KENDİ AVINI KENDİN ÜRET
Birkaç ay önce “avcılığımızda yeni yapılanma” yazımın birincisini yazdığımda olayın felsefesini de mümkün olduğunca anlatmaya çalışmıştım.
Yani, biz doğa için, yabanın gelişmesi için ve avımızın ürünü av hayvanlarımızın çoğalması için bir şeyler yapmazsak, avcılığımız da kıvrana kıvrana sona erecek. Belki 3, 5 sene içinde değil ama bu baş aşağı gidiş avcılığımızın sonu olacak.
Peki niçin ve nasıl oluyor bu çöküş kısaca bir bakalım.
- Müthiş bir hızla çoğalıyor insan nüfusumuz. Ve bazı büyüklerimiz “çoğalın” diyor.
- Çoğalan bu insan kalabalığı yerleşim yerlerini büyütüyor, tabii ki arazisini doğadan çalarak, yani yaban için toprak azalıyor,
- Çoğalan bu insan kalabalığının atıkları giderek doğayı kirletiyor. Arıtma tesisi safsatasına kulak asmayın. Yasaklar çok ama siz uygulamaya bakın. Dolayısı ile sular devamlı artan bir şekilde kirleniyor.
- Sanayi ülkesi olmak ve daha çok insana iş verebilmek uğruna daha çok fabrika bacası tütüyor, hava kirleniyor.
- Çoğalan bu insan kalabalığının ihtiyaçlarını karşılamak için daha çok tarım yapılıyor (tarımda çalışanlar azalmasına rağmen) ve tarım ilaçları da canlıları yok ediyor. İlaçlar böcekleri yok ettikçe onlarla beslenen hayvanlar da giderek yok oluyor.
Bu sıralama böyle uzayıp gider. Ama Anadolu’dan dostlar beni arayıp sanki çözüm kapısı benmişim gibi, “programlarında HES-Hidroelektrik Santrallerine karşı çık” derler. Yani habire üreyeceksin, büyük lafı dinleyip daha çok çoğalacaksın, sonra yetmeyen elektriğe ilave elektrik isteyeceksin ve arkasından da “HES’leri istemiyoruz”, doğamızı yok ediyor diyeceksin.
İnsanımız uçkuruna hakim olmadıkça doğa daha çok yok olur.
Şimdi gelelim avcılığımızın kurtuluşuna;
Her ne kadar az sayıda da olsa önceki “Kendi Avını Kendin Üret”yazıma gelen yorumlar arasında bana paralı avcılığa karşı olanların sitemi de hiç eksik değildi. Bir o kadar da bohçacı ve kanun dinlemez kaçak avcılardan kurtulalım diyenler yazıyordu. İyi hoş da nasıl kurtulanacağına hiç çözüm yok. Sadece “kurtulalım”. İyi ya hadi kurtulun bakalım nasıl yapacaksanız. Av koruma memurları sayısını çoğaltıp onların baskınlarıyla belki kurtulunur.
Peki bu memurların maaşını kim hangi kaynaktan karşılayacak?
Değerli avcı dostlar, avcılığı idare eden birimin kasasına para girmediği sürece ne avcılığı sürdürülebilir kılarız. İsteyen bu fikre karşı gelsin ve gelişigüzel aklına geldiği, canı çektiği biçimde avlansın. Ama unutmasın ki avcılığının parasını veren her geçen gün sayıları artan ve bilinçleri de artan avcılar avlarına daha fazla sahip çıkacaklar ve sizin de karşınıza dikilecekler.
Tabii bu karşı koymayı yaparken de memleketimizin kanun ve yönetmeliklerini unutmamak gerek. Ama avcılarımızın harekete geçmesi, yabanımıza sahip çıkmaları (kahve köşelerinde, rakı sofralarında değil) dernekleriyle, federasyonlarıyla ve konfederasyonuyla Çevre ve Orman Bakanlığına işbirliği ve proje teklifleriyle avcılığımıza ve avlarımıza sahip çıkarak.
Hatırlatmak için bir önceki yazımdan bir alıntı yapıyorum aşağıya ve sonrasını da buna göre bitireceğim.
- Av hayvanlarını izinsiz beslemek, üretmek ve satmak için izin almanız gerekir. Bunun için; Av Ve Yaban Hayvanları İle Bunlardan Elde Edilen Ürünlerin Bulundurulması, Üretimi Ve Ticareti Hakkında Yönetmelik Resmi Gazete Tarihi : 16.06.2005 | Sayısı : 25847 veya bakanlığın www.milliparklar.gov.tr internet adresinden “yönetmelikler” bölümünü açarak orada bu yönetmeliği bulabilirsiniz. Üreteceğiniz kuşların izninin nereden ve nasıl alınacağı bu yönetmelikte yazılı.
- Bu ürettiğiniz av kuşlarının veya üreticisinden alacağınız av kuşlarının da meraya salınması için de ilinizdeki Orman İl Müdürlüğü Av ve yaban Hayatı şefliğinden izin almanız gerekir. Nereye salacağınızın onlar tarafından uygun görülmesi gereklidir. O salacağınız yerde yırtıcı temizliği de yapamazsınız. Zira yırtıcıları vurmak kiminde MAK’a göre yasak, kiminde de 1- 2 adet ile sınırlı. En fazla vurulabilen Karga ve Saksağan denilen av kuşları!!!!!. Bu durumda, size Av ve yaban Hayatı şefliği de izin veremez, zira MAK yasaklamıştır. Ancak, sizin bu iyi niyetli av salımınız öncesi yırtıcıları telef etmenize göz yumabilir canı isterse. Siz de yüzlerce lira harcadığınız av kuşlarınızı Tilki, Sansar, Porsuk, vs’ye teslim etmeye ne kadar gönüllü olursunuz onu bilemem.
- Haydi diyelim şu veya bu şekilde saldınız kuşlarınızı, onları vurmaya da izniniz yok. Onun için ya kaçak vurursunuz ve yakalandığınızda adedi başına türüne göre bilmem kaç para ceza vererek ve tüfeğinize de kaçak av yaptığınız için el konarak, veya, hiç avlamazsınız saldığınız avları ki Tilkiler falan güzelce beslensin.
O zaman diyeceksiniz ki, nedir bu “KENDİ AVINI KENDİN ÜRET” kampanyası saçmalığı.
Anlatayım;
Hani, ben her avlak lafını açtığımda birileri bana kızıp duruyor, “zengin işi av istiyor, memleketin her tarafına paralı avlak kurdurmak istiyor” bu adam diyor ya. İşte mesele gene oraya geliyor. Ama şunu gene üstüne bastıra bastıra söyleyeyim; Genel Avlak denilen Türkiye’nin çoğu arazisi (yıllık avlanma izin ücreti hariç) hiçbir ücret ödemeden avlanılan yerler olsun. İsteyen gitsin o uçsuz bucaksız arazilerde MAK kararları çerçevesinde istediği gibi avlansın. Ama, avının damızlıklarını alan, kafeslerini, volyerlerini yapıp, bakıcısı ile,yemiyle, veteriner ilacı ile, ilacı ile her türlü masrafı yapsın, kuluçka makineleri satın alıp, civciv çıkarsın, bunlara gene dünyanın yem parasını ilaç parasını kafes parasını vs. versin, sonra bunları Orman Müdürlüğü ile anlaştığı yerlere salsın (onun da avlanmak üzere idaresi tamamen avı salanda olmak üzere nasıl yapılacağını anlatacağım), sonra birileri de çıksın “bu adam avlanmayı paralı hale getirmek istiyor, biz bedava istiyoruz” desin. Yağma Hasan’ın böreği.
Değerli avcı dostlar, Orman Bakanlığı, Milli Parklar Genel Müdürlüğü, Av ve yaban hayatı daire başkanlığı ile nasıl bir anlaşmayla ürettiğiniz avları belirleyeceğiniz sahalara salabilecek ve av mevsiminde de nasıl avlayabileceğinizi bir sonraki yazımda anlatacağım.
Ama şu kadarını söyleyeyim, hatırlarsanız yakın zaman önce bir trafik terörüne kurban verdiğimiz Av ve Yaban Hayatı Daire Başkanı rahmetli Yaşar Türkleş bey ne demişti geçen Ocak ayında yaptığımız “Avcılık Sistemimiz nasıl olmalı” başlıklı YABAN TV’de yayınlanan HEDEF forumumuzda; “birlikte yerleri belirleyelim ve oraların av işletmesini, denetimiyle sizlere verelim, ister şahıs olsun, ister dernek, ,ister köy tüzel kişiliği”. Kişiler geçicidir, bazen maalesef bu sefer olduğu gibi ilahi takdir erken tecelli eder. Bazen de bürokrasini gereği makam sahiplerinin yerleri değiştirilir. Ama biz verilen söze bakarız. Devletin bir makamından bir söz çıkmışsa onu esas alırız ve almalıyız. Bu sözden yola çıkarak, diyorum ki, gelin yıllar önce dergimde başlattığım “KENDİ AVINI KENDİN ÜRET” fikrimi, şimdi pek çok şeyin daha yapılabilir olacağı düşüncesiyle kampanyaya dönüştürelim. Ve Türkiye’nin her yerinde avcılık dernekleri ve köyler, yerine göre, Keklik, Sülün, Çil üretsin ve Orman idaresi ile anlaşmalı olarak salsın. Şartımız da “AVI BİZ ÜRETİRİZ, NASIL VE NE ZAMAN AVLANACAĞINA DA BİZ ÜRETENLER KARAR VERİRİZ” olsun.
Biliyoruz ki, Milli parklar genel Müdürlüğü, Av ve Yaban hayatı daire başkanlığı da avcılığımızın yeni bir yapılanma biçimi üzerinde çalışıyor.
Daha öncesinde de teklif ve öneri olarak sunduğumuz, avcılığı bölgesel olarak sahiplendirilmesi konusu enine boyuna tartışılıyor. Bölgesel sınırlar belirlenerek bu sınırlar içersindeki avın envanteri çıkarılarak idaresi bölge içindeki köylere veya onların kuracakları kooperatiflere mi bırakılır, yoksa onu da işletmecilere, avcılık derneklerine veya bağlı bulundukları belediyelere mi bırakırlar bilinmez. Dünyada çeşitli ülkelerde bu saydıklarımın hepsi var. tabii her ne şekilde karar verilirse verilsin, denetimi bakanlıkça sürdürülecek bir sistem oluşturulacak ve öyle de olmalı.
Bölgenin avını idare edecek birim, kendilerine bu işlev verilmeden önce bakanlığa bununla ilgili bir yapılabilirlik projesi (feasibility project) sunacak. Veya doğrudan bakanlığın bilimsel olarak hazırlattığı prototip bir projeyi alıp bölgeye uyarlanır hale getirerek bakanlığın onayından geçirerek uygulamaya başlayacak bakanlığın devamlı denetiminde. Bu işletmeyi yapan köyün tüzel kişiliği de olabilir.
Ve tabii bu yapacağı üretim, koruma ve hayvan yatırımına karşılık da tabiidir ki para alacaktır. Vurulacak hayvan başına mı olur, günlük avlanma bedeli mi olur, buna zaman içerisinde bakanlıkça ve tabii oturduğu yerden biraz kımıldayıp elini taşın altına koyacak avcılık derneklerin yani kısacası avcıların katılımıyla en uygun şekle müştereken karar verilecektir.
Yani av ancak parayla yapılabilir hale gelecektir. Her avcı avcılık yapmak istiyorsa, yıllık belli bir parayı ödeyecek, ve karşılığında ancak belli yerlerde avlanabilecektir. Daha fazlasını, daha çeşitlisini, daha şunu bunu istiyorsa da ona göre bedelini ödemek zorunda olacaktır. Beğenmiyorsa da avlanamayacaktır.
Avcılık bir zorunluluk değil bir keyif işidir. Keyfin de bedeli vardır. Bu keyfi sürdürmek için de avcıların bu ülkenin avını korumaktan öte, çoğalması için çok ama çok sıkı bir gayret ve harekete girişmeleri gerekmektedir. Ancak bu şekilde avımız da avcılığımız da sürebilecektir.
Dostumuz Mehmet Arpaz’ın bir süredir her hafta “KENDİ AVINI KENDİN ÜRET” programını YABAN TV’de izliyorsunuz. Burada izlediğiniz üretimleri çok daha küçük boyutlarda da yapmak mümkün. Ancak yukarıda da bahsettiğim gibi Av ve Yaban Hayatı il müdürlüklerinden izin almanız gerekli. Arkasından da araziye salacağınız zaman gene il müdürlüğüne baş vurarak nereye ne kadar salacağınız hususunda izin almanız gerekiyor. Ama işte burada sizin önceden doğrudan Ankara’ya, Av ve Yaban Hayatı Daire Başkanlığına müracaat ederek salacağınız av hayvanlarının avlanabilmesi hususunda bir mutabakat sağlamanız gerekmektedir. Bunda doğru oran bölgenin av zararlıları temizlendikten sonra salınan sayının 1/3’ünün vurulmasıdır. Ancak salınma işleminin de bilimsel yapılması, yetişkin ama doğru dürüst uçamayan, yemlik dışında yenilenmeyi bile bilmeyen hayvanların doğaya gelişigüzel salınması da yapılmamalıdır. Mehmet Arpaz programlarında bunun da nasıl yapılacağını açıklayacaktır.
Ama her şeyden önce siz avcıların avcılığına sahip çıkmaya niyetlenip bakanlıkla masaya oturmanız gerekir ve şarttır. Siz avcıların bu avını sahiplenmesini gören bakanlıkta ona göre sizlerle bizlerle iş birliğine girecektir bundan emin olunuz. Yeter ki siz harekete geçin. Hiçbir şey yapmayan, yapanı köstekleyen avcı sömürücülerini de av meralarından dışlama cesaretini göstermenin zamanı gelmiştir.
Unutmayın ve bir an evvel bakanlığı sizlerle masaya oturtmaya devamlı çağırın ve şartımız da “AVI BİZ ÜRETİRİZ, NASIL VE NE ZAMAN AVLANACAĞINA DA BİZ ÜRETENLER KARAR VERİRİRİZ” olsun.
Kolay gelsin.
2011’in hepinize sevdiklerinizle birlikte sağlık ve mutluluk getirmesini avınızın yeterli, doğanızın bereketli olmasını dilerim.