Şarköy'de ki sezon açılışı Programımı Yaban TV de izlemişinizdir, ama yayınlayamadığımız bölümleri yazayım sizlere.
Evet, yer değiştirdikten biraz sonra kuş kesince çeşme başında soluğu aldık. Tam kampa döneceğimiz sırada kılavuzumuz Hüsnü ağa ‘’ Şu ileride bir çeşme var. Oraya da bakalım ‘’Deyince, ‘’Hadi bakalım.’’ Dedik ve 35 yıllık meslektaşım Feridun Büyükavcı’ ile karşılaştık. Programı izleyenler mizansen sanmışlar ama vallahi doğru. Dağın başında eski bir dostla karşılaşınca avı mavı bir kenara bırakıp daldık sohbete. Bir tarafta Nejat Üner, usta bir tarafta Feridun’un 88 yaşındaki çok seker kayınpederi Ersin Kızılkayacık, amcayla sohbete doyamadan kamp yerine döndük. Çünkü akşam avına hazırlık yapmamız gerekiyordu.
Bu arada peynirimizin bittiğini anlayınca Terzi Muammer, köylüye bir yelek verip, bir kalıp peynir aldı. Karpuzla peyniri kemale afiyetle mideye indirdik (İndirmez olsaydık. Nedenini anlatacağım) ve akşam avı için meraya çıktık.
Sami, bir köşeyi, Dr. Derya, bir köşeyi, ben bir köşeyi, kameramanım Murat ta, diğer bir köşeyi tutu. Kuş başladı geçmeye, atıyorum karavana, atıyorum düşüyor.
Kuş geçmeye devam ediyor, bende kendimden geçmeye devam ediyorum.
Bir baş ağrısı, bir mide bulantısı, bir karın ağrısı, sormayın gitsin. Çöktüğüm yerden kalkamıyorum. Gözümün kuş muş görecek hali yok.
Bir süre sonra Dr. Derya,yanıma gelince ‘’Doktor iyi değilim’’ Dedim. Ve kampa kendimi zor attım.
Erkekliğe de yediremiyorum, ama durumum cidden iyi değil.
Başımda dönmeye başladı.
Bu arada tansiyonumu ölçtük 15. Hayatta tansiyonum 15 olmamıştır.
Sami, aceleyle bir yarım limonu çay bardağına sıktı. Bir dikişte içtim.
Ve kendimi çalılığın içine zor attım. (Af edersiniz) Aşağıdan yukarıdan su fışkırıyor adeta.
Dr. Derya,‘’Zehirlendin’’ diyor. Bir gün sonra Selahattin, amca ile Yusuf, ağada benim akıbetime uğruyorlar (Onlara geç tesir etmiş)
Evet, dostlar gıda zehirlenmesi olmuştum. Köylü arkadaştan aldığımız peynir sıcaktan bozulmuş, ama biz anlamamışız.
Bunca yıldır dağlardayım, ilk defa başıma böyle bir olay geliyor. Bu olaydan da dersimizi çıkarmış olduk böylece.
Aman siz, siz olun, biz, biz olalım, bu tür gıdaları güneşte bırakmayalım.
Neyse, üç saat sonra hiçbir şeyim kalmadı ve istirahata çekildim.
Tatlı, tatlı uyurken Selahattin amcanın;
—Kalkın buraya yatmaya geldiniz?
Diye gürlemesiyle yataktan kendimi zor attım dışarı.
Saate baktım 05, gün daha ağarmamış. Ormandaki kuşlar bile uyanmamış. Ama koca avcı, çayı yapmış, kahvaltıyı da hazırlamış.
Sabahın serini ısırıyor, çayın sıcaklığı ile ısınıp güneş doğarken kendimizi ayçiçeği tarlalarına atıyoruz.
Toprak nemli, çiçek mis gibi kokuyor.
Üveyik çalışmaya başladı.
Bizde atmaya başladık.
‘’Oh hayat bu işte.’’
Gıda zehirlenmesi mi? Oda ne ki!
- Avuu Dr. Avuuuuuu
Not: Sevgili av dostlarım, yazdığınız yorumlar için çok teşekkür ederim. Ancak hepinize tek, tek cevap veremediğim için lütfen kusura bakmayın. Sağlıkla ve sevgiyle kalın