%100 Doğa Outdoor Yaşam Etiği

Yazarlar

Anasayfaya git Sonraki yazara git Önceki yazara git
  • Kişi beğendi
  • Yazı Boyutu :
    Yazıyı Büyüt Yazıyı Küçült
  • Paylaş :

Yok Olan Av Hayvanlarımız

Dr.İnan Vardar
info@yabantv.com

Daha önce bahsetmiştim; ava ve avcılığa dair her şeyi biriktirme merakımın bir sonucu olarak MAK kararlarının da 1968 yılından bu tarafa bir kaç eksikle tamamı bende mevcut idi. Durum böyle olunca eksikleri tamamlayayım diye düşünüp, MAK kararlarının bende olmadığı yıllarda neşredilen resmi gazeteleri tek tek taradım. Nitekim eksik kararların yayınlandığı sayıları buldum ve fotokopilerini aldım. Ancak 1968 yılından önceki MAK kararları herhalde resmi gazetelerde yayınlanmıyordu ki daha önceki yıllara ait kararları resmi gazetelerde bulamadım. Ö

Orman Bakanlığının arşivinde bu kararlar vardır, zira 1937 tarihli ilk "Kara Avcılığı Kanunu"nun 16. maddesi ile "Av işlerine orman idareleri bakar..." hükmü ile görev "Orman idarelerine" verilmiş, yine kanunun aynı maddesi ile "Merkez Av Komisyonları" kurulması ve kararları bu komisyonun vermesi gereğine de işaret edilmiştir.

2003 yılında 3167 sayılı kanun yerine 4195 sayılı yeni "Kara Avcılığı Kanunu" yürürlüğe girmiş, ancak 2. madde ile av işlerine orman idaresinin bakması hükmü saklı kalmıştır.

Neyse, dediğim gibi eksik yıllara ait kararları da arşivimi zenginleştirmek için Orman Bakanlığından temin etmeye çalışacağım. Ancak bu araştırmalar esnasında 1940’lı yılların sonları ile 1950’li yılların başlarındaki bazı MAK kararlarına da ulaştım. Bu kararlarda çok enteresan noktalar dikkatimi çekti ve böylece bu uzun girişten sonra yazının esas konusuna olan "Yok Olan Av Hayvanlarımız" a da gelmiş olduk.

Önce 22 Aralık 1952 tarih ve 14 sayılı MAK kararının 4. madde, c bendini okuyalım:

"Nesli günden güne azalan sülün bütün yurtta ve dağ keçisinin ise Bilecik, Çanakkale, Tokat, Tunceli, Trabzon, Balıkesir, Muğla, Kars, Elazığ vilayetlerinde beş sene müddetle avlanılması...
men edilmiştir..." Demek ki bundan 50-60 yıl önce bu sayılan illerde yaban keçisi yaşıyormuş...

Bir zamanlar yaban keçisinin yaşadığı yerler listesine Sayın Derin Türkömer'in "Av ve Gezi" adlı kitabından öğrendiğimiz Denizli ve Afyon'u da ilave edebiliriz.

Dikkatli okuyucularımız hatırlayacaklardır, bu sayfada 2014 yılında yayınlanan "Av Notları" başlıklı yazımda Eskişehir Günyüzü ilçesinin Gümüşkonak köyünde 1948-1950 yıllarında son kalan 5 Anadolu yaban koyununu gören köylü ile 1980’li yıllarda konuştuğumu ve anlattıklarını not ettiğimi yazmıştım.

Bunlardan da anlaşılacağı üzere, hadi hala yaban keçisi bulunan Muğla'yı, Tunceli'yi, Elazığ'ı falan bırakalım ama Bilecik, Çanakkale ve Balıkesir'de bile yaban keçisi olduğunu öğrenmek beni çok şaşırttı, şimdiki durum ise çok üzdü...

Yaşadığım il olan Eskişehir'den her İstanbul yolculuğunda geçtiğim ve sayısız defa da topraklarında avlandığım komşu ilimiz Bilecik'in arazi yapısının yaban keçisinin yaşaması için ne kadar uygun olduğunu hep görmüş ve belli bölgelerin korumaya alınarak yaban keçisi aşılanması gerektiğini düşünmüşümdür, meğer yakın zamana kadar zaten varmış...

Şu anda Sarıyer barajının bulunduğu, Ankara'nın Nallıhan ve Eskişehir'in Mihalıççık ilçeleri arasındaki bölgelerde de bir zamanlar yaban koyununun varlığı bilinmekte olup, son yıllarda bu bölgelere Konya'dan getirilen yaban koyunlarının salındığını ve korunmaya çalışıldığını biliyoruz, bana göre benzer bir uygulamanın Günyüzü mıntıkasına da yapılması gerekmektedir.

Değerli kardeşim Özgür Bal'ın "Anadolu Parsı" kitabından öğrendiğimize göre; İzmir'in Seferhisar, Urla, Aydın'ın Kuşadası, Ankara'nın Beypazarı, Bolu dağları, Eskişehir'in Çatacık ormanları, Sivas Divriği, Muğla Milas ve Karadeniz bölgesinde, Denizli'de ve yurdun daha bir çok yerinde yakın zamanlara kadar pars yaşamakta idi...

Son yıllarda ise Siirt Gabar Dağında ve Diyarbakır'ın Çınar ilçesinde iki pars vurulmuştur, araştırmalara göre ise bunlardan birincisinin Anadolu parsı, diğerinin İran parsı olduğu açıklanmıştır... Pekala, bizim Anadolu'nun uygun koşullara sahip olan hemen her tarafında yaşayan parsımıza ne oldu?

Bütün bu örneklerden de anlaşılacağı üzere son 50-60 yıl önceye kadar bu güne göre gerek tür ve gerekse sayı olarak oldukça zengin olan av hayvanlarımız artık bitmek üzeredir ve avcılıkla ilgili faaliyetlerin tamamında kanunların verdiği yetki ve görevler ise 1937 yılından bu tarafa av işlerine "bakmakta" olan
"Orman İdareleri"ndedir...,

(Bu yazıyı yazıp hazırladıktan bir kaç gün sonra avcılarımızın çoğunun dergilerde yayınlanan av hatıralarından tanıyacağı ve halen Yalova'da ikamet eden, şimdi 90 yaşında olup yıllar önce gittiği avları daha dün gitmiş gibi hatırlayıp anlatan Mehmet Büker ağabeyimizi ziyarete Yalova'ya gittim, sohbet arasında bu yazıdan ve içeriğinden bahsettim, Mehmet ağabeyin bana anlattıkları ise şunlar: " Polatlı'nın Yassıhöyük (Gordion) köyünden Yusuf Köse bundan 40 yıl kadar önce bana Sakarya Nehri ile Ankara Çayı'nın birleştiği mıntıka olan Çağlayık bölgesinde daha önceki yıllarda yaban koyunu gördüğünü anlatmıştı, ayrıca yine 1950-1960 yılları arasında, Polatlı'ya bağlı Sarıoba köyünün camisinin kapısında o civarda avlanmış olan bir yaban koçunun çakılı duran boynuzunu o köye her ava gidişte görürdük ve çok ilgimi çekerdi...")

Gönder