%100 Doğa Outdoor Yaşam Etiği

Yazarlar

Anasayfaya git Sonraki yazara git Önceki yazara git
  • Kişi beğendi
  • Yazı Boyutu :
    Yazıyı Büyüt Yazıyı Küçült
  • Paylaş :

Takoz !!!

Ali Birerdinç
info@yabantv.com

Hava soğuk.

Rüzgâr kuzeyden esiyor.

Buna rağmen orman içinde yerler nemli.

Bazı yerler ise çamurlu.

Rüzgar burayı pek etkilemiyor.

Nem köpekler için iyi. Domuzun kokusunu kolay bulurlar.

Postabaşı Niyazi, hoca kısa bir konuşma yapmak istiyor.

Hoca uzun boylu, zayıf, gözleri çukura kaçmış, sert görünümlü, sırtındaki turuncu parkası, boynunda asılı kulaklı telsizi, ayağındaki postalları ile emekli bir askeri andırıyor.

“Arkadaşlar, domuz avı çok tehlikeli bir avdır. Bunu hepiniz biliyorsunuz. Çalı kıpırdadı diye ezbere tetik kesmeyin, avı görün ona ondan sonra atın. Kimse yerinden fazla oynamasın. Bir ara gelip  vıdı vıdı etmeyin. 9 lu kesinlikle kullanılmayacak. Sigara yasak. Üzerinde turuncu olmayan arkadaş bizlen avlanamaz. Çolak Recep, sen ayrıl üzerinde turuncu bir şey yok. İsmail her arkadaşı belirli aralıklarla yerleştir. Haydi herkese rastgele.”

Vay anasını posta başı Niyazi, hoca çok sıkı çıktı. Dediklerine aynen katılıyorum. Yıllardan beri bende aynı şeyleri söylüyorum. Ama yinede arada ful kamuflajla gelenler oluyor.

İsmail, beni yolak ağzı yüksek bir yere bıraktı. Giderken yoldaki domuz izlerini gösterdi. ” Buradan kesin geçecek ağabey” dedi. Önce öğretmen Sami’yi, sol tarafıma üç yol ağzına bana yaklaşık yüz metre mesafede bıraktı.  Dr. Cemal’i, sağ tarafıma yolun kavisine bıraktı. Ekibi dağıta dağıta gidiyor.

Orman yolu dar, 4 metreyi geçmez. Çıktı mı attın attın. Yoksa güle güle.

On on beş dakika geçti geçmedi, Niyazi, hocanın sesi telsiz kulaklığımdan gelmeye başladı. Sürek başladı.

Sessizce bekliyoruz. Ormanın derinliklerinden haykacıların sesi geliyor ama bayağı uzaklar. Öğretmen Sami, ve Cemal’le işaretleşiyoruz.

Kopayların sesleri duyulmaya başladı. Haykacılarında sesleri iyice duyuluyor artık. Tek tek gelen kopayların sesleri çoğaldı. Buldular. Ormanın içi inliyor. Sesler önce sağ doğru, sonra sola doğru gitmeye başladı. Bastırıyorlar kıyamet kopuyor ormanın içinde kav, kav, kav kav.

Göğsüm daraldı. Nefes almayı unuttum galiba. Kav, kav, kav, kav,  yaklaşıyorlar. Yüreğim ağzımdan fırlayacak. Emniyeti açtım. Çatırtılar gelmeye başladı ama bu çatırtılar çok fazla bir tane değil, sürü bu. Sol tarafımdaki ağaca yaslandım, bekliyorum. Ormanın içi kırılıyor. Dozer geçiyor sanki. Bir anda ses kesildi dinliyor deyüsler. Tekrar çatırdı.  Üç beş metredeler. İlk çıkana namluyu çevirdiğim anda sola ormanın içi sınırına dalıp Dr.Cemal’e doğru döndü. Erkek bir azılı. İkinci bana doğru hamle yapar yapmaz yapıştırdım. Ayak çekiyor. Sürü dağıldı. Doktor da indirdi. Sami, yola çıkmış bize doğru bakıyor ama orta boy iki domuz Sami’ye doğru uçarcasına koşuyor.

Hadi Sami.  İki tane attı öndeki düştü. Arkadakine ben de tüfeği doğrultum, ama Sami var atamıyorum Sami, attı. Domuz düştü kalktı. Eyvah Sami havada uçuyor. Bacak arasına daldı. Sami, yüzükoyun yerde. Domuz başında bekliyor. Dr. Benden  hızlı.Bir sıkı çekti domuza domuz devrildi. Ama Sami’nin durumu çok kötü. Sağ apış arasını kesmiş. Doktor en üstten turnike yapıp boğdu bende alttan kemerimle boğdum ama kan duracak gibi değil. Dr. “Tampon, tampon” diyor. Fanilasını çıkardı bastırıyor.

Her yerimiz kan içinde. Dr ‘un yüzü mos mor. “Hastaneye” diyor. Telsizden anons ettim. Herkes geldi. Her şey bir iki dakika içinde oldu. Sami, şokta. Dr’un Jipine attığımız gibi hastaneye yetiştirmeye çalışıyoruz. Ama durumu kritik.  Adeta uçuyoruz. Üç araç daha arkamızdan geliyor. Ben ve Enver, olanca gücümüzle tampona bastırıyoruz ama kanama durmuyor. Enver'in, gömleğini de yaranın üstüne bastırdık. Sami, gözünü açtı “Niye oğlum bir daha atmadın?”  dedim. “Takoz” dedi.

Takoz ha? O, TAKOZ gözünüze girsin olur mu? Gözünüze girsin gözünüze.

Avbis' miş! Takozmuş!

Şimdi bana, sakın  ne zaman oldu? Nerede oldu? “Sami, ne oldu?” diye sormayın olur mu? Sakın sormayın. Sakın…

Gönder