Yazılı tarihin en çok okunulan yazılan dönemini yaşıyoruz. İletişim çağı, diyoruz buna. Dil de insana özgü. Onu nasıl kullanacağımız, düşünceyi nasıl biçimlendireceğimiz,özgürlükler ve insanlar arasındaki iletişimle bağlantılı...
Bu çağın teknolojisinin, bir başka deyişle ''net'' tekniğindeki gelişmelerin, yeni ve beklenilmez imkanlar ve yaşam tarzları oluşturduğu ortada.
İsteyen, istediği an, istediği şeyi, istediği çoğunlukta, dünyanın her yerinde dilediği kişilere iletir. Tek tek ya da topluca. İletişimin hızı dile de yansıyor, çabuk tüketilen kısa haber metni, şiir, öykü, şarkı sözü, vb, ne derseniz deyin, hemen yayılıyor. E-postaya tam alıştık derken Facebook'un kurucusu ”e-posta enformasyonu ağırlaştırıyor, hantal bir yöntem artık. Herkes ve her şey arasındaki anlık iletişimde facebook hızına ulaşamaz! Ölmeye mahkum'', açıklamasını yapıyor. Üçüncü durak ise şimdilik, üyelerinin daha az ve öz mesajlarla haberleştiği Twitter..
Bu, devrim niteliğindeki gelişmeleri herkes izliyor.
Milyonlarca kişi, ”sosyal medya” yoluyla sanal bir dünya yaratıp, bağlantı kurup birbirlerinden faydalanabiliyor!
Her şey hakkında bilgi ve iletişim sağlamak, nerdeyse sınırsız bir biçimde mümkün.
Wikileaks'in ketçap misali (sallarsınız sallarsınız gelmez, sonra hepsi birden gelir) yazıları ve yayılma hızının benzeri bir durum, 500 yıl kadar önce yaşandı. Baskı makinasının icadı ile…''masmedya''yaratıldı.Kitle iletişim araçları artık çağı hızla değiştiriyordu.Yazı diliyle konuşma dili arasındaki farkı öğrendik. Yazı dilinin sağladığı tekrar okuma, gözden geçirme, yorumlama, çevirme olanağı, aynı zamanda dilin gelişmesini kolaylaştırdı. Sözlü dile kıyasla daha bileşik, daha karmaşık cümleler kurmamızın, hikâyeler anlatmamızın yolunu açtı.
Edebiyat, reformlar, devrimler, bilim, gazetecilik, ulusalcılık ve modern demokrasiler, insanlar arasındaki sosyal antlaşmaların metin haline gelmesi, bu 500 yıl önceki değişimin çocukları...
”Net” ise matbaanın icadından sonraki devrimlerin en büyüğü. Sonuçları, şiddeti, hızı, getirisi-götürüsü, insan ve toplumlar açısından ne olur, bilinmez. Uçsuz bucaksız bilgi ve son derece ''sosyal medya'' şimdilik.
Wikileaks ise, ''devrim içinde devrim''. Bu devrim malzemesine şimdi bir de ”kadın” eklendi. Üstelik tecavüz edilmiş obje halinde. Dikkatler ve tartışmaların boyutu da bir hayli geniş oluyor dolayısıyla...
Konuya düşünce özgürlüğü, emperyalizm, feminizm, sol, şahin, atmaca, komplo teorileri vb. pencerelerden bakıldığında liste oldukça uzar...
Şurası bir gerçek ki: Wikileaks bir önceki çağ gibi ”düşünce” alanında yeni bir çağ başlatacak. Herkes arşivlerine,haberleşme tekniklerine bir göz atacak. Büyük şirketler, enformasyon bilgilerini ayrı ayrı küçük birimlere ayırıp, illegal örgütler gibi teşkilatlanacaklar. Bir hücrenin diğerinden haberi olmayacak, Casus organizasyonları gibi birinin bildiğini diğeri bilmeyecek.
İletişimin “kırılmış” bilgileri, yeni bir davranış çağı başlatacak.
Bilinen o ki, Avrupa'nın son diktatörü, diye adlandırılan Beyaz Rusya başbakanı Lukaşenko şu yakınlarda (19 Aralık) ülkesindeki seçimlerde muhalefeti sokak ortasında kan revan içinde bırakıp yüksek oyla seçimi kazandığında Wikileaks'ın İsveç sorumlusunun babası onunla dayanışmak için ufak bir gösteri yapıyor.
Babalar oğullarının yaptıklarından sorumludur, ''feodalliğine'' düşmemek gerekir. Burada durum biraz farklı: Bazen Adem Ermash veya Joran Jermas, gibi isimler kullanan babanın adı İsrail Şamir. Net'de Yahudi düşmanı yayınlar yapıyor. Yahudilerin, gaz odalarının yanından bile geçmediği türden görüşleri yayıyor. Wikileaks’in İsveç sorumlusu oğlu da onun sayfasında yazılar yazıyor.
Üstüne üstlük, Minsk'teki gazete manşetlerinde, ''Ruşça bilen tek akrediteli Wkileaks gazetecisi Şamir, seçim gözlemcisi olarak Minsk'e geldi!'' diye yazıyor.
Seçimin sonuçları ortada: 700 tutuklu, protestolar ve yüksek oy oranıyla yeniden seçilen bir başbakan ve Avrupa Güvenlik Organizasyonu’nun 452 gözlemcisine rağmen ''seçimler son derece demokratikti! diye açıklama yapan İsrail Şamir..
Tecavüze uğradık diyen İsveçli iki kadından biri de yayın dünyasından. Feminizm, islâm, vb. konularında bir partinin yayın organı ya da internet sitesinde yazıyor…
Bizdeki ceza kanunlarında ''nitelikli tecavüz'', diye tanımlanan maddesine benzer durumdaki ikinci şikayetçi kadın ile birincisi birbirlerini tanıyor. Olay zaten bu yüzden patlak veriyor. Hastalık filân bulaşır mı, diye yapılan imalı sohbetin ardından bu “tecavüz” haberi, yeni internet devrimiyle anında bütün dünyaya yayılıveriyor…
İsveç medyasında tecavüze uğrayanların isim ve fotoğrafları henüz verilmiş değil.Meraklısı, (Bizim medyadan bu özel bilgilere ulaşabilir.)
Wikileaks'ın kurucucusu Assange'ın artık kahraman olduğu bir gerçek. Sol çevrelerde dahi...
Özgürlükçü mücadeleleri ile tanınan ünlü belgeselci ve sinemacı İngiliz Ken Loach ve aynı üne ve görüşlere sahip, belgesel film yapımcısı, sinemacı, Avustralyalı John Pilger, kahraman Assange'ın savunma masraflarını karşılama teklifinde bulunacak kadar ileri gidiyorlar. İsveç’teki yargı sisteminin kokuşmuş olduğunu da ekleyerek…
Assange’ın kendi pantolonundan çok Amerikan emperyalizminin pantolonunu aşağıya indirdiği için yapıyor olmasınlar bunu?
Henüz tecavüzün ''kahramanının'' suçlu olup olmadığına karar verilmeden iki ''saygın'' gazeteci, (sinemacı?) demeçler verip ellerini ceplerine atıyorlar. Tecavüzcülerin mantıklarıyla davrandıkları konusunda bilimsel bilgileri vardır belki ellerinde. Kim bilir?
Bu tecavüz hikâyesinin her aşamasının dünyanın en ücra köşelerine bile an be an yayılacağından şüphe yok. Cinsel suçların bilinen dramaturjisi gereği, konuyla ilgili yığınla uzman da sabah akşam ''net'' yorumlarda bulunacak.
Ekrem abi,
Biliyorsun, mesele burada patlak vermiş.Ne oluyor, diye soruyor eş dost.
Bu olay, sınır tanımayan, evrensel türden bir mesele ama herkes alıp ille kendi ülkesindeki yerellikle karşılaştıracak.
Eskiden arada bir cep harçlığı için tercümanlığa gittiğimi biliyorsun (şimdi ileri teknikten dolayı o tür ekstra meslekler de ölmüştür.)
Dünya küçük, derler ya, kadınların avukatını o eski tercümanlık döneminden tanıyorum. Onun dediğine göre kadınlar çok korkuyormuş!Bundan fazla somut bilgi yok.Olsa söylemez miyim.
Abi ”peki, şu işin doğayla ilişkisini de bir anlatıver”, diyeceksin.
Öyle ya, dost merakı… Doğa deyip geçmeyelim. Her şeyin doğasında doğa var. İletişim dediğimiz şey, hayvanlar arasında da var.
”Maymunlar arasında iletişim yok mu?” dediğini duyuyorum. Var, fakat insanlardaki gibi bir nesilden diğerine kayda değer değişim olmuyor.
Ne diyorsun, pislik kokmuyor mu şu uygar dünyada? İstatistik verilere göre 2,6 milyar insan tuvaletsiz yaşıyormuş (Ortaçağ’da değil, bugün!). Dünya Sağlık Örgütü diyor ki: Artıklar içme suyuna karıştığı için komşu komşunun pisliğini içiyor. Kötü hijyenden dolayı kolera, vb. gibi bulaşıcı hastalıklar hızla yayılıyor. Herkesin birey olarak bir yerlerden ve basitmiş gibi görünen şeylerden başlaması gerek.
Devlet büyüklerimizin de tarihî olaylar yarattıkları Davos'u duymuşsundur. Orada, postmodern endüstri ülkelerinin zenginleri çevreyi kirletme sorumluluğunu tartışırlarken Hindistan temsilcisi şöyle bir bakmış, yine ”büyük işler'' konuşuluyor, yine bir şey çıkmayacak, diye düşünmüş. Öyle ya: Bombey'de, Kalkuta'da milyonlarca helasız insan ihtiyaçlarıyla başbaşa. Kadınların işi zor. Kendilerine hakim olmaları gerek. Ta ki uygun bir yer bulana kadar. İdrar yolları bozuklukları, gebelik döneminin bir yığın negatif sendromlarının bu basit nedenlerle ilişkisi var.
Ayağa kalkıp, ''Dünyayı kirletiyorsunuz, sorumluluk almıyorsunuz, adamsanız gelin kirliliğin bedelinin hesabını teke tek, adam başı çıkaralım. Herkes kişisel olarak ödesin!''
Ekrem abi,
ADAM biraz da bağırıp çağırmış anlayacağın. Ana-avratlı değil canım! Ama herkes sus pus olmuş. Kimseden çıt çıkmamış...
İngilizcesi biraz kırıkmış, ne fark eder?..
19 Kasım'ın Dünya Tuvalet Günü(World Toılet Day) olduğunu biliyor muydun?
Dünyada ölen her 5 çocuktan biri,ishal ve kötü hijyen ile ilintili hastalıklardan ölüyor.Bu şartlardan yoksun 2,6 milyar insanın durumuna dikkat çekmek için böyle bir gün var.
İsveç’te,çok genç bir moda tasarımcısı bayanın bu probleme ''küçük'' bir icatla
büyük hizmetleri oldu:
Bollywood film endüstrisine kostüm tasarlarken,Hindistan'da bu gerçekle karşılaşmış, biraz kafa yormuş,''Eko tuvalet''(taşınabilir,bisiklet vb.ile).. icadı ile bu problemi çözmeye yardımcı olup, büyük saygınlık kazandı.Henüz çok genç olan bu tasarımcının yaptıklarını da son zamanlarda herkesin ilgisini çekti. Çevre dostu bu buluşla problem çözülüyor ve artıklar gübre olarak toprağa geri dönüyor.Çocuk ölümleri ve kadınlardaki bazı sağlık problemlerinde inanılmayacak derecede düşüş var.
Milyonlarca insan bu tasarımcı bayanı da konuşuyor.Umarım bu enformasyon dünyanın başka yerlerine ulaşır...
1,5 insan kaldık şu dünyada.
Bize ”net” ten şarkı türkü indirmek yakışmaz. Gönlünce bir tane söylesen?
A.C.