%100 Doğa Outdoor Yaşam Etiği

Yazarlar

Anasayfaya git Sonraki yazara git Önceki yazara git
  • Kişi beğendi
  • Yazı Boyutu :
    Yazıyı Büyüt Yazıyı Küçült
  • Paylaş :

Konserve Avcılık - 2

Ömer Borovalı
info@yabantv.com

İsterseniz avcılık nedir ona bir bakalım. Hepimizin bildiği gibi av hayvanı dediğimiz bazı uçar veya memeli hayvanların avlanması için yapılan uğraşıya avcılık deniyor. Avcı da bu uğraşı ile uğraşan kişi. Bu uğraşıyı sınıflandıracak olursak, tek başına veya birkaç arkadaşı ile avlanmaya çıkıp avlamayı amaçladıkları av hayvanlarını arayıp bulan ve onları avlayan avcılar var. Özellikle uçar avlarında bütün avcıların yaptığı bu. Kimi hayvanının türüne göre av köpeği ile avı bulur kimi köpeksiz, çeşitli yöntemlerle. Uçar avı dışındaki av hayvanları için de durum aynı. Doğal olarak meralarda bulunan av hayvanlarının aranarak veya beklenerek avlanması uğraşısıdır avcılık.

Bundan 100-200 yıl önce yaban hayvanlarının yaşadığı alanlara avcıların gidebilme olanakları bugünün çok gerisindeydi. Avcı sayısının çok daha az olduğunun yanı sıra, insanoğlunun doğaya, dolayısı ile av hayvanlarına verdiği zararlar da çok daha azdı.

Avcılığın yiyecek temini için yapıldığı devirler çoktan geçmiştir. Avcılık bir hobidir. Avcılığın bütününden, yani ava hazırlanışından, arkadaşlığından, seyahatinden avın avlanmasına ve nihayetinde de bazı av hayvanlarının eve et olarak götürülmesine kadar pek çok zevki kapsayan bir hobidir.

Dünya insan nüfusu hızla artmaktadır. Bırakın dünyayı sadece Türkiye nüfusu 1965 yılında 27 milyon. Bugün 75 milyon. Önceki Başbakan bu artışa üç çocuk hatta o da yetmez beş çocuk diyerek destek vermektedir. Unutulmamalıdır ki her tarafa ulaşan araba yolları ile en ücra köşelere erişen avcı sayılarında da müthiş bir artış oluşmuştur. Çok şükür çeşitli sebeplerle dünya genelinde nüfus artışına aynı oranla artmamıştır avcı sayısı.

Yukarıda bahsettiğim çeşitli sebeplerle av hayvanlarının giderek daha zor bulunduğu, avlanmanın daha uzaklara gidilerek çok zaman gerektirdiği bu günün dünyasında avın daha kolay bulunur hale gelmesi için çareler de üretilmektedir. Yollar ulaşımı sağlamaktadır ama gidilen yerlerde av yoksa!!! O zaman insan aklı avı da kolay bulunur hale getirmektedir. En basitinden "bıldırcın teypleri" bu çarelerden biridir doğal bir av kuşunun bulunabilmesi için. Etik midir? Tabii ki hayır. Yasak mıdır? Tabii ki evet. Buna rağmen Türkiye dışında da bir takım ülkelerde bu uygulama her yıl göç zamanı tekrarlanmakta yasaklar da genelde kağıt üzerinde kalmaktadır. Romaya, Bulgaristan, vs. memleketlerde kontrol eden dahi yoktur.
Ya doğal olarak avcıların istediği kadar çok sayılarda kalmamış olan Keklik, Çil, Sülün, Amerika’da Bobwhite Bıldırcınları hatta Ördek için ne yapılmaktadır? Üretim. Avcıların talebine cevap verecek büyük miktarlarda üretim.

Ya avcı az olacak, doğal avlar bir yönetim planlaması çerçevesinde avcıların da talebine cevap verecek miktarlarda avlanabilirken, ertesi yıllarda da sürdürülebilir bir avcılığa imkan hazırlanmış olacaktır.Ya da avcı çok olunca, meraların avcı kaldırma kapasiteleri belirlenerek avcı/gün/limit gibi kısıtlamalar ile, kura veya sıra gibi yöntemlerle avlanmaya kontrol getirilecek veya büyük miktarlarda üretime gidilecektir zorunlu olarak.

Üretilebilen uçar avlarının da avlak yönetim planları ve salınma teknikleri ile doğal avlar kadar iyi olabildiği dış ülkelerdeki pek çok uygulamada görülmektedir. Doğal şartların av hayvanlarının aleyhine gelişmesi, ulaşımların kolaylaşması, avcı sayılarının artmasının yanı sıra orantısız biçimde çok av vurma talebi, bazı çözümlerin de üretilmesi gereğini en tepeye taşımaktadır.

Aynı uygulamalar büyük av hayvanları için de uzun yıllardan beri yapılmaktadır. Avrupa’nın çoğu ülkesinde avlaklar, köylülerden, arazi sahiplerinden avlanma hakkı kiralanarak oluşturulur ve işletmeleri de özeldir. Sadece o avlaklarda kiralayanların kendi aralarında koydukları şartlar çerçevesinde avlanırlar. Av hayvanları doğal üreme sayılarındadır. Hiç kimse kendi avlağındaki avın bitmesini istemeyeceğinden avlanmalarını da belli kural ve limitler içersinde yaparlar. Zaman zaman av üretme çiftliklerinden kan karıştırmak için damızlıklar sürülere katılsa da hepsi doğaldır.

Ama talebin çok olduğu Domuz avları için özellikle eski doğu bloku ülkelerinde etrafı tel çit ile çevrili çok büyük arazilere yıllık programlar dahilinde büyük miktarlarda Domuz salınmakta ve sürek ile avlananlar, akabinde marketlere et olarak gönderilerek hem avdan hem etten çifte kazanç elde etmektedir avlak işletmecileri. Aynı yöntem İspanya’da Domuzun yanı sıra, Geyik, Alageyik, Muflon için de uygulanmaktadır. Bu avlara katılanlar bilirler ki büyük paralar da harcamadan av arkadaşları ile güzel keyifli birkaç gün geçirecekler. Bol av görüp avlayacaklar (bana göre avlamak değil de, vuracaklar), genelde iyi organize olmuş otel veya av evlerinde kalarak iyi yemeklerle ağırlanacaklar. Bol av üretilebilip bol avlatarak avcıların tatminin yanı sıra avlatanların da sürümden kazandıkları organizasyonlar hem uçar avları için hem büyük avlar için yapılıyor birçok yerde. Avcılar memnun, avlatanlar memnun.

Başka ülkeler bunu çözmüşler fakat bizim avcımız inatla ve kavga ile daha çok istiyor. İstemek tabii insan hakkı. Ama çözümünü de beraber getirmek…Bu da avcıların görevi.

Şimdi ortaya bir ara soru sormak istiyorum. Siz hangisinden yanasınız? Tamamen doğal, doğanın ve kalan habitatlarının bahşettiği miktarda üreyebilen av hayvanlarının gönlünüzce avlanması mı ve baskılarla giderek azalan avcılık mı, yoksa, doğala en yakın şartlar ile ama avcıların da talebini karşılayacak miktarlara ulaşabilen ve dolayısı ile doğanın da dengede kalmasına imkan veren insan destekli üretim çalışmaları ile zenginleşen avcılık mı? (Gönül ister ki gibi, bir şey ifade etmeyen cevaplardan kaçınıp gerçekçi cevaplar her halde daha yapıcı olacaktır.)

Bir sonraki Konserve Avcılık 3 yazımda durumu biraz daha irdeleyeceğim.

Gönder