%100 Doğa Outdoor Yaşam Etiği

Yazarlar

Anasayfaya git Sonraki yazara git Önceki yazara git
  • Kişi beğendi
  • Yazı Boyutu :
    Yazıyı Büyüt Yazıyı Küçült
  • Paylaş :

Eber'in Bereketi

Dr.İnan Vardar
info@yabantv.com

Fırsat buldukça göllere ördek avına gittiğim yıllar...

Şartlar ağır; yollar bozuk ve dar, benzinlikler geceleri kapanıyor, birkaç arkadaş daha varsa, gecenin bir vakti bazen babamdan kalan 58 Chevrolet ile gidiyoruz

Bazen de avcı bir arkadaşın taksisini tutup yola koyuluyoruz, hiç arkadaş bulamazsam Konya otobüslerine binip Afyon'un Çay kazasında iniyorum. Orada annemin amcasının oğlu Adnan Ağabey hakim...

Adnan Ağabey'de avcı, Çay'da 3-4 kişilik bir avcı grubu var. Hatırladıklarım; saatçi Hüseyin, demiryollarında hat bakım çavuşu Kadir... Adnan Ağabey'in keşfe gitmek için hafta içinde tuttukları eski cip hafta sonları da bu sevimli grubu ava götürüyor... Zaten ister bıldırcın veya keklik, isterse ördek avı olsun öğlen sofralar kuruluyor, içkisiz ama sucuklu, etli, kaymaklı ekmek kadayıflı mükellef yemekler yeniyor. Yani grup avdan çok yemeğe ve muhabbete düşkün...

Dediğim gibi yalnız isem oyuncakçıdan alıp kendi boyadığım 20 kadar ördek mankemi sırtladığım gibi Cumartesi gece Adnan Ağabey'lerin kapısını çalıyorum. Gece orada kalıyor ve sabah erkenden Eber'e veya Karamık Gölüne gidiyoruz. Eber'e girecek isek Yakasenek Köyüne gidip orada sandalcıyı evinden uyandırıp hazırlanmasını bekledikten sonra göl kıyısındaki höyüğe gidiyoruz, ama yol diye bir şey yok.

Çamurların içinden bata çıka bir saatte ancak köyden göle varıyoruz, ara sıra araba ittirmeyi de göze almak lazım elbette. Vardığımız kıyıda höyüğün eğimine uygun, yarısı toprak kazılarak yapılmış, hayatını gölden saz ve kamış keserek veya balık tutarak kazanan köylülerin kulübeleri var.

Göl pırıl pırıl temiz, öyle ki o yıllarda göl suyu içtiğimiz için yanımıza su almıyoruz, yosun ve su bitkilerin arasında kocaman turna balıkları görmek her zaman mümkün ve bitkilerden dolayı bu göllerde motor çalışmaz diye bir kanı var. Yerel adı gemi olan sandallar sadece sırıkla hareket ettirilip, motor kullanılmıyor...

İşte o günlerden bir anı:

Günlerden 20 Ocak 1971, hava sisli, rüzgar yok, köye uğrama, yol falan, hava ağardıktan sonra ancak göle girdik. Adnan Ağabey bir sandalda, ben başka bir sandaldayım, yoğun sis var. Biz sırıkla bir saat kadar yol aldık ve sandalcının gösterdiği aynaya mankelerimi ördeğin çalışma ihtimali olan yöne göre serdim.

Sandalı kamışların arasına gizleyip gümemi hazırladım ve beklemeye başladım. Siste bir iki kanat sesi duydum ama gelen giden olmadı. Nihayet saat 10.00' dan sonra hava açtı ve ördekler çalışmaya başladı. Ben o günün avcılık hayatımın en renkli günlerinden birisi olacağını elbette bilemezdim, zira öğleden sonra avı bıraktığım zaman sandalda elmabaş, sutlabi, yaz ördeği, tepeli patka, pasbaş, macar, kaşıkçın, çamurcun ve yeşilbaş olmak üzere 9 ayrı tür ördek vardı.

O günden sonra da hiç bir zaman bir av gününde bu kadar çok çeşit av yaptığım olmadı. (1970-1971 Av Mevsiminde ördeğin ve diğer av kuşlarının avında limit yoktu, limit ilk defa 1974-1975 Av Mevsiminde uygulanmaya başlandı. Sütlabi ve yaz ördeğinin avlanması 1984-1985 Av Mevsiminden, pasbaş ördeğin avlanması 1997-1998 Av Mevsiminden, kaşıkçının avlanması da 2004-2005 Av Mevsiminden bu tarafa yasaklanmıştır.)

Gönder