%100 Doğa Outdoor Yaşam Etiği

Yazarlar

Anasayfaya git Sonraki yazara git Önceki yazara git
  • Kişi beğendi
  • Yazı Boyutu :
    Yazıyı Büyüt Yazıyı Küçült
  • Paylaş :

Akşam Üzeri Avı İçin Kısa Bir Koşu

Ali Birerdinç
info@yabantv.com

Fehim, “Haydi “ diye bağırınca F-16 gibi başımı sıyırırcasına geçtiler, tüfeği doğrultup arkalarından yetiştirene kadar gözden kayboldular. Bende Dr. Derya’ya “ Geliyorrrr” diye bağırdım, bir duble de ondan, hala gidiyorlar. Üstelikte rüzgâra karşı uçuyor mübarekler. Denizli’ye varmışlar telefon geldi.

Akşam üzeri Trakya'ya doğru gidip kısa bir koşu yapalım dedik. Derya ile düştük yola. Sezon açılışı için Şarköy’e gidip kamp kurmuştuk başkan Cemil Seçkin’le, ama üveyik bulamamıştık. Yine de bulacağımıza dair bir umudumuz yok, ama kurt rahat durmuyor ki, kıpır kıpır.

Yoldan Fehim’i, aradım “Dün limitler kadar avladım “Demez mi? “Hayda… "Geliyoruz “ dedim.
Yarım saat sonra ayçiçeklerinin arasındayız.

Akşam avı için üveyik bekleyeceğiz. Derya, benim arkamda biraz solum da, Fehim tam alt tarafımız da tarlaları kolaçan edip kuşları uçuracak.

Ortalık öyle sessiz ki, o canavar kentin beton duvarlarından yansıyan araç gürültülerinden sonra, ilaç gibi geldi bu sessizlik.

Derya, sessizliği bozmamak için sessizce “ Kuş olsa da olur olmasa da, bu güzellik yeterde artar bile “ deyince, başımı sallayarak “evet” anlamında cevap verdim.

Toprağın kokusu ile rüzgârın savurduğu yeşil ayçiçeğinin kokusu, birbirine karışmış en güzel parfüm gibi. Hele kurumuş ayçiçeklerinin  yaprak şıkırtıları, dünyanın en güzel müziği gibi geliyor kulağıma. “Haklısın Dr.”

Böylesine doğanın sakinliğine dalmışken, Fehim’in, dublesiyle kendime geldim. Arkadan Derya, sonra ben. Birkaç parçadan sonra dönüşe geçtik.

Dönüşe geçtik, çünkü üveyik gibi uçan kırlangıçlarla, üveyikleri karıştırmamak için ya dönecektik, ya da boyun fıtığı olacaktık. Ben bu kırlangıçların üveyiklerin ajanı olduğuna inanıyorum. Biraz komik ama, öyle inanıyorum, ne yapayım. Kırlangıçlar gelince üveyikler gidiyor da ondan.

Neyse döndük ama Fehim, durur mu? “ Bahçeye karpuz yemeye” deyince hayatımın en güzel karpuzunu orada yedim. Dr. İse “ ben yemem, o hep şeker” deyip elmalara dadandı.

O arada Fehim'in, kızının yetiştirip bahçeye saldıkları tavşanı çalıların arasında kulaklarını indirmiş tam siper saklanırken görmek, keyfimizi bir kat daha arttırdı.

“Kuş olsa ne olur, olmasa ne olur.” Bu güzellikleri yaşamak yettide arttı bize.

Tüm dostlarıma rastgele…

Gönder