Sn. Melih Meric,
Elektronik posta adresime düşen 'cevabi' yazınızı ilgiyle okudum.
Konunun '' Semercioğlu'' tarafına hiç girmiyorum, zaten siz çok kapsamlı bir yazıyla
gerekeni fazlasıyla kaleme almışsınız.
Ne E. Hemingway ne de Ortega Y. Gasset susmustur.
Dediğiniz çok doğrudur, '' Av tutkusu insanlar arasında SINIF FARKINI '' ortadan
kaldırmaktadır. Sadece bu mu, bence yaş farkı da ortadan kalkmaktadır. Başka hangi spor
dalında neredeyse seksenli yaşlarına merdiven dayamış biriyle yirmili yaşlarda biri
rekabet için birlikte olabilirler? Bu sporda 'tribünler' yoktur!... Bireyseldir ama bir
o kadar da 'dayanışmacıdır'.
Av sporu, varlıklı av meraklılarına avlaklardaki yaban hayati kadar önemli bir diğer
nimet daha sunmaktadır. Coğrafyanın en ücra köşelerinde neredeyse 'tecrit edilmiş' bir
hayat yaşayan insanlari tanımak. Onların örf ve adetlerini görmek, duyumsamak.
Gönlu bol olabilmenin, samimi konukseverliğin ve sadeliğin büyüleyici gerçekliğiyle
karşılaşmak. Yabanı merkezinde insan olan bütünlüğüyle tanımak. Duayen avcı rahmetli
Mahmut Baler'i bizzat tanıma ve çok kereler sohbet etme imkanını buldum seneler önce
yurt dısındayken. Bende en fazla iz bırakan tesbiti bu olmuştu.
Kent Soylu diyebileceğimiz kimine göre 'elit' tabakanın ''gerçek bir dünyaya'' açılış
pencerelerinden biridir av tutkusu. Yoksa nereden bilecektir Sivrihisar, Göktepe'nin
yufka ekmeği tadını?
Nereden görecektir Karamuk Bataklığındaki ''tabut sandal'' ın teneke yekesini?
Nasil duyacaktir Kaldırım'daki köylünün bütün geçimini sonradan peşkeş
çekilen Seka'ya sattığı sazlarla sağladığını ve bugünkü iç sızlatan dramını?
Kim gösterecektir O'na lastik çizmeye de 'sıcak kaynakla' da yama yapılabilecegini?..... ve
nasil yaşayacaktır bir çobanın gelip te kendisine ikram edilen üç beş şey için ''
sağolasın çay için, ekmek ve pastırma için, biz de bu dağlarda bir dost daha kazandik''
deyişini?.....
Bir ''zengin'' böylesi ''zenginligi'' neden reddetsin ki? Aptal olmasi lazim.
Sayın Meriç,
Şöyle bitireyim diyeceklerimi; Derin Türkomer'in ''Avcı Prenses Zeyneb Halim ile
Sohbetler'' kitabında ders çıkarılacak anektodlar vardır '' zenginlerin avciliği''
konusunda. Az kimse Ahmet Abbas Celaloğlu kadar zengindir. Yine az kimse Prenses Zeyneb
Halim kadar varliklıdır. Bilen bilir. Her şey bir kenara zaten Kavalalı Mehmet Ali Paşa
sülalesindendirler. Sadrazamlık ta yapmış Sait Halim Paşa Prenses'in amcasıdır.
Bilinir ki Ahmet Abbas Celaloğlu Prenses Zeyneb Halim'in ablasıyla evlidir, yani Zeyneb
Halim Hanımefendinin eniştesidir ve dolayısıyla bir prensesin kocasıdır. Zeyneb Halim'e
avı sevdiren, öğreten Abbas Celaloğlu'dur.
Size av tutkusunun hem bir ''zengine'' de neler kazandırabileceğinin, hem de O zenginin
tartışılmaz mutevaziliğiyle cümle aleme neler öğretebileceğinin birer vesikasi olarak
gönderiyorum ek'deki fotoğrafları. İşte tam da o NOKTADIR buluşma yeri . Kendi fotoğraf
arşivimdendir bu kareler, Sivrihisar, Ahiler Koyu mezarlığının en ücra bir köşesinde
tarafımdan çekilmistir(*).
Ahmet Abbas Celal 1977 senesinde yine bir ördek avındayken portatif taburesinin
üzerinde vefat etmiştir ayağında cizmeleri ve elinde tüfeğiyle. Bulunduğu avlak
Sivrihisar, Ahiler Koyu civarındaki cipillik bölgedir. Prenses Zeyneb Halim de O'ndan
bir kaç yüz metre ötede gümesinde ördek beklemektedir. Haberi çantacılardan ilk alan da
zaten Prenses'tir.
Sonra ne mi olur?
Ahmet Abbas Celaloğlu Ahiler Köyü mezarlığının bir köşesine gömülür ve halen de orada
yatmaktadır. Canı gibi sevdigi avlaklarına yakın.
Derin Turkömer sorar Prenses Zeyneb Halim'e, nedir bunun aslı astarı diye, çünkü Abbas
Celaloğlu'nun cenazesi kaldırılır ve neredeyse yarısına sahip olduğu Riva'ya ya da
Istanbul'un uygun bir kabristanına hatta Mısır'a defnedilebilirdi diye düşünür.
Prenses'in cevabı ders niteliğindedir;
'' Bizim ailemizde mezar fetişizmi yoktur'' der...
Prenses iyi ki susmayıp konuşmuşur.
'Avcılık bunun neresinde birader' diye soranlara cevap verme gereği bile yoktur.
Selam ve sevgilerimle,
Mehmet Ertuzun
Ankara
(*) Bu fotoğrafları Sn. Derin Türkomer'le de paylaşmak istedim, belki kitabı bir daha
basılırsa orada tamamlayıcı bir unsur olarak kullanabilmesi için, ancak internet
üzerinde hiç bir irtibat noktası sağlayamadım. Benim de senelerdir çok defa gittiğim
bir avlaktır Ahiler ve Balıkdamı. Kişisel cok hatıram var. Şimdilerde eski tadı yok.
Heryer kanala alınmış. Kanat görmüyorum desem yeridir.Zaten bir kısmı yasak bölge
ilan edildi. Ama fırsat bulup gittiğimde yapayalnız köşesinde hayattayken hiç
tanıyamadiğim Ahmet Abbas Celaloğlu'nun kabrine de muhakkak uğruyor ve O'nun ayak
izlerinin olduğu avlaklardan kendisine selam ediyorum.