“Bir öneri daha” isimli yazıma çok eleştiri aldım. Eleştirilerin yoğunlaştığı yer avın muhtarlara ve köylüye telsim edilemeyeceği idi. Sonra mecrasından saptı. Hayal gördüğümü bile söyleyenler oldu. Çok büyük bir haklılık gördüğüm bu eleştirileri yanıtlamak ve çarelerini aramak elbette görevimiz olmalı. Tüm yorum yapan ve eleştiri getirenlere teşekkür ediyorum. Ama gerçekleri de görmemiz gerekiyor. Köylü zaten kaçak avlanandır deyip işin içinden çıkmak, buna çare aramamak da yakışıksızdır. Bir işe hemen karşı çıkarsak, itirazla karşılarsak doğruyu bulmamız da o kadar güçleşir.
MAK’ın neredeyse müdavimi olduğum için izlenimlerim sonucu şunu söyleyebilirim ki, Çarşamba, Cumartesi, Pazar günleri haricinde avlanmayı unutmamız artık kesin bir olgudur. Bakanlığın kesin fikri ve kararı budur. “Bundan böyle Salı eklendi, haftada 4 gün av oldu” mazide kalmıştır. Savunması da hazırdır ve hiç de yabana atılmayacak bir savunmadır. “İşte siz avcılar için açılmış 75 adet Devlet ve genel avlak vardır. Gidin burada 7 gün avlanın” diyecektir. Devlet ve genel avlakların da muhtarlıklara ve/veya yerine göre avcılık derneklerine bırakılacağı da bu savunmanın içindedir. Avlakları muhtarlıklara veya avcılık derneklerine bedavaya verecekleri de ayrı bir gerçektir. Peki, niye bedavaya veriliyor? Belirlenecek bir üst limit ile MAK tarafından verilen limitin üstünde vuracağınız avların bir bedeli olması kaçınılmaz olacaktır. “Ben bana verilen limit kadar vururum” derseniz o da sizin bileceğiniz iştir. Bu bedel de ya muhtarlıklara ya da derneklere gidecektir. Hem avı koruyacaklar hem de hiçbir geliri olmayacak. Abesle iştigaldir.
Avlak olarak ayrılacak bölgelerde para ile tutulmuş bekçiler olacaktır. Köylü koruyacak derken elbette onların bekçileri koruyacaktır. Avlağın bir kotası olacağını daha önceki yazılarımda söylemiştim. Bu en doğru tespittir. Ama kota koyarken “100 tane yeter, yok 150 olsun” gibi uydurma kotalar olmamalıdır. Sayım için de köylü, ormancı kullanılmamalı, Bakanlığın hısım dediği avcılar envanter çalışmasının en önemli üyeleri olmalıdırlar. Türkiye’de envanter konusunda Prof. Sayın İdris Oğurlu, Doç. Şadan Başkaya gördüğüm ve bildiğim kadarıyla bir numaradır. Mutlaka yardım istenmelidir.
En çok eleştirilen köylülerin kaçak avı rahatlıkla yapmalarıdır. Yazılarımın içinde olan “Bu Çığlığa Kulak Veren Yok mu?” adlı yazımda bir vatandaşın yakınmalarını yazmış ve çare demiştim. Avcılık derneklerinin düzenlediği avcılık kursları çok istisnai şartlar haricinde il ve ilçelerde yapılmaktadır. Buradan belge alamayan da hiçbir zaman avcı olamamaktadır. Köylerin il veya ilçe merkezlerine uzağı var yakını var. Ne olursa olsun, en az 10 gün kurs merkezlerine gidip, dönme var. Bu gidip gelmeler için araç gerekli. Araç için de para gerekli. Kursa yazılmak parayla, gidip gelme parayla, orada aç kalınmayacağına göre yemek parayla. İşlem de bir günlük değil. Köylünün avlanma belgesi alamaması rahat, rahat avlanması mı, yoksa bu masrafı kaldıramaması mıdır? İşte bunu irdelememiz ve bunun üzerinde durmamız gerekmektedir kanısındayım. Denetlemenin yapılamadığı yerlerde “bu parayı vereceğime kaçak avlanırım, vereceğim ancak tüfeğimdir ” demesi ve avlanması çok mu tuhaftır. Yasak şehirli avcıyadır ama etrafımıza bakarsak çok sayıda avlanma ruhsatı olmayan şehirli avcı göreceğimiz de bir başka gerçektir.
Senede 2 veya 3 sefer merkezi sistem bir sınavla bu sertifikaların verilmesi en akılcı yoldur. Bakanlığın anlaşacağı bir TV kanalında derslerin verilerek avcıların eğitilmeleri sağlanmalıdır. Masraftan şikayet eden köylü bir sefer gidip sınava girecektir. Avcılığın geleceği için her şeyin para olmadığı, parasız da hiçbir şeyin olamayacağı artık anlaşılmalıdır.
Şikayet edilen bir başka konu da köylerin avcılara köy muhtarı ve köylü tarafından kapanmasıdır. Bizler yazı yazanlar, eleştiri, yorum yazanlar lütfen bir kafamızı kaldırıp şöyle bir etrafımızı dinleyelim. Bilhassa Karadeniz’den Erzurum, Erzincan, Sivas’a inenler, Güneydoğu’dan terör var diye kaçıp yukarı çıkanlar, kamp kurup sayısız vuranlar ve bunu pervasızca sergileyenler hepimizin tepkisini çektiği gibi köylünün tepkisini de çekmektedir. Çağrıldığı halde (Elbette işleri ve ulaşım zorluğu dolayısıyla) gelemeyen ormancı, Jandarma yerine savunmaya geçmektedir.
İkinci bir şık da keyfi olarak avcıyı avlağa sokmamak, arabasına zarar vermektir. Bunlar azıcık avcılık bulaşığı olan, kendi kaçak avlayacakları av için bunları yapmaktadırlar. Mutlaka önlem alınmalıdır. Av açılmadan 15 gün önce, av kapandıktan 15 gün sonrasına kadar tüm ulusal TV lerin (4915 sayılı KAK) kanun gereği yayın yapması avcıyı ve köylüyü bilgilendirmeleri gerekiyor. Bunu bir YABAN yapıyor bir de TRT. Aslında kanun gereği olduğu için Bakanlık tarafından uyarılmalı ve tüm kanallar tarafından yayın yapılmalıdır. Valilikler MAK kararlarını köy muhtarlıklarına göndermektedirler. Hepsi o kadar. Kaç köy muhtarı okuyordur Allah bilir.
Bir başka konu da köylüye bir kota ayrılmasıdır. Tüm Avrupa ülkelerinde genel avcılar haricinde, köylü avcı için ayrılan bir kota vardır. Senede 1 karaca, bir geyik, 30 sülün gibi. Şayet bu şimdiye kadar yapılmış olsaydı, arabalara çarpılan karaca sayısı Devletin verdiği avlanma kotasının en az 5 katı olurdu. Kaçak olarak avlanan çengel boynuzlar çıplak gözle bakıldığında sürü, sürü görülürdü. Kaçak avlanan karacaların en az 500 bin, çengel boynuzlunun ise bundan fazla olduğu güvenilir kişiler tarafından söylenmektedir. Avlanma izni olan köylü avcının her sene için ayrı bir kotası olması gereklidir. Bu sayede kaçak avlanma önlenir. Kotası olan bir köylü avcı kendine ayrılmış avın kaçak olarak köylüsü tarafından avlanmasını önler.
Elbette Devlet ve genel avlakların eksiklikleri, yanlışlıkları olacaktır. Bunlar zamanla görülen lüzum üzerine düzeltilecektir. Herkes kesesine göre avlansın, avlanma herkesin kesesine uygun olsun tabii ki doğru bir düşüncedir. Ödenen pul parasına göre avlanma zaten bu avlaklarda ekstra bir ücrete tabi olmadan yapılmaktadır. Senede bir sefer keklik avına giden, 1000-1500 km yol kat eden bir avcı da izin verin de avcılığın keyfini çıkarsın. Devlet ve genel avlakların açılması iddia ediyorum ki şimdiye kadar yapılmış en doğru uygulama olacaktır.