%100 Doğa Outdoor Yaşam Etiği

Yazarlar

Anasayfaya git Sonraki yazara git Önceki yazara git
  • Kişi beğendi
  • Yazı Boyutu :
    Yazıyı Büyüt Yazıyı Küçült
  • Paylaş :

Gene MAK

Ömer Borovalı
info@yabantv.com

Her yıl MAK günü yaklaşırken temcit pilavı gibi, belki de sırf bir şeyler söylemiş olmak için bir yazı yazıyorum köşeme. Bana göre bu MAK hakkındaki yazımın hiçbir önemi yok. Zira yazdıklarımı ne avcılarımızın MAK'daki asli üyeleri dinliyor, ne de Orman Bakanlığının ilgili yetkilileri.

Kızacaklardır bana avcı temsilcileri ama ben de onların benim yazdıklarıma aldırmadıkları kadar, onların kızmalarına aldırmıyorum. Bir komisyona üyeler neden seçilir ve çağrılır? Kukla gibi otursunlar ve bakanlık ne söylerse onu onasınlar diye mi? MAK'da durum öyle. Avcılar ne derse desin, bakanlığın ilgililerinin şu veya bu sebepten işine gelmiyorsa bu yapılmaz. Göstermelik olarak, itirazlarda, tartışma açabilmek adına birkaç konuda değişiklik yapılır. Ama esasta hiçbir şey değiştirilmez.

Ne oldu o zaman avcı üyelerin varlık sebebi. Ben daha fazlasını da söyleyeyim. Varlık sebebini bırakın bir tarafa, onuru ne oluyor avcıların? Tabii avcı üyeler her sene değiştiği için ve bana göre, hiçbir şey çıkmayacağını bile bile sırf oraya katılmak için gittiklerinden, hatta şu kadarını söyleyeyim, kendilerine dayatılan kabul etmedikleri maddeler oylanırken "red" oyu kullanıyorlarsa da, arkasından karar imzalanırken katılmadıkları maddeler hakkında "çekince" koymak "şerh" düşmek ve oylarına sahip çıkmak zahmetine dahi katlanmıyorlar.

Çekince koysalar bir şey değişir mi? Evet değişir, siz sayın MAK'ın sayın avcı üyeleri, çekince koyarak oyunuza sahip çıkmış, daha ötesi "dik duruşunuzla" avcılığınıza ve ilkelerinize sahip çıkmış olursunuz.

Bana göre MAK temsilcisi avcı üyeler, Türkiye avcılığı için çok önemli gördükleri birkaç hususu önceden aralarında belirleyip MAK toplantısı başladığında peşinen o konularda hiçbir pazarlığa girmeyeceklerini bildirmeli ve uyulmadığı takdirde de MAK toplantısını terk etmeliler. Yıllardan beri bunu avcı temsilcilerine söylerim. Hiçbir zaman da bu dik duruşu göstermezler, limitlerdeki birkaç adet yükseltme mücadelesini, en büyük onursal mücadeleyi yapıyormuşçasına bir havalara girerler.

MAK'ı terk ederlerse Bakanlık kendi kararlarını istediği gibi uygularmış. Vah vah, sanki başka bir şey oluyor her yıl.

Geçen sene AYHAK "kotalı avcılık" kaldırılmazsa avcılık belgelerini iade edilmesi için çağrılar yaptı, bir miktar avcı da buna sözde uydu diyelim. Ne oldu? Hani hemen toplantıya çağıracaktı bakanlık, hani sürdüremezlerdi bu kotalı avcılığı. Yani avcılık belgelerini iade edenler bu yıl ava çıkmayacaklar mı. Avı mı bıraktılar protesto uğuruna? Güldürmeyin beni. Bakanlığın da çok umurundaydı.

Bu protesto hareketini başlatan AYHAK başkanı sayın Kamil Üçbaş'ın Şubat 2014 Av Doğa Dergisinde "Editörden" köşesindeki "MAK bölgesel avcı üyeleri kınıyoruz" başlıklı yazısını okumanızı öneririm. Avcılarımızın ne derecede birlik olabildiğinin canlı bir örneği. daha ne konuşuyoruz…

Aşağıda son birkaç senedir MAK toplantısı yaklaşırken yabantv.com köşemde yazdığım yazılarımdan alıntılar yaptım. Havanda dövülen suya bir temcit pilavı oldu. Yağını da bakanlık avcılık dairesi ilave etmiş "bize güvenin" diyerek.

MAK Günü Gene Yaklaşıyor…4/27/2013

Bir yıl daha kaldı geride, değişen bir şey var mı?

Milli Parklar genel Müdürlüğü, Av ve Avlak Yönetimi Daire Başkanlığı yetkililerine, kısacası MAK’ın 2013-14 Av Sezonu kararlarının taslağını hazırlayan yetkililerine sorsanız “tabii ki var” diyecek ve bir sürü yaptıklarını sayacaklardır sizlere. Muhakkak da vardır. Boş durmadıklarını da biliyorum. Biliyorum da, avcılığımızın gelişmesi için en baştaki şart olan “ Avcı memnuniyeti ” için ne yapıyorlar?

Kendi aralarında aldıkları kararlar, yaptıkları planlamalar, avcıyı mutlu etmeyi hedeflemiyorsa neye yarar. Bunun için ne yapmaları gerektiğini de gene avcılarla bulmaları gerekir. Avcı ile iş birliği ile çağdaş ve gelişerek sürdürülebilir bir yaban hayatı ve avcılık planlanıyorlarsa, önce avcıya av vererek onları mutlu etmeliler ki onlar da avcılık dairesine yardım elini uzatarak işlerini kolaylaştırsın.

Bizim Gibi Düşünenlerle Yola Devam... 5/23/2012

Avcılık, yaban hayatı, doğa ve çevre konularının neredeyse yarım asırlık uzun bir süreden beri içindeyim. YABAN TV’de boy göstermemin de sebebi bu olduğundan, bu konulardaki görüş ve düşüncelerimi gerek bu sütunumda, gerek yazılarıma ve arkadaşlarımın köşelerine gelen yorumlara verdiğim cevaplarda ve gerekse zaman zaman ekranımız için yaptığım programlarımda da sizlere sunuyorum.

Fikirlerimi sunuyorum demek yerine çok da moda olmuş ifadesiyle “paylaşıyorum” demek isterdim. Ama, görünen o ki paylaşamıyorum. Zira muhterem okur toplumumuzun çok büyük kısmı (bunu da YABAN TV idaremizde kaç kişinin benim yazımı tıklayıp açtığını görebilmemizden ve okudukları varsayımından anlıyoruz) benimle yazdığım konuyu paylaşmıyor. Okuduğunu var saydığımız kişilerin çok az bir kısmı yazıma yorum yazıyor. Bir kısmı fikirlerime tarafken, bir kısmı tavsiyelerde bulunuyor, birkaçı da beni çıkar peşinde olmakla itham ediyor. Ancak verilen cevapların çoğunluğu, çeşitli şiddet seviyelerinde, konu hakkındaki fikirlerime itirazlarını dile getiriyorlar. Bir kısmı da konuyla yakından uzaktan ilgisi olamayan görüşler serdediyor. Kendi fikirleridir itiraz etmek de en tabii haklarıdır.

Neden “paylaşamıyorum” demem de şundandır. Paylaşmak pozitif bir olgudur.

Ben de diyorum ki; Dünya’da her şey değişiyor. Eskisi gibi kalan hiçbir şey yok. Beğenelim veya beğenmeyelim, yok olmamak için ayak uydurmak zorundayız. Aynı durum avcılığımız için de geçerli. 50 yıl önce 27 milyon olan Türkiye bugün 75 milyon. Her yere yol var, Türkiye yol ağlarıyla kaplanmış. Herkes her yere arabayla gidebiliyor. Ve avcımızın bu aldırmazlığı ile büyük çoğunluk hiçbir yakalanma ve ceza korkusu dahi çekmeden istediği zaman istediği kadar av vuruyor. Bunu durdurmanın ve eski tabiri ile zabt-ı rabt’a almanın zamanı çoktan geçmektedir.

Avcılığımızın devamlılığı, sürdürülebilirliği ve çocuklarımızın da torunlarımızın da avlanabilmeleri ve o avların doğal ortamlarında yaşayabilmeleri için avcılığımıza yeni bir sistem yapılanmasını şart görüyorum ve bunu, işine gelmese de, kendi çıkarları için bütün avcıların desteklemesini ümit ediyorum.

Bu sözlerim de bölgelerin avcılık temsilcilerine; 30/05/2011

Beyler, adeta bir siyaset yarışındaymışçasına MAK’a asli üye olarak seçilmeye uğraştınız. En sesi çıkmayanlar dahi içinden “ben gitsem neler söylerim MAK’da görürler” edasındaydı. Sizleri sözbirliğinde birleştirmek için verilen öğle yemekleri, akşam yemekleri de, avcılığımız açısından bakıldığında pek bir işe yaramış görünmedi önceki yıllarda. İçinizden verilen fire hepinizde yelkenleri suya indirdi. Elma şekeri gibi Bakanlığın verdiği Ekim ayına kadar bir günlük artış, diğer dayatmaların hepsini kabulünüze yetti. Türkiye haritası gene kıpkırmızı haliyle kabulünüz oldu.

Ne istediğinizi bilin ve onun da pazarlığını yapmayın beyler. Keklik eğer yok denecek kadar az ise iki adet vurulmasını da kabul etmeyin. Toptan yasak olsun. Çil için de durum aynı. Ya adam gibi av yapılsın, yapılacak populasyonlar yoksa da toptan o hayvanın avı kapalı kalsın. Ama hele iki tane açılsın gerisini biz hallederiz mantığını bırakın ve bunu da bakanlığa anlatın. Avımızı sizler adam etmek üzere MAK’dasınız. Bir de unutmayın ki sizler orada bir bölgeyi temsil ediyorsunuz. Kendi egonuzu tatmine ve kendi düşüncelerinizi kabul ettirmeye değil, bölgenizin çeşitli kesimlerinin taleplerini dile getirmeye ve savunmaya görevli olarak oradasınız. İster beğenin ister beğenmeyin.

Av turizmi ne münasebetle avcımızın kararından kaçırılıyor ve yalnız bakanlığın kendi inhisarına bırakılıyor. MAK’da bunun da hesabını sorun. Madem ki MAK avcımızın devlet katında sesinin çıkabildiği tek komisyondur, sorun bakalım Türk avcısı ikinci plana atılıp önce turist avcıya av ayırmak ne demek oluyor diye. 4915 sayılı Kanunun Beşinci Kısmı, yabancı avcıların avlanma esaslarını getiriyor. Ama avcımızın büyük avlarda ne vurup ne vuramayacağı neden MAK kapsamında “av turizmi” kapsamında gösterilmiştir? Sorun bakalım bunun hesabını da bütün Türkiye avcısı öğrensin kendisine avlatılmadan turist avcıya avlatılan avın sebebini.

Yanlış anlaşılmasın, ben av turizmine tabii ki karşı değilim. Ama önce bizim avcımız. Bölgenin av ve yaban hayatının bakımına gereken paranın temini için de av turizmi ile turist avcı.

MAK KARARLARINA ÇEYREK KALA... 08/01/2010

Bu arada, 9 bölgeye ayrılmış bulunan Türkiye’nin avcılık bölgelerindeki illerin avcı üyeleri de bu 9 bölgenin illerinden birinde belirlenen bir tarihte toplantıya çağırılarak aralarından MAK için 1 üye seçtirilir. Bu şekilde MAK’ın 9 avcı üyesi belirlenmiş olur. 21 üyeli Merkez Av Komisyonun da yalnız 9 avcı üye. Ne demokrasi ama…

İllerden Genel Müdürlüğe gönderilmiş olan İl Av Komisyonları Kararları incelenerek MAK karar taslağı oluşturulur. Yalnız bu il kararlarına MAK’ın uyma zorunluluğu yoktur. Uygun görülenler taslağa alınır. Onun için, avcı üyelerin ısrarı ile il komisyonunda bir karar alınmış olsa dahi Ankara işine gelmiyorsa veya her ne sebeptense uygun görmüyorsa, o kararı dikkate almaz ve taslağa da koymaz. Ama şunu da belirtelim, her ne hikmetse, “yasak” önerilen il kararları çoğunlukla MAK kararları taslağına konur. Uygulamaya da öylece geçer.

Gönder