kürkleri, bu hayvanlar için bir ölüm tuzağı olabilir.

Proceedings of the National Academy of Sciences’de yayımlanan bir araştırma, ABD’nin batısındaki Montana eyaletinde, kayalık dağlarda yaşayan Kuzey Tavşanı üzerinde uzun yıllar süren gözlemlere dayanmaktadır.

Bu tavşan kışın rengi beyaza dönüşen birçok memeli hayvan türünden biridir. İsveç’teki orman tavşanı, Arktis’teki kutup tavşanı, Amerika’ya özgü beyaz kuyruklu tavşan, yayla tilkisi ve kakımın yanı sıra uzun kuyruklu gelincik, küçük gelincik ve beyaz keklik de kışın beyaz renge bürünen hayvanlardan.
Universty of Montana’daki biyolog Scott Mills’in yönettiği araştırmacılar yaklaşık 50 tavşana üç kış mevsimi boyunca verici bağlamışlar…

Bu hayvanların ne kadar iyi ya da kötü kamufle oldukları haftada bir kez not edilmiş. Tavşanların, yerde ne kadar kar bulunduğuna bakılmaksızın, yaz kürklerini kış kürklerine -ve tersine, kış kürklerini de yaz kürklerine- dönüştürmeye her yıl aynı tarihte, sonbaharda 10 ekim, ilkbaharda 10 nisan civarında başladıkları saptanmış.

Bu da bu hayvanların, kışların daha kısa olduğu bir gelecekte, değişimlere ayak uyduramayacağı anlamına geliyormuş.

Büyük bir olasılıkla bu, kışın kürk değiştiren bütün hayvanlar için geçerlidir.
Kendi payıma, kutup ülkelerindeki çeyrek yüz yıllık avcılık penceremden bu değişimi bilimden habersiz olarak gün be gün görüyor, izliyordum.

Hatta 10 yıl, tamamen şahsi, (avcı kalibresi çapını aşmayacak) bir orman tavşanı koruma projesi dahi yapmıştım…

Doğrusu, neden ve sonuç arasındaki uzun zaman farkı, iklim değişimlerini algılayıp kavramamızı zorlaştırıyor!

Bugün küresel ısınmanın sonucu olarak görülen sıcaklık dalgaları, su baskınları, iç bölgelerdeki fırtınalar, vb. gibi olguların nedeni, şu anda ne yaptığımızla doğrudan ilintili değildir, tersine insanların kırk elli yıl önce ne yaptıklarına bağlıdır. Bugün alacağımız bütün önlemlerin, ilk olarak kırk elli yıl sonra görülür sonuçları olacaktır.

Bu uzun süreli nedensellik bağlantısı, iklim değişimlerini masum gösteriyor. Somut kurbanlar, her şeyden önce gelecekte yaşayacak olanlardır.

Bu yüzden kimseyi şikâyet etmek ya da parmakla göstermek zorlaşıyor.

Hiçbir hükümet, küresel sorunu çözümleyecek bir yönetsel sanata sahip değil. Temelde sanayileşmenin bir sonucu olan bu sorunun nasıl çözüleceği konusunda kimsenin bir fikri yokken, aynı zamanda dünyadaki birçok yer, haklı olarak hızla sanayi toplumlarına dönüşmekte. Kamuoyunda küresel ısınma, soyut bir konu olarak algılanıyor ve günlük hayatın akışı içinde çok uzaklarda bir sorunmuş gibi görülüyor. Gezegeni düşünmek, sanki birilerinin ''büyük" düşündüğünü ispatlamaya çalıştığı bir entelektüel alışkanlık olarak sayılıyor.

İklim değişikliğine işaret etmek, gezegenimiz hakkında soyut sorumluluk duygusu yayma çabası değildir. Gezegen başının çaresine bakar!

Daha 300 yıl yetecek kadar petrol ve kömürünün var olduğu söyleniyor.

Asıl sorun, gezegende yaşayan canlı organizmalar!...

İklim değişikliğinin yarattığı toplumsal değişimlerin, demokrasi ve insan dayanışması açısından önemi. Son yıllarda iklim değişikliğine bağlı felaket haberlerinin sayısı artış gösterdi. Her geçen gün daha fazla endişeleniyoruz. Gezegenimiz, yaşam tarzımızın ve tüketim alışkanlıklarımızın doğal kaynaklara olan talebini karşılamakta giderek zorlanıyor. Bunun sosyal ve ekolojik maliyeti hayli ağır.

WWF’in (Doğal Hayatı Koruma Vakfı) 2007 yılında Avustralya’da başlattığı iklim eylemi Earth hour (dünya saati) her yıl artan katılımla bugün dünyanın en büyük çevre hareketi olma özelliğini taşıyor. 150’den fazla ülkede yaklaşık iki milyar insan katılıyor bu etkinliğe…

Bu yıl 23 Mart Cumartesi günü saat 20.30-21.30 arası, Boğaz Köprüsü, Galata Kulesi, Ayasofya Müzesi, Dolmabahçe Sarayı ve Saat Kulesi gibi tarihi yapılarda, insanların "doğayla uyumlu" yaşam için ışıkları bir saatliğine söndürmeleri, yine de iyimserlik yaratan bir küresel politika ve lokal ahlak belirtisi

Gönder