Çeşitli bölgelerdeki Doğa Koruma İl müdürlüklerini arıyoruz. Doğa Koruma Milli Parklar Gen. Müdüründen 81 ile gönderilen genelge bilinmiyor. Genelge MAK’da kabul edilen, 2 günlük bagaj limiti ile ilgili. Bir tanesi: Cumartesi avlanıp, vurulanları kayıt ettireceğimizi, Pazar tekrar sayılacağını söylüyor. Bir tanesi ise: İzin alınacak, Pazar günü ormancı çağrılıp sayım yapılacağını söylüyor. Oysa şehir yasak haritalarının arkasında “2 gün avlanacak avcıların avlanacakları bölgedeki İl Müdürlüğünden izin almaları gerekmektedir” diyor. İstanbul’dan Eceabat’a giden bir avcı mesai saatleri içinde vapurla Çanakkale’ye geçmek zorunda. Şayet bu karar orada biliniyorsa izin alınacak, tekrar Eceabat’a dönülecek. Sizce kaç saatte bu işlem yapılır? Bir gün yeter mi?
Uygulanabilirlik başka karar almak başka, başka şeylerdir. O hesap bu işin olmaması için alınmış bir karardır diyebiliyorum. Avcının dilekçe verip 2 günlük av limitini bagajda taşıma isteği bir iyi niyetin belirtisidir. Bu zorluk, bu eziyet niyedir? Avcıya devamlı eziyet etmek, bir şey vermiş gibi görünmek, ama olmaması için her türlü yola baş vurmak bakanlığın bir politikası mı, yoksa bürokrasinin bir oyunu mudur?
Av sezonu açılmış, 2 haftası da geçmiştir. Av sezonu açılışına yetiştirileceği söylenen hem de 7 gün domuz sürek avının askıda kalmış, yazılmamış, söz verilmiş bir karar olduğunu devamlı dile getirdim. Asıldığı yerde bekliyor. Söz verenlerin neyi bekledikleri bilinmemektedir. Ancak sözü verenlerin kimlikleri bellidir. Verilen sözün yazılı bir belge olmadığı için hukuki bir geçerliği yoktur. Ancak, sözü verenlerin şerefleriyle, kişilikleriyle, oturduğu makamla çok yakından ilişkilidir. Verilen sözlerin tutulmasındaki iyi niyetimi hala korumaktayım ve beklemekteyim.
Haftada 3 gün av, il bazındaki keklik yasaklarının daima karşısında oldum. Bunun sebebinin her gün ava gidemeyeceğim olması değildir. Artık senede 2-3 defa üveyik, bıldırcın, bir defa keklik avına gittiğim bilinirse bu karşı oluşumun kişisel olmadığı anlaşılacaktır. Haftada 3 gün avcılığın bir çok çalışanı mağdur ettiği, avlaklardaki avcı baskısını artırdığı için karşı olduğumdur. 10 kişiyi kaldıran bir avlakta 100 kişinin avlanması av üzerinde nasıl bir baskı uygular sizlerin takdirine bırakıyorum. İl bazında yapılan yasakların da bir sene sonra yasak kalktığında çevre il avcılarının buralara dolması ve avı öncekinden çok daha kötü duruma düşürmesi de ortada olan bir gerçektir.
Haftada 3 gün ile avcıların şartlandığını ve avlakların avcı baskısı altında kaldığını anlatamamışsak bizlere yazıklar olsun. Bu kararla gurur duyup “hala avcılar avlanabiliyorsa bu karar sayesindedir” diyebilseler de bizler her gün avlanmaktan değil avcıdan kaçacak avın kurtulmasından yanayız. Kendini bilen her avcı bunu söylüyorsa, tüm avcılar bu söylemin arkasındaysa, avcı avının tükenmesini istemiyor demektir. Cumartesi vurduğum avı avlakta yemekten, birkaç kadeh içmekten hoşlanmıyorsam, ailemle paylaşmaktan hoşlanıyorsam beni kimse kınayamaz, getirmeme de engel olamaz. Ama getirilmesine engel olunmaktan gurur duyanlar, attığı imzanın arkasında olduğunu söyleyenler de var. 7 günün yedisinde de ava gidebilen avcı varsa bu devirde helal olsun demekten başka da bir şey söylenemez. Ne anatomi olarak güç yeter, ne para yeter.
Her türlü hukuki sorumluluğunu yerine getirerek avcı olan bir kişinin, avcılığı, dağları, ormanları, güvecin suyunun tadını almaları haklarıdır. Hakikaten avcı olmayan fırıldakların değil.