%100 Doğa Outdoor Yaşam Etiği

Yazarlar

Anasayfaya git Sonraki yazara git Önceki yazara git
  • Kişi beğendi
  • Yazı Boyutu :
    Yazıyı Büyüt Yazıyı Küçült
  • Paylaş :

Bu da Hampa

Dr.İnan Vardar
info@yabantv.com

Eskişehir ve Bursa avcılarının yakından tanıdığı, yıllardır Bursa Mustafakemalpaşa'da av bayiliği yapan benim de 50 yıllık dostum Yaşar Köprücü'nün başından geçen bir hikayeyi anlatacağım bu yazımda. Ama önce biraz Yaşar Köprücü'den bahsedeyim. Bulunduğu her ortama neşe katan, herkesin dostu çok iyi bir avcı ve arkadaş…

Çocukluğunu ve gençliğini Eskişehir'de geçirdikten sonra uzun yıllar Bursa'da yaşadı, şimdi Mustafakemalpaşa'da... Yıllarca beraber atıcılık müsabakalarına gittik, trap attık, av seyahatleri yaptık, avlandık, şimdi ikimizde ayrı yerlerde yaşamamıza rağmen hala fırsat buldukça beraber ava gitmenin planlarını yapıyor ve arada sırada olsa da bunu başarıyoruz.

Aslında bu hikayeyi Yaşar Ağabey'in kendinden dinlemek var ama ne yapalım?

1957-58 yılları; yol yok, iz yok, Eskişehir'in avcıları ava gitmekte zorlanıyorlar, çünkü vasıta yok. O tarihlerde Hava Kuvvetleri garnizonundan her hafta sonu avcı subay ve astsubaylar için çıkan ve sivil avcılarında istifade ettiği GMC kamyonlar en büyük kurtarıcı...

Çok az avcının aracı var, bunlardan birisi de Şarapçı İsmail; Kavaklıdere şaraplarının Eskişehir baş bayii...Hafta içi mal taşıdığı İngiliz Vanguard marka arkası tenteli kamyonetine hafta sonları üç kişi şoför mahalline, altı kişide üçer üçer karşılıklı arkadaki kanepelere oturdu mu, ver elini av sahası...

Şarapçı İsmail ava meraklı ama atıcılığı zayıf, buna mukabil kilosu fazla, hemen her hafta avda, o bollukta yılda vurduğu birkaç keklik...

Yine bir av günü 7-8 kişi ile 40 km.lik dağ yolunu iki saatte aşarak Eskişehir'in kuzeyindeki Sakarya vadisine giderler. Mayıslar Köyünü geçtikten sonra yol kenarından kalkan kalabalık bir alay keklik bağların içine yayılır, tüfeğini kapan bağa dalar. Keklikler kalkar, bir patırtı, üç beş keklik kalır, bizim Yaşar Ağabey' de bu arada iki keklik vurur, askısına takar, tam ileriye uçan kekliklerin peşinden gidecek, arkadan bir ses:

-Ya ya ya Yaşar be evladım, bi bi bi bir keklik vurdum çocuğum, şu şu şunu bir buluverelim. Der.

Yaşar Ağabey bakar, Şarapçı İsmail...Gitse olmaz, araba O'nun, haftaya ne yapacak? Mecburen kalır, başlarlar kekliği aramaya, yok Allah yok. Orası burası derken vakit geçer, diğer avcılardan tüfek sesleri gelmeye başlar, Yaşar Ağabey genç, hırslı; aklı giden kekliklerde...

Ne yapsın, belli etmeden askısından bir keklik çıkartıp usulca bir bağın dibine bırakır, güya aramaya devam eder, birkaç dakika sonra da Yaşar Ağabey'in köpeği Pars fermaya çakılır.

- İsmail abi, İsmail abi, bak köpek fermada, buldu kekliği...

Şarapçı İsmail gider, köpeğin önünden kekliği alır, çok mesut..

-Ha ha ha hay çok yaşayasın be Yaşar'ım, bu bu bulduk kekliği be çocuğum. Der.

Yaşar Ağabey'de mutlu, bir an önce kekliklerin peşinden gidecek...

Daha onlar yürümeden 15-20 metre ileride Pars bir ferma daha yapar, keklik kalkacak diye ikisi de tüfeklerini hazırlayıp köpeğe yanaşırlar, Pars bağın dibine bir dalar, ağzında bir keklikle çıkar...

Şarapçı İsmail eğilir, köpeğin ağzından kekliği alır, gagasından tutup okşar, tüylerini düzeltir ve Yaşar Ağabey'e döner,

-Bu bu bu bu bu da ha ha hampa...

Gönder