Gece uyku tutmadı
Kalktım, radyoyu açtım.
Berivan çalıyor.
''Aşkın ile kahrolmuşum, Berivan’ım,
köy kokulu dağ ceylanım.''
Hayırdır inşallah, bu gece uzun olacak galiba.
Arkadan ;
''Biz bu sonbaharda buluşacaktık.
Bahar geldi geçti, sen gelmez oldun.''
Kayahan;
''İçimde hatıralar delik deşik.
Mektupları okudum seçip, seçip.
Karanfili kokladım senin için, odam hasret kokuyor,”
Evet... Odam da, içimde hasret kokuyor arkadaş.
Hem de ne hasret.
Dağlardaki çiçeklerin kokusuna,
ayçiçeği tarlalarındaki sabah rüzgarına,
anızların üzerindeki neme hasretim...
Sonbaharla birlikte gelen Bıldırcın’a.
F 16 gibi kavisler yaparak uçan Üvey’lere,
Yeşilbaş ördeklere, hasretim arkadaş...
Amca Selahattin’e, Terzi Muammer’e, Arnavut Mehmet’e,
avcı Sami’ye ,Muhtar Necati’ye, bakkal Fatih’e,
göçmen Yusuf ağaya, Belediye Başkanı Cemal’e, Mehmet
Şahin’e , Çingene kemancıya , Arap davulcuya, deli
Şevkiyle,Erdoğana,Gökhana ve ustam Sami ağabeye, Şarköy’e, Eceabat’a,
Çerkezköy’e, Ormanla’ ya, Kıyı köy’e, İğneaday’a
hasretim arkadaş...
Öyle özledim ki onları...
Ne yaparsınız, bu da böyle bir hasret, böyle bir
özlem, böyle bir aşk işte...
Neredeyse sabah olacak.
Gözlerimde bir gram uyku yok.
Ava gideceğim gecelerdeki gibi.
Yavaşça kapıyı açıp balkona çıkıyorum.
Gece serini ürpertiyor.
Omzuma bir hırka atıp, masanın kenarına oturuyorum.
Bahçeye ekip balkona uzattığım hanımelinin kokusu ile
birleşen asma gülün kokusunu, ciğerlerime çekiyorum.
Ohhhhhhh... Bu ne güzellik yarabbi.
Bu saatte beni balkonda gören komşular “Bu adam ya
hasta, ya da kafayı yedi “ diye düşünecekler.
Olsun... Hiç önemli değil...
Ben dostlarıma olan hasretim, özlemim ve anılarımla,
güzel bir gece geçiriyorum.
Gözlerimin önünden yüzlerce, binlerce anı akıp gidiyor.
Bu arada radyonun kulaklığından nefis bir keman
taksimi gelmez mi?
Bu taksim, bir şişe rakı içmiş gibi sarhoş ediyor
beni.Neredeyse burada sızıp kalacağım
Gün ağarmaya başlıyor.
Serçeler sevinç çığlıkları ile uyanırlarken, yatağa
zor atıyorum kendimi.
Dostlara,doğaya ve ava olan hasretimle.