%100 Doğa Outdoor Yaşam Etiği

Yazarlar

Anasayfaya git Sonraki yazara git Önceki yazara git
  • Kişi beğendi
  • Yazı Boyutu :
    Yazıyı Büyüt Yazıyı Küçült
  • Paylaş :

Rasin Burak Ağabeyimizi Kaybettik

Ömer Borovalı
info@yabantv.com

Her gün şehit haberleri ile gözyaşlarımızı içimize akıttığımız ve memleketimizin bu durumunda hiçbir şey yapamamanın aczi içerisinde olduğumuz şu günlerde bir de dost ölümlerinin haberini almak, yaralı yüreklerimizdeki acıyı daha da arttırıyor.

Geçenlerde kaybettiğimiz Rasin ağabey benim için özellikle dağ avlarında idolüm diyebileceğim bir duayendi. Bir buçuk yıldır inişe geçen bir hayat 30 Ağustos'ta hastanede noktalandı. Rasin ağabeyin adını bilip kendisi ile tanışmazken Merkez Avcılar Kulübü'ndeki büyüklerimden de haberleri gelen avlarını dinliyordum. Dersim isyanından sonra Tunceli, Ovacık bölgesi havalisi ve köyleri boşaltılmış on yıl süreyle 1938-48 yılları arasında giriş çıkışa kapatılmış. Bu yasak kalktıktan iki yıl sonra Rasin ağabey, 1950 yılında şimdi rahmetli olan arkadaşları Adnan Deveci ve Aslan Köksal ile birlikte, Munzur dağlarında büyük av peşinde giden ağabeyimizdi. Bu üstatlar o zamanlarda ellerinde yivli av tüfekleri bulunan yivliciliğin eski ustalarıydı. Hep hayalimde canlandırdığım o yörelere ben de ilk taze bir dağ avcısı adayı olarak 1967 yılında av turizmi yaptığım rahmetli Gündüz Garan ağabeyim ile gitmiştim.

70'li yıllarda tanıştığım Rasin ve Aslan beylerden o ilk gidişlerini, yıllardır ayak basılmamış dağlardaki o av bolluğunu Tekesi, Kır'ı, Ayısı ve Kekliğini dinlemiştim. Dinlerken de gözümün önünde canlanırdı hep, Venk köprüsünden yukarı katırlarla çıktığımız Kalan deresinin kıvrımlarını takiple vardığımız Zağge, İksor köyleri, Tujik Baba, Buyur baba, Aziz Abdal hep avın göbeğiydi . Onlara yıllarca rehberlik yapan Ramo (Ramazan) ile Bra'yı (İbrahim), ayının tokadını yemiş muhtar Hasan'ı ben de tanıdım onların rehberliğinde dolaştım o dağlarda. Onlardan Rasin ağabeyin Adnan ve Aslan ağabeylerin avlarını dinledim.

Rasin Burak Dışişleri Bakanlığı mensubu olarak 60'lı, 70'li yıllarda dış ülkelerdeki konsolosluk görevleri sırasında Asya'da Afganistan ve İran'da, Afrika'da Kenya gibi hep avın içindeki ülkelere gitmeye gönüllü olmuştu. Bu ülkeleri ve civar ülkeleri de içine alan avlarında, her türlü büyük avı yapmıştı. Hindistan'da Kaplan, Afganistan'da Marhor, Kırgızistan'da Marco Polo ve birçok da Himalaya İbex'i ile Bezoar tekesi, Afrika'nın çeşitli ülkelerinde Aslan, Leopar, Fil, Manda ile onlarca Antilopu koleksiyonuna katılmıştı. 80'li yılların başında son görev yeri olan Budapeşte'de de uçarından büyüğüne birçok av namlusunun ucunda kalmıştı. Emekliliğinden sonra da eski dostlarını ziyaretle Afrika avlarını sürdürmüştü.
İstanbul'un Anadolu yakasında Erenköy'de oturan Rasin ağabey, 80'li yılların ikinci yarısında yazıhaneme uğrar, saatlerce çeşitli av hatıralarını anlatır, anlatır, anlatırdı. Rasin Burak, Türkiye içinde de 50'li yıllardan itibaren özellikle Doğu Anadolu'da bütün avları senelerce yapmış, Türkiye'nin diğer bölgelerinde büyük avların yanı sıra uçar avlarının ve Skeet poligonlarının da müdavimi olan bir büyük üstadımızdı. Yıllarca bugünün modası olan, işi kolaya getiren av turizmi şirket organizasyonları ile değil, yöreden bir köylü rehber alarak kendi becerisi ile ve bileğinin hakkı ile trofelerini edinmiş hakiki bir dağ avcısıydı. Ben de dağ avlarımda o ve diğer rahmetle andığım eski dağ avcısı ağabeylerimin anlattıklarını ve yaptıklarını hep rehber edindim. Köyden bir çobanın rehberliğinde avlarımı aradım. Kimi zaman buldum ama boş döndüğüm çok avlarım da oldu.

2002 yılında ikinci defa dünya rekoru kırdığım tekemi avladıktan sonra, evinde kendisini bir ziyaretimde, kendisinin aklından çıkmayan, vurabilse kırılmayacak dünya rekorunun o teke olacağı avını anlatmıştı. Akşam oluyor diye takip etmeyip avı ertesi güne bırakıp sonra da bir daha bulamadığı tekenin muhteşem boynuzlarını anlatmıştı. Son yıllarına kadar aklı hep dağlardaki avlarındaydı. Ne mutlu ona ki Türk avcısına reva görülen bugünün bu berbat av turizmi uygulamalarını hiç bilmedi, bu şartlarla o dağlara tekeye, ayıya gitmek zorunda kalmadı ve eskinin hayalini hep yaşatabildi.

2008'de kendisine Anadolu Avcılık Ödüllerinde "Büyük Usta Ödülü" verilmişti. 1929 İstanbul doğumlu Rasin Burak 30 Ağustos akşamı vefat etmiş ve Dudullu Ihlamurkuyu mezarlığına defnedilmiştir.
Umarım sonsuz avlaklarda dağlarına kavuşmuştur. Mekanı cennet olsun.

Gönder