Anıları yaza, yaza artık anı da kalmıyor. Gerçi her yeni gittiğiniz av bir anı olarak hafızanıza işleniyor. İşleniyor ama hepsi ilginç, hepsi hatırlanır olmuyor. Zırva ve mantıksız kurallar yüzünden. Arada sırada hem nalına, hem mıhına da vurmak gerekiyor.Teşbihte hata olmaz. Mıh avcı olursa, nal da DKMP oluyor. Nalbant mıh iyi otursun diye ara sıra nala vurur. Oysa bizler nala vura, vura mıhı neredeyse yerinden sökeceğiz. Netice sıfır.
Ben 50 senedir avlanan bir avcıyım. Avcılık daire başkanlığı bürokratları beni çok iyi tanır. Avın yok olmasını istemem gibi bir fikrim olmayacağını, tek amacımın avcılığa hizmet olduğunu çok iyi bilirler. Korumacılığın yanısıra koruduğunun hasatının yapılması gerektiğini savunduğumu da. 93 senesinden bu yana üst, üste yüklenerek konulan sözde korumacılık yasakları, ama hasat hiç yok. Devamlı korumacılık adı altında getirilen yasak uygulamalar. Bu korumanın hiç bir zaman hasadı olamayacaktır. Çünkü korumacılık adı altında avın azalmasına veya yok edilmesine bu merkez av komisyonu kararları sebep olmaktadır.
MAK da Kriter olarak kabul edilen, illerden gelen anket sonuçları bunlardır denen İl Av Komisyon kararları hiçbir zaman avcının isteğini yansıtan kararlar değildir. 8 bürokrata karşı 3 avcı tarafından verilen kararlardır. Merkez yani sizler ne isterseniz aynının uygulandığı kararlardır. 8 e karşı üç oy hiçbir zaman dediğini yaptırma yeteneğine sahip değildir. O nedenle asla avcının isteklerini ve doğrularını yansıtmaz.
İl genelinde yapılan av yasakları faydanın aksine tam bir katliama ve yok etmeye hizmet etmektedir. Bir ili yasak ilan ediyorsunuz. Etraf iller ava açık. Seneye tekrar yasak edemezsiniz 4915 KAK ile süre 1 senedir. Ava açıyorsunuz. Bütün çevre iller geçen sene yasak edilen ilde. Siz istediğiniz kadar bir bölgede 10 kişiden fazla avcı avlanamaz deyin. Avcıları tasmalayıp uzaydan kontrol edemediğinize göre, veya yetkili gelip siz 50 kişisiniz kırkınız burada avlamazsınız demediğine göre Çarşamba, Cumartesi, Pazar 10 larca araba dolup taşacaktır. Mahallinin yerli avcısı da sair günleri tercih edecektir.
Orta yerlere kurulan yakaladığınız teyplerin haricinde, ıssız, yol, kervan geçmez yerlerdeki teyplerin hepsi çalışıyor. Hem de her gün.
Av günleri avlaklarda avcılar neredeyse birbirlerine çarpacaklar, Kızılaydan kalabalık.
Avlanma belgesi yönetmeliğini çıkartmak hiçbir şeyi çözmez. Israrla üzerine düşüp, ruhsatsız avcıları ruhsatlı hale getirmek bakanlığın görevidir. 4915 KAK 10. madde.
Kaçak avcıya duyduğunuz öfkeyi gerçek avcıdan çıkaramazsınız. Zira bizlerde onlara öfke duyuyoruz.
Domuz sürek avları çakma bir bahaneyle yasaklanmıştır. Aslında yasak değil bu karar domuz avının serbest bırakılması kararıdır. Ülkenin her yerinde üç kişiden başka birbirlerini tanımayan on tane üç kişi ormanlarda domuz sürek avındadır.
Hani şimdi diyeceksiniz ki ülkenin önünde bunca mesele dururken avcılık ile mi uğraşsınlar. Mecburlar zira onların işleri sadece avcılık. Ama Avcılık Daire Başkanlığı kendi başına yetkili değil. Üstü var, üstünün üstü var, üstünün üstünün üstü var. Bu üstlerden kimsenin avcılığı kale aldığı uğraştığı yok. Bunca sorun birikmişken, avcı herşeyden şikayet ederken “siz ne istiyorsunuz kardeşim, gelin oturun bir konuşalım” diye ses vermeyen, MAK larda avcıyı kandıran, MAK’ı o sayede geçiştiren bir bürokrasi.
Muhabbet edelim, dertlerimizi konuşalım diye televizyona davet edersiniz gelmezler. Bilgi edinme için soru sorarsınız Ankara Marşını yazıp gönderirler. İyi de siz önemsemeseniz de karşınızda bir topluluk var. Her türlü hukuki görevini yerine getirmiş, avcı olmuş bir gurup var. Sizce 80 bin, ama 100 bin kişi. Harcını ödemiş, pulunu almış. Önemsenmeyecek bir topluluk değil, bu gün anadoluda vilayetlerin çoğundan fazla bir nüfus yoğunluğu. Bir vilayetin, valiliğin isteklerini kale almamak gibi bir lüksünüz olabilir mi? İşte bütün bu olanlar bu topluluğun bir valisinin olmamasından kaynaklanıyor.
Ben yine söylüyorum ki en az bunun 5 katı da kaçak avlanan var. Kaçak avcıların bir sorununun olması söz konusu değil. Onların ne gün tahditi var, ne sayı tahdidi var. Ne Ocak var, ne Nisan var. Ne dişi var, ne erkek var. İyi de bu kaçak avcıların yükünü niye kayıtlı, kuyutlu avcıdan çıkarmak için çabalıyorsunuz? Bir kaç hafta önce yine burada bir yazı yazmış « Bu çığlığa ses veren yok mu » diye sormuştum. Şimdi de soruyorum bu kaçak avcıları kayıt altına almak için ne yapıyorsunuz. Bunları kayıt altına almak için yasal avcıya yeni yasak düzenlemeleri için ilginç projeleriniz var mı ? Sizlerde yasakla bir yere varılmayacağını öğreneceksiniz ama iş işten geçmiş olacak. Kim ne şekilde yasakların, yasaklara imza koymanın arkasında durursa dursun.