%100 Doğa Outdoor Yaşam Etiği

Yazarlar

Anasayfaya git Sonraki yazara git Önceki yazara git
  • Kişi beğendi
  • Yazı Boyutu :
    Yazıyı Büyüt Yazıyı Küçült
  • Paylaş :

Yivli Av Tüfek(ci)lerinin Acınacak Hali!

Ömer Borovalı
info@yabantv.com

Neredesiniz beyler?

Türkiye’de büyük av meraklılarını kıvrandıran bir diğer konu da yivli av tüfekleridir. İsteyeceğiniz tüfeği sınırlandırmak zorundasınız. Kullanılmamış yeni bir yivli av tüfeği almak istiyorsanız yalnız Makine Kimya Endüstrisi Kurumu tarafından ithal edilenler arasından seçmek durumundasın. Avcılık web sitelerinden ikinci el almaya razı olsanız da istediğinizi bulur musunuz, ne durumdadır o da meçhul. Fiyatı da ucuz olacak değil herhalde. İster yeni, ister ikinci el olsun satın alınması ayrı dert. Avrupa ülkelerinde avcılık belgenizi silah satan av malzemeleri dükkanına gösterir alırsınız istediğiniz tüfeği. Bırakın işin bürokrasisini, fiyatları da uçuk. Avrupa fiyatlarının 3, 4 katı. Tabii tüfeğin fiyatı ile de bitmiyor iş. Önce satın alma belgesini alabilmek için emniyetten dünyada eşi benzeri olmayan bir harcı yatırmak zorundasınız Maliye Bakanlığımızın tahsildarı vergi dairesine. Taşıma ruhsatı alacaksanız 2013 yılı harç fiyatı 3.093 TL, bulundurma alacaksanız da 990 TL. Avcı adam neden bulundurma ruhsatı alsın o da ayrı. Kurşunları da pahalı, istediğin markayı da, çekirdek tipini de bulamazsınız. Ne getirirlerse o. Atış antrenmanı yapılması ayrı derttir. Öncelikle, taşıma ruhsatınız varsa yıllık sadece 200 adet almaya hakkınız vardır. Yani ava değil de hedefe atış yapma keyfi diye bir isteğiniz, hakkınız olamaz. İçişleri Bakanlığımız, yani Devletimiz, uygun görmüyor istediğiniz kadar mermi atma hakkını size. 200 adet mermi ile kısıtlısınız, ister sadece ava gidin, ister hedefe de atın, dürbününüzü “0”layın, antrenman yapın, hepsi 200 adedin içinde. Takdir, Devletin.

Yivli tüfeklerde özellikle yüksek süratli ve enerjili Magnum tiplerinde çok atış yapıldığında namlu içi yiv ve setlerinde atılan merminin tipine göre bir aşınma olmaktadır. (1000 mermi atışın üzerinde) Bunda da tüfek vuruş hassasiyetini kaybetmektedir. O durumda namlunun değiştirilmesi gerekir. Ama bu bahsettiğim tabii ütopyadan ibaret. Devletinin bu işlerle uğraşmadığı, vatandaşının serbestçe istediğini yapmasından rahatsız olmayan ülkelerin devletlerinde olan biteni, kendimiz için var saymak gafletinden ibaret benimkisi. Zaten kim 1000’den fazla mermi atacak ki, olmasa da olur. Tasaya ne gerek. Bizim İçişleri Bakanlığımız da vatandaşı böyle bir masrafa girmesin diye 200 adetten fazla mermi satın almanıza izin vermeyerek ne kadar vatandaşının çıkarını düşündüğünü göstermiştir!

Tabii elinizdeki yivli av tüfeğiniz taa 40, 50 yıl öncesinden hatta daha öncesinden kalma ise ne olacak? 1971 yılında çıkarılan 1308 sayılı kanunla milletin elindeki yivli av tüfeklerinin ruhsata bağlanması hükmünden önce kimse nereden ve nasıl geldiğini sormazdı. Hatta 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun 1953 yılında çıkmadan önce av dükkanlarının vitrinlerinde yivli av tüfekleri ve tabancalar sergilenirmiş. Ben onu hatırlamıyorum ama yeni yetişirken eskiyi yad eden rahmetli ağabeylerimden dinlerdim, ben de ah vah çekerek. Yivli av tüfeklerinin 1971’de bu ilk ruhsata bağlanmaları işleminde de kimseye elindeki tüfeği nereden bulduğu da elinde kaç mermisi olduğu da sorulmamış, kaydedilmemişti. Yıllarca dağ tepe av yapmış bu tüfeklerin istendiğinde namlularının değişimini bir kenara bırakın, ruhsat süreleri bittikçe her beş yılda bir “0”da yeni satın alınan bir tüfekle aynı harcı ödeme zorunluluğu da ayrıca canını yakıyor insanların. Mesele zenginlik, fakirlik meselesi değildir, bir tutkunun devletçe istismarıdır.

Her konuşmamda veya konuyla ilgili bir yerlere yazdığımda bunu da örnek gösteriyorum. Bizim yivli av tüfeklerimizin 5 yıl için verilen taşıma ruhsat harcının bir yıllığa tekabül eden karşılığı, “0”da alacağınız 1200 cc bir otomobilin yıllık taşıt vergisinden fazladır. Üstelik taşıt vergileri arabanız eskidikçe düşer (tabii, lafta öyle, zira her yıl harçlar nasılsa artırılıyor), en azından yenisinden daha düşük oluyor. Ama yivli av tüfeğinizin harcı eskimeyle falan azalmaz, her yıl da artar. Diyorum ya tutkunun devletçe istismarı diye.

MKEK tarafından 1991 yılında yivli av tüfeklerinin ithaline izin çıkmasıyla getirilip satılan ve İçişleri Bakanlığınca avcılara taşıma ruhsatı verildiği malum. Sonra da hangi sivri akla hizmet bilemiyorum ama, habire çıkarılan ilave kanun ve yönetmeliklerle yapılan uygulama değişiklikleri ile yamalı bohçaya dönmüş, 6136 sayılı ateşli silahlar kanununun 29.12.1999 tarihinde çıkarılan 99/13749 sayılı yönetmeliğinde “yivli av tüfeği” tanımında eskiden sadece tam otomatik ibaresi varken bu yönetmelikle yanına bir de “yarı otomatik” eklenerek bu tüfekler de taşıma ruhsatı kapsamından çıkartıldı. MKEK’nin dünya paralara sattığı bu tüfeklerin, taşıma ruhsatı için de maliye’ye verilen bir yığın paradan sonra, taşıma ruhsat süreleri sona erdikçe zorunlu olarak bulundurma ruhsatına çevrilmelerine ne buyrulur? Avcı yivli av tüfeğini sadece evde bulundurmak için almadı ki bu silahı. Vatandaşına suçlu gözüyle bakmayan bütün ülkelerde yarı otomatik av tüfekleri serbest olmasına rağmen Devletimiz avcımızın yarı otomatik tüfeği taşımasını uygun görmüyorsa o zaman MKEK’nin ithaline ne diye izin verdin? (Her silahın ithal izni İçişleri Bakanlığı Emniyet Genel Müdürlüğü onayından geçerek yapılmıştır ve halen de bu uygulama sürdürülmektedir.) Av turizmi kapsamında gelen yabancı turist avcı yarı otomatik yivli av tüfeği ,ile Türkiye’ye gelir avını yapar gider, ama bizim avcımıza bu silahını kullanması yasak. Sadece evinde bulundurabilir. Haydi diyelim ki insan halidir, devlet içinde de insanlar görev yaptığına göre, onlar da ilk başta ithaline izin vermekle hata yapılmıştır. O zaman, madem taşımasına izin vermiyorsun, isteyen vatandaşa rayiç bedelini öder satın alırsın. O da yapılmamaktadır. Diyorum ya tutkunun devletçe istismarı diye…

Ama şimdi keseri bir de kendi tarafımıza vuralım. Nerede avcı toplumunun sesi? Ama desenize “zenginin! yivli tüfeği” avcı toplumuna mı dert olacaktı. Büyük av avlamanın kendi vatandaşına bu kadar pahalı olduğu bir memlekette onu avlamaya tutkulu avcı da versin parayı yivli tüfeğe… Bu millet, avcılığı 1993’de bir MAK kararıyla bir anda 7 günden 3 güne indirildiğinde ses çıkarmamış, buna mı ses çıkaracaktı. Peki mesleği avukatlık olan ve yivli tüfek sahibi de olan birçok avcı var, bunlar neden bu olaya hukuki bir çözüm aramadılar ve hala da aramazlar. Ben sordum soruşturdum, devletin böyle bir para ödeyerek yarı otomatik av tüfeklerini isteyen vatandaştan satın alması için kanun gerekiyormuş. Buna neden bu hukukçu beyler hiç teşebbüs etmez biraz meclis kapısı aşındırmaz, kanun teklifi verdirmezler. Neyse benim meselem değil, benim yarı otomatik av tüfeğim hiç olmadı, olmaz da. Sevemedim yivli yarı otomatiği. Olanlar düşünmüyorsa ben ne yapayım.

Şimdi daha vahim ve beter bir olaydan kısaca bahsedeceğim içim burkularak.

Geçtiğimiz haftalarda Av Doğa dergisi sahibi ve İç Anadolu Av ve Yaban Hayatı Federasyonu Başkanı Kamil Üçbaş ile AYHAK-Av ve Av Yaban Hayatı Konfederasyonu bir çağrı yaptı. Daha doğrusu bir kampanya başlattı. Yivli av tüfeklerinden maliye bakanlığının aldığı fahiş ruhsat harcını protesto etmek üzere Türkiye’nin tüm avcılarına çağrıda bulundu. Derneklere dilekçe örnekleri de gönderdiler, üyelerce imzalanıp AYHAK faksına göndermeleri için. Gelecek bütün fakslar toplanıp Maliye Bakanı’na, İçişleri Bakanı’na ve belki de bir ümit avcısına sahip çıkarsa diye (ne de olsa büyük av kotalarını avcıya satarak üzerinden para da kazanıyor bu bakanlık) Orman ve Su İşleri Bakanı’na götürmek ve konuyu anlatarak bu harç uygulamasında değişik yapmalarını istemek üzere hazırlık yapıyorlar. Biz de, yabantv.com sitemizde bu çağrıyı haber yaptık. Ben de şahsen benim özel 400’e yakın çoğu da yivli tüfek sahibi olduğunu bildiğim avcı mail adresime dilekçe örneği de ekleyerek yazı göndererek bu çağrıyı duyurdum. Aradan bir hafta geçtiğinde tekrar aynı listeye hatırlatmada bulundum, dilekçe göndermeyi ihmal edenler varsa diye. Hatta büyük av meraklısı olmasanız da, yivli tüfeğiniz olmasa da gene de bu çağrıya cevap verin ve dilekçeyi bakanlıklara ulaştırılmak üzere AYHAK faksına gönderin dedim. Bugün Türkiye’de 6, 7 bin olduğu tahmin edilen! yivliciler için bir araya gelin. Yarın sizin için de bu birliktelik gerekebilir hatırlatmasını da yazıma ekledim.

Birkaç gün önce de AYHAK başkanı dostum Işın Arıkök’ü telefonla arayıp durumu ve kaç dilekçe geldiğini sordum…

Geçen gün Cnntürk’deki programda bir çevreci, hayvansever yazar hanım anlatıyordu Kaş’taki Yunus Gösteri Parkı’nın kapatılması ve yunusların doğaya serbest bırakılması için 20 bin imza toplamışlar. Bilmiyorum bu size ne ifade etti.

Yazımı burada bitiriyorum. AYHAK’a kaç faks geldiğini yazmayacağım. Yazmayacağım ama bu yazımı okuyan herkesin kendi benliği adına, AYHAK’ın faksına (0312 – 229 54 03 veya 0312 – 230 69 60) bu harç uygulamasını protesto eden bir dilekçe yazıp altına isim soyad ve adres yazarak imzalayıp göndermelerinin bu davamıza sahip çıkmak olacağına inanıyorum.

Hürriyet Gazetesindeki 9 Nisan 2013 tarihli köşesinde şöyle yazıyordu Ahmet Hakan “…yazmaya, konuşmaya devam. Söylediğinde duymuyorsa sağır kulaklar, bağırarak konuşacaksın,. Bağırdığında da iplemiyorlarsa koro oluşturup bağıracaksın… Yine de duymuyorlarsa… Konuşmaya devam edeceksin…”
Neredesiniz beyler?

Gönder