%100 Doğa Outdoor Yaşam Etiği

Yazarlar

Anasayfaya git Sonraki yazara git Önceki yazara git
  • Kişi beğendi
  • Yazı Boyutu :
    Yazıyı Büyüt Yazıyı Küçült
  • Paylaş :

Avlanma İçgüdüsü Bir Şehir Efsanesi mi Acaba?

Nejat Üner
info@yabantv.com
Türk Dil Kurumu(TDK) ‘’İçgüdü’’ kelimesini, ruh biliminin ’’bir canlı türünün bütün bireylerinde akıl ve düşünceden bağımsız olarak doğuştan gelen bilinçsiz her türlü hareket ve davranış, insiyak,sevkitabii’’ ve hayvan biliminde(zooloji) ise,bu kelimeyi’’organizmayı o türe özgü bir amaca ulaşmaya sürükleyen davranış eğilimi’’olarak açıkladığını belirtmektedir.
 
Modern toplumun bireyleri olan bizler o kadar eğitilmemize rağmen içgüdülerimizi hala kontrol altında tutamıyor muyuz yoksa? İçgüdülerimizi kontrol altında tutmaya çalışmak mı bizi bugünün yaşam koşullarında normal olmayan davranış biçimlerine kontrolsuz olarak sürüklüyor çok doğal olarak yukarıdaki tanımlamayı haklı çıkarırcasına acaba?
 
Türkiye’de bugün için kime hizmet ettiği bile belirsiz olan saçma sapan avlanma ve avcılık kurallarının daha pek gündemde olmadığı, sulak alanların bol olduğu, adam gibi fauna ve floranın olduğu, dünya doğasının daha sefil bir hale gelmediği ve yüzbinlerce eli silahlı bohçacının ve ahlaksız silahşörlerin ortalıklarda dolaşmadığı, suni gübre ve zirai ilaç kullanımının daha hız kazanmadığı, kazın ve ördeğin daha uçuş rotasını değiştirmediği ve asıl ana etken olarak  ülkenin toplumsal ahlakının daha yerlerde sürünmediği devirlerde avcılığı köküne kadar yapmış olanlara, ah mazide ben neydim be abi,dedirtmek değil.‘’Avcılık Nedir?’’ konusuna biraz da gerçekçi bir açıdan yaklaşabilmek.
 
Avcılıkla ilgili medya haberlerinde, av kazaları veya av suçları son derece olumsuz haberlermiş gibi veriliyor. Kamuoyu, yasal avcılık yapanla yasadışı avcılık yapanları ayırt edemediğinden ve yayımlanan haberler de eksik bilgi ve biraz da art niyetle yayınlandığından avcıların imajı bilerek veya bilmeden zedeleniyor. Aslında Türk basınında yıllardır değişmeyen bir hastalık bu, nedense hep olumsuz haberlerle anılıyoruz. Bu da yetmezmiş gibi konuyla hiç alakası olmayan üstelik hiç bir bilgisi olmayan bazı köşe yazarlarının da saldırısına maruz kalıyoruz.
 
İşte bu tip sanal saldırılara maruz kalındığı vakit ,’’Avcılık Nedir?’’ sorusu hemen tekrar gündeme geliyor. Avcılık camiası kendisini korumak için hemen işin felsefi yönünü ele alıp kendini böylece koruyacağını sanıyor ama tezlerini savunamıyor bile. Felsefe derslerinin ve insanı hayvandan ayıran en büyük özellik olan düşünmenin bile yok edilmeye çalışıldığı bir toplumda kim anlar avcılık felsefesinin ne olduğundan? Yok avcılık şöyle ulvi bir şeymiş, yok büyük İspanyol düşünürü Ortega Y Gassett şöyle demiş falan filan. Bu tip söylemler Türkiye’deki ortalama avcı çoğunluğunun anlayacağı konular değildir ki.
 
Türkiye’nin eğitimli insanı günlük yaşamını ortalama 400 kelime ile götürüyor.(Türkçe sözcük dağarcığı bakımından oldukça zengin bir dildir. Yabancı kelimelerden arındırılmış olarak yaklaşık      100.000 sözcüğü bünyesinde barındıran dilimiz bu özelliğini keşfetmemizi bekliyor. Örneğin 'sensiz yapamam' diyebilmek için Almanca'da 6,Fransızca'da 7 kelime kullanmak gerekirken bizim 2 kelimede bunu anlatabilmemiz bu zenginliğin basit bir örneğidir. Bunu küçümseyenler de var. Bizlerse bu zenginliğin çok az bir kısmını kullanıyoruz. Profesörler ve akademik donanıma sahip bir çok insanımız günde ortalama 500-600 sözcük kullanıyor; Türkçe olmayan birçok sözcükle birlikte.Kırsal kesim insanının günlük hayatta kullandığı sözcük sayısı ise 100-150 civarında.
 
Öyle büyük bir kavram kargaşası var ki Avcılık için kimi avcı ve hatta avcılıktan nasibini almamış olanlar bile bir yaşam biçimi diyor. Ben her gece rüyamda bile avlanıyorum. Bu yaşam biçimi mi demek yani? Kimi hobi(uğraş) diyor, kimi spor diyor, kimi işin felsefi yönüne dalıyor, kimi hadi pek Türkçe karşılığı yok, gunning diyor ve hemen Ortega Y Gassett’ten alıntılar yapıyor, kimi katillik diyor, canavarlık diyor yaşamın ve yaşamanın ve doğadaki düzenin dengesinin ve mükemmeliğinin daha ne olduğunun farkına varmadan  ama kimse doğuda teke vurup kavurma yapan bohçacıyı veya yasal olarak vurdukları bıldırcınları ve keklikleri hemen merada güveç yapanları anımsamıyor bile ki işte onlar bence biraz primitif de olsa doğru hareket edenler. İlk insanların içgüdüsel olarak yaptıkları davranış biçimini sergiliyorlar. Yani avladıklarını yiyenler veya bunları yemek için avlamak ihtiyacı içinde olanlar.
 
Birçok toplum, hala erkeğin ve dişinin bu evrendeki görevlerinin ne olduğunun daha farkında bile değil. Hele hele avcılık karşıtı olan ve kamuoyuna son derece yanlış bilgiler vermeye çalışan bazı medya çalışanları, kedi köpek ve hayvan koruma dernekleri veya STK’ları ve köşe yazarı diye geçinenler. Aslında yaşam ve ölüm o kadar basit olgular ki. Aynen avlanmanın(avcılık demiyorum) basit ve yadsınamaz(inkar edilemez ve red edilemez) bir olgu olduğu kadar. Sadece saçma sapan konuşuyorlar bilinçsizce.Bu görevlerinin ne olduğunun hatırlatılması için yazının başlığını Avcılık İçgüdüsü(Hunting Instinct) olarak seçtim.
 
Hatta biraz daha ileri gideyim. Yaradan‘ın varlığını en iyi avcılar anlayabilmektedir. Kuşların göçleri, hayvanların davranış biçimleri, çiftleşmeleri, en güçlünün hayatta kalabilmesi ve dişinin en iyi döl alabilecek erkeği seçmesi, yaprakların dökülmesi gibi bir yığın flora ve faunada olan değişimler, oluşumlar ve davranış biçimleri ve en önemlisi bütün bu oluşumların planlanmış bir zaman döngüsü ve dilimi içinde zamanlanması ve sıralanması gibi müthiş bir düzen. Hayatımda kendimi başka bir alemde hissettiğim tek yer, bilhassa orman avlarında, yorgunluktan bir meşe ağacının altına oturup, ormanın o sessizliği ve serinliği içinde esen rüzgarın hışırtısını dinleyerek dalıp gitmektir. İşte orada doğanın müthiş düzenini, güzelliğini ve Yaradan’ın varlığını iliklerinizde ve ruhunuzda hissedebilir ve doğanın ayrılamaz bir parçası olduğunuzun farkına varırsınız. İnanın avcı olmayan bunu pek anlayamaz ? Trekking yapıp dinlenmek için ağacın altına oturup rüzgarın hışırtısını dinleyen bunu böyle algılayamaz. NEDEN?
 
Çünkü avlanma ve avcılık Yaradan’ın erkeğe uygun gördüğü bir içgüdüdür. Dişi ise daima toplayıcı ve doğurgandır .Bu kavramlar hiçbir zaman değiştirilemez ve bozulamaz.Doğa kanunları tam bir düzen içinde eksiksiz olarak çalışır ve bunu bozmaya yeltenen insanoğluna da bedelini çok fena ödetir.
 
Yaradan insanoğluna, tüm kara ,deniz ve havada uçan canlılara hükmetme,onlar ile ilgili kurallar koymaya  ve kontrol etme yetkisini içgüdüsel olarak vermiştir.
 
Bu evrendeki tüm canlı bireylerin ve tüm türlerin bir bütün olarak birincil (primer) içgüdüsü hayatta kalabilmektir(Survival).Şu anda hepimizin yaptığı para kazanabilmek için çalışmak, korumalı bir hacmin sahibi olabilmek, yani doğanın olumsuz etkilerine karşı korunmasız kalmamak,bu çalışmanın sonucu kazanılan para ile kendini ve ailesini koruma altına aldığı kapalı hacme,yani eve ekmek getirebilmek,beslenmek ve kendini diğer hemcinslerine ve doğadan gelebilecek tehlikelere karşı  koruyarak hayatta kalabilmeye çalışmaktır.
 
En önemli ikincil(sekonder) içgüdü ise çiftleşebilecek bir dişi bulmak, onunla çiftleşmek ve hem bir benzerini yaratıp, hem de soyunun sürmesini sağlayabilmek, yani bir anlamda türünün hayatta kalmasını sağlamaktır.(Reproduction).Bu nedenle erkek, türünün devamını ve sürekliliğini sağlayabilmek için tohumlarını her tarlaya içgüdüsel olarak ekmeğe çalışır.Böyle programlanmıştır avcı erkek.
 
Bu iki ana temel içgüdü(basic instinct), yani hayatta kalabilmek(survival) ve bir benzerimizi yaratabilmek (reproduction), yaşamımızın en önemli yürütücü motorlarıdır. Bu içgüdülerin harekete geçirilmesi için yapılan herşey avcılıktır bugün format değiştirmiş olsa bile.
 
Avcının ve avcılığın aleyhinde yazı yazan o medya mensubu veya hayvan hakları koruyucusu acaba ne yaptığını zannetmektedir?Mesleği ile ilgili yazılar yazarak gazetedeki ve toplumdaki varlığını korumaya ve okuyucularına kendisini sevdirmeye çalışarak hayatta kalmaya çalışmakta(survival),bunun sonucu olarak  para kazanmakta yani avlanmakta ve kazandığı para ile de evine ekmek götürmeye ve iyi beslenmeye çalışarak da tohumlarının çok ve sağlıklı olmasına ve eşiyle de çiftleşerek bir benzerini yaratmaya çalışmaktadır(reproduction).Bu kadar basit işte.Bunun felsefesi filan yoktur.
 
Birçoğunuzun bu yazıyı okurken gülümsediğini ve belki bazılarınızın da bu yazıyı absürd bulabileceğinizi tahmin ediyorum.İnanın bu anlattıklarım hayatın gerçeğidir ve yaşam bu kadar basittir.Doğmak ve ölmek gibi.Bu anlattıklarımı yaşamın  her dalına uygulayabilirsiniz.Amerika niçin oraya buraya saldırmaktadır?Çünkü Amerika terörist saldırıları varlığına bir tehdit olarak algılamaktadır.İnsanlar niçin teknolojiyi bu kadar geliştirmek ihtiyacı içindedirler?Hep yaşamı ve hayatta kalmayı kolaylaştırabilmek ve yaşamı engelleyebilecek zorlukları yenmeye çalışmak içindir.Herşey ama herşey öncelikle hayatta kalma ve daha sonra bir benzerini yaratma içgüdüsündedir.Yapılan bütün kavgalar ve savaşlar bunun içindir.Herkes,herkesi varlığına bir tehlike olarak gördüğü için.İnsanlık alemi de hayvanlar alemi de hep bu içgüdülerin kontrolu altındadır.
 
İşte bütün bunların sağlanabilmesi içinde Avlanma İçgüdüsüne ihtiyaç vardır.Avlanmak zorunludur.Tabii burada kastedilen ille de biz avcıların anladığı anlamda her zaman bir avın avlanması ve bir av türünün  öldürülmesi değildir. Adına insan denen canlı türünün kendisini besleyebilmesi için avlanması yani  para kazanması,bu parayı kazanabilmesi için okuması ve eğitilmesi yani aynen yırtıcıların yavrularına avlanmayı öğretmesi gibi,bu parayla da çok iyi beslenerek güçlenmesi ve kendisini diğer düşman hemcinslerinden veya yırtıcılardan veya doğanın olumsuz etkilerinden koruyarak hayatta kalmaya çalışmasıdır.
 
 
SONUÇ:
 
Avlanma içgüdüsü her erkeğin genlerinde fazlası ile vardır ve bir şehir efsanesi filan değildir.Batı’da buna GOD GIVEN RIGHT TO HUNT,yani YARADAN’IN ERKEĞE VERDİĞİ AVLANMA HAKKI diyorlar ve bunu da kendi din kitaplarında insanın yaradılışının altıncı günündeki Yaradan’ın söylemine bağlıyorlar.(Polemik olmasın diye daha fazla derine gitmedim.Çünkü din kitaplarının avcılık hakkında çok farklı görüşleri var.)
 
Gerek din kitapları,gerekse de insanoğlunun toplumu güya bir düzen altına alabilmesi için yarattığı hukuk insanoğlunun içgüdüsel davranışlarını daima kontrol altına almaya çalışmıştır.Ama hep boşuna olmuştur.İnsanoğlu yine hemcinsini öldürmüştür,zina yapmıştır,vs,vs.İnsanoğlu daima içgüdülerine yenilmiş ve dinlerin günah dediği herşeyi yapmış ve yapmaktadır da.Doğadaki düzende, tüm canlılar içgüdüleri ile yaşarlar ve ölürler.İnsanoğlu da böyledir.İçgüdüleri ile yaşar ve beyni de bunları kontrol etmeye çalışır.Ama pek başarılı olduğu da söylenemez.Bu konu son derece derin bir konudur ve biz avcıları aşar.Zaten amacımız da bu konuda yorum yapmak değildir.
 
Bu yazının ana fikri, avlanma içgüdüsünün Yaradanın erkeğe bağışladığı bir hak ve içgüdü olduğu ve bunun bir şehir efsanesi olmadığı,modern toplum erkeğinin aslında sapına kadar avcılık yaptığı ama biz avcıların yaptığının biraz farklı olarak görülmek istenmesinden dolayı kendimizi anlatmakta sıkıntı çektiğimizin anlatılmasıdır.
 
İçinde yaşadığımız modern toplumda neden avcılık yaptığımız ve avcılığın felsefesinin anlatılması  ise çok farklı başka bir yazı konusudur.Bu yazıda salt Avcılık İçgüdüsü kakkında bazı yorumlar yapılmıştır.Yani efendim Avcılık Nedir?Jose Ortega Y Gasset ne demiştir gibi  asıl avcı çoğunluğunun zaten hiç anlayamayacağı büyük laflar edilmemiştir.Sakın unutmayın ve aklınızdan çıkarmayın..İnsan sadece düşünebilen basit bir hayvandır ve gerek doğma, ölme,çoğalma ve gerekse de beslenme açısından düşünemeyen türlerden de fazla bir farkı yoktur.Avcılığı da aynen yırtıcılar gibidir sadece evrim sonucu terbiye edilmeye çalışılmıştır binlerce yıl boyunca ama değişen fazla birşey yoktur inanın bana.Sadece biraz şekil ve format değiştirmiştir.O kadar.Avlanma İçgüdüsü her zaman galip gelmiştir.Dişi hala erkeğinin avlanıp evine yiyecek getirmesini beklemektedir ondan aldığı tohumlarla doğurduğu bir benzerini besleyebilmek için.
 
Bu yazı bir sosyoloğun yazısı olmayıp,Yaradan’ın programladığı içgüdülerine daima yenik düşen ve bundan da çok mutluluk duyan Avlanma İçgüdüsünü hala yitirmemiş  bir avcının yazısıdır.
 
                                                                                                                                nejatuner@hotmail.com
 
Sözlük:
 
1.Mazi:Geçmiş
 
2.Jose Ortega y Gasset: Madrid doğumlu bir İspanyol filozofudur.
 
3.STK:Sivil Toplum Kuruluşu
 
4.Trekking:Doğada, genelde gruplar halinde yapılan, bir noktadan diğer bir noktaya varmak amaçlı yapılan, hafif tempolu sportif yürüyüşlerdir
 
5.Absürt:Saçma,zırva
 
6.Polemik:Söz dalaşı
Gönder