Siz hiç uçan balıklar gördünüz mü?
Sorumun cevabını ben vereyim isterseniz.
Deniz, nehir ya da göl kenarlarında dolaşırken ya da piknik yaparken muhtemelen görmüşünüzdür. Çünkü büyük balıklar küçük balıkları yemek için sıkıştırınca, ufak balıklarda can havliyle kaçmaya çalışırlarken uçarak, zıplayarak uçmaya çalışırlar.
Bende görmüştüm.
Ama göle deli gibi akan bir çayın akıntısına doğru uçarak, adeta yokuş yukarı çıkan balıklar gördüğünüzü sanmıyorum.
Ben gördüm. Hem de ülkemizde, Van’ın Erciş ilçesinde.
Van Gölü’nde yaşayan İnci Kefali’nin göçünden bahsediyorum.
Yıllardır doğadayım, böyle muhteşem bir görsel şölen görmedim.
Bu balıkların nesillerini devam ettirebilmek için gösterdikleri saygı duyulacak, o korkunç ve kutsal mücadelesini görmenin şaşkınlığını yaşıyorum.
Bu balıklar saygı duyulacak balıklar. Saygı duyulacak balıklar diyorum, çünkü Van Gölü’nün tuzlu ve sodalı suyunda üreyemeyeceklerini biliyorlar ve Deliçay’ı adeta tırmanırcasına, uçarak zıplayarak Süphan dağına doğru çıkarak, tatlı sulardaki kayalara, taşlara yumurtalarını bırakıyorlar. Ve tekrar Van Gölü’ne geri dönüyorlar.
Bizlerin yeni gördüğümüz bu balıkları, Evliya Çelebi’nin 17.yüzyılda gördüğünü öğrenince biraz daha şaşırıyor, hatta utanıyorum diyebilirim.
Peki, siz İnci Kefali’nin babasını tanıyor musunuz?
Ben tanıyorum. Adı Mustafa Sarı, Prof. Dr. Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi Dekanı.
Niye ona İnci Kefali’nin babası diyorlar biliyor musunuz? Çünkü 10 sene önce İnci Kefali’nin nesli yok olmak üzereydi. Çünkü kaçak balıkçılık o kadar artmıştı ki 15 bin ton avcılığın 12 bin tonu kaçak olarak avlanıyordu.
İşte bu noktada devreye giren ve ömrünün 17 yılını İnci Kefali’ne adayan Prof. Dr. Mustafa Sarı, yaptığı tüm dünyanın kabul ettiği birçok uluslar arası ve ulusal ödüller aldığı bilimsel çalışmalarla İnci Kefali’nin neslini yok olmaktan kurtardı.
Onun için Mustafa Sarı’ya, İnci Kefali’nin babası diyorlar.
Bende diyorum ki; Heykeli dikilecek bu Türk bilim adamıyla Türkiye gurur duymalı.
Teşekkürler Mustafa hocam, bizlere böyle bir güzelliği tekrar kazandırdığınız için.
Ve sizin o güzel sözlerinle yazımı bitiriyorum.
‘’Hoş Geldin İnci Kefali, derelere, gönlümüze hoş geldin. Senin esas mekânın olan akarsuları senin için tam güvenli yapamasak ta artık emin ellerdesin. Senin kutsal yolculuğuna saygı duyuyoruz. Bak bu gün çoluk- çocuk senin göçünü izlemeye, sana olan saygımızı bizzat yüzüne söylemeye, senden ders almaya, zorluklarla mücadelenden bir şeyler öğrenmeye geldik’’…