%100 Doğa Outdoor Yaşam Etiği

Yazarlar

Anasayfaya git Sonraki yazara git Önceki yazara git
  • Kişi beğendi
  • Yazı Boyutu :
    Yazıyı Büyüt Yazıyı Küçült
  • Paylaş :

Kanatlı Av Hayvanlarında Yer Değiştirme

Öğr.Gör.İlhan Deveci
info@yabantv.com

Bilinçli avcılığın doğaya çok önemli bir katkı olduğunu yaşamım boyunca düşündüm ve uygulamaya çalıştım. Özellikle doğada predatorü kalmamış yaban domuzu gibi memelilerin, sınırlı alanda yoza kaçan kekliklerin, aynı alanda çok çoğalarak yaşam alanları daralan ve genetik bozuklukların hastalıkların yaşandığı yaban hayvanı gruplarının avlanılması zorunluluğunun hep bilincindeydim. Doğaya gerçek zararın habitatların daraltılması ve kirletilerek yok edilmesi olarak verildiğini bilerek avcılığımdan hiç pişmanlık duymadım.

Bununla birlikte avcılığın dışında avlaklara yetişmiş kanatlı salınması projelerine ön-ayak olarak görevler aldım. Fakat edindiğim somut tecrübeler neticesinde Türkiye koşullarında bu hususun başarılı olmadığını gördüm. Bu nedenle son yıllarda bu tür faaliyetlerde bulunmuyorum. Bu kararımda başarısız olan bu yönteme rağmen bölgenin yıllarca ava yasaklanması da önemli rol alıyor.

Bu şartlar altında Av Yönetimi Daire Başkanlığımıza iki somut proje sunmak istiyorum;

* Bunlardan birincisine lise yıllarımda tecrübe ettim. Gökçeada’dan ve Urfa’dan gelen kekliklerden kalan bir erkek ve bir dişiyi zeytin bahçemize salmaya karar verdik. Zamanla bölgede çok önemli bir keklik popülasyonun ürediğine ve bölgeye yayıldığına şahit olduk.

* İkinci ve üçüncü örneklerimde yine Balıkesir yöresinde yaptığım projelerden. Bu kez Erzincan’dan getirilen keklikler salınması ile hiç firesiz güzel bir girişimle çok başarılı olmuştuk.

“Kanatlılarda Yer Değiştirme” modeli olarak önerebileceğim bu örnekler bürokratik ve yasal olarak kolaylaştırılarak tüm Türkiye’de uygulanabilir. Esasen keklikteki popülasyonun arttırılmasındaki yegane çözüm ülkemizde bu yöntemdir. Amerika’da ki kınalı türünün yaygınlaştırılması da buna örnek gösterilebilir.

Türkiye’de uygulanan avcılık sisteminde 7 günden 3 gün sınırlı avcılık sistemine geçtiğimiz günden bugüne meralarda avcı baskısının yoğunlaştığını görmekteyiz. Zaman ve mekanda daraltılan avcılık, Türkiye avcılık uygulamalarında en büyük hata olarak av hayvanı popülasyonlarının daha fazla azalmasına neden olmuştur. Bu durumun bugün kotalı avcılık sistemi ile daha da körüklendiğini, devlet ve genel avlaklardaki yoğunluğun, avcılığın 7 gün açık olmasına rağmen arttığını görmekteyiz.

Sistemin karmaşaya dönüştüğü ve denetlenemeyen bu sahalarda belgeli ve belgesiz avcıların daha rahat av yaptıkları, av popülasyonunun bu bölgelerde yoğunlaşması neticesinde tüm hafta boyunca baskının daha da artarak sürdüğü görülmektedir. Avcı baskısının azaltılmasında çözüm olamayan bu yöntemler karşısında bir nebzede olsa bu baskıyı azaltacak ve avcıların ödediği vergi ve pullarının karşılığını alabileceği yöntemlerden birisi de “Sal Vur” yöntemidir.

Yine Avcılık Yönetimi Daire Başkanlığımıza önerebileceğim bu yöntem son derece basittir. Bu yöntemle Avcı Kuruluşlarına sattıkları pul oranınca üretim istasyonlarından keklik ve sülün gibi kanatlılar verilir. Bu kanatlıların verileceği tarih keklik açılışı ile aynı tarihlere getirilerek her kulübün açılışta guruplar oluşturarak av partileri düzenlemesi sağlanır. Bu haktan resmi avcılar yararlandırılarak pul satışları da teşvik edilir. Böylece yerli kuşumuz olan kınalı keklik üzerindeki baskı azaltılarak, avcıların ödedikleri bedellerin karşılandığı, avcı kulüplerinde birlikteliğin pekiştiği, kamu ve STK arası bağların güçlendirildiği bir yöntem ve yönetim anlayışı uygulanmış olur.

Her resmi ortamda önerdiğim bu ve buna benzer yöntem önerilerimi siz değerli avcı kamuoyu ile de paylaşmaya devam edeceğim.

Bilinçli, basit ve özgün bir “Av Yönetimi” temennim ile saygılar sunarım.

Öğr.gör. İlhan DEVECİ

Gönder