%100 Doğa Outdoor Yaşam Etiği

Yazarlar

Anasayfaya git Sonraki yazara git Önceki yazara git
  • Kişi beğendi
  • Yazı Boyutu :
    Yazıyı Büyüt Yazıyı Küçült
  • Paylaş :

AYHAK ile Bakanlığın Toplantısı

Ömer Borovalı
info@yabantv.com

Değerli avcı dostlarımız, bu hafta önümüze bir haber geldi. AYHAK ve bağlı Federasyonlarının katılımı ile Ankara'da Orman ve Su İşleri Bakanlığı, Avcılık Dairesi yetkilileri ile AVBİS, Kotalı Avcılık ve avcılarımızın şikayetlerini konu alan önemli bir toplantı yapıldı. Yılbaşından itibaren AYHAK başkanlığında bazı avcılarımızın Bakanlıkça taleplerine kulak verilinceye ve talepleri yönünde bir iyi niyet hareketi görünceye kadar avcılık belgelerini bakanlığa iade etmeleri ve avcılıklarını dondurmaları eylemi meyvelerini veriyor mu demek lazım bilemiyorum. Bekleyip göreceğiz. Ancak bazı kanun maddelerinin değişmesi gereği de toplantıda karara bağlanmış ama, buna bakanlık üst yönetimi ne kadar uyar, kanun değişir mi, ne zaman değişir hiç bilinmez tabii.

Avcılar ile Bakanlık arasında yapılan bu toplantıda alınan kararlar tutanağını dikkatle okudum. Tabii kanunda değişiklik önerileri bakanlık üst yönetimi tarafından kabul görse ve bir taslak hazırlansa bile, ne kadar zamanda meclise gider ve ne zaman değişiklikler yasalaşır o ayrı mesele. Ama kanuna bağlı olmadan yapılan bugünkü uygulamaları değiştirmek konusunda Avcılık Dairesi takımı da avcılarla zıtlaşmamak için bu talepleri kabul eder görünürler de o yönde çalışma yaparlar mı o da ayrı mesele. Neticede mevcut uygulamayı da yapan onlar değil mi? Sormazlar mı insana "madem değiştirecektiniz böyle uydurma kararları neden aldınız" diye?

Avcılık dairesinden daha geçen sene öğrendiğimize göre Maliye Bakanlığı ile, Vergi dairelerine yatırılan Avcılık belgesi yıllık harçlarının kaldırılacağı yönünde anlaşmışlar ve Meclis'e sunulan bir torba yasa taslağı içersinde bu konuya da yer verilmişti aylar öncesinde. Hala bekliyoruz. Aynı yasada Merkez Av Komisyonu üye sayısı 26 kişiye çıkarken avcılar da 9 kişide kalıyor, bunu da haber olarak verelim bilmeyenlere. her halde avcılardan itiraz gelse bile kararlar kalkan parmak sayısına göre alındığına bakılırsa, niyet anlaşılır.

AYHAK ve bakanlık arasındaki bu toplantıda alınan kararlar arasında çok önemli bulduğum bir mesele de irdelenmelidir bence. Bildiğim kadarı ile bakanlığın niyeti bütün Türkiye'yi avlaklara bölmek. Mesele AB'ne "avcılık kontrolümüzde" imajı vermek. Bu durumda, tutanaktaki;

"Md.4- Avlakların Yönetimi ve işlettirilmesi avcı kuruluşlarına verilmeli ve bu konudaki yasal süreç hızlandırılmalıdır." ibaresi üzerinde çok sıkı bir çalışma gerektirecek maddedir.

Avlaklar ne kıstasa göre hangi avcılık kuruluşlarına verilecektir? Büyük şehirlerin içindeki pek çok derneğe neye göre nerede avlak işletmesi verilecektir? Bu şehir derneklerine avlak verilecek ilçe ve/veya köylerdeki avcılık dernekleri buna neden razı olsun? Köy derneğine avlağın işletilmesi için kardeş/ortak şehir derneği belirlenirse bunu neden kabul etsinler ki, kazançları ne olacaktır? Esas olan avlağın işletmecisinin ister köy tüzel kişiliği olsun, ister belli bir avcılık derneği veya dernekler iş birliği olsun, bu işletmeden parasal bir gelirleri olmadığı takdirde kimse avlak işletmeciği yapmaz.

Bu sistemde "avlak işletmecisi" ne demektir. İşleticinin yükümlülükleri ne olacaktır? Bakanlık bu envanteri belirlenmiş Devlet ve Genel Avlaklarda avlanmayı paralı hale getirme niyetinde olduğunu önceden beyan etmiştir. Bu durumda bir hizmetin karşılığı para istenmelidir. Avlaklarda "avlak yönetim planı" Bakanlık tarafından mı avlağına göre yapılandırılıp işleticiye verilecektir? Bu avlakların işleticisinden nasıl bir hizmet alınacaktır?

Türü ne olursa olsun göçmen kuşların avının yapılacağı meraları içinde bulunduğu avlak işletmecisi tarafından ne karşılığında kontrolü yapılacaktır? Avlak için günlük avcı sayısı belirlemesini işletici dernek karşılığında bir geliri yoksa neden kontrol etsin? Para alma yetkisi verilecekse, işleticinin hangi emeği karşılığında para almasına izin verilecektir?

Doğru ve uygulanabilir olan, işletmenin avcılık derneğine mi yoksa avlağın sınırları içindeki köy tüzel kişiliklerine mi verilmesidir? Avrupa ülkeleri incelendiğinde yerli kuşlarının hepsinin uzun yıllardan beri sürdürülen üretim ve zararlı mücadeleleri çalışmaları neticesinde bu bolluğa eriştiği görülür. Yani avlak işleticilerinin avlak yönetim planında ve uygulamasında parasal yatırımları ve emekleri vardır. Aynı durum büyük av hayvanları için de aynıdır. Bu büyük av hayvanlarının bulunduğu avlakların illa çevrili alanlar olmalarını gerektirmemektedir. Ama bütün avlakların komşu sınırlarının da hep avlaklarla çevrili olduğunu unutmamak gerekir. Ve bütün bu avlaklarda ciddi bir envanter belirlemesi, yıllık plan çerçevesinde avlanma sayıları ve kış aylarında devamlı yemleme çalışmaları yapılmaktadır. Avlakların büyüklüğüne göre de gerekli çalışanları ve bekçileri vardır. Bütün bu saydıklarım işletmeciye yıllık bir yatırımdır. Bizdeki işletmeciler ne yapacak?

Bizim avcımız, üretme av istemiyor haklı olarak. Ama şu da bir gerçek ki, memleketin avı bu kadar çok avcıya da yetmiyor. Her ne kadar, Bakanlık yıllık avlanma izin ücreti (av pulu) ödememiş kişileri avcıdan saymıyorsa da işin aslının öyle olmadığı herkesçe malum. Sayısını ne emniyetin, ne jandarmanın ne de avcılık derneklerinin bildiği yüzbinlerce vatandaşın elinde av tüfeği var ve bu kişilerin kaçının ava çıktığı ve yılda kaç defa ne avına gittikleri kimse tarından bilinmemektedir. Kimi av kanunu şartlarına aldırmadığından, kimi devletçe avcılığının bilinmemesini tercih ettiğinden, kimi para vermemek için avcılık belgesi almamakta, kimi de kendini avcı bile saymayıp evindeki av tüfeği ile laf ola zaman zaman avcı arkadaşlarıyla takılmaktadır. Avcı olmayanın evinde av tüfeği bulundurmasına, bu tüfeği ile tarlasına, sürüsüne gitmesine kanun izin verdiğine göre vatandaşın bu tüfeği edinmesi en tabii hakkıdır. Ama av kanununa göre ava çıkamaz. Kim kontrol edecek? Bakanlık. Zaten de edemiyor. Her zaman söylerim, avın sahibi yok. Av devletin. Yani herkesin. Yani hiç kimsenin. Hani eski bir laf vardır, "eşyanın tabiatına aykırı" diye. Doğrudan çıkarı olmayan kimse avı korumaz. Bunun böyle olduğu da yıllardır gördüğümüz neticedir. Her zaman karşı çıktığım fahri av müfettişliği ile olmaz bu iş. Sistem öyle yapılanmalı ki avcı avına sahip çıksın. Bu da av avcının olursa, avcı kendi avı için bir emek ve para sarf ederse kendi avını da kaçak avcıdan korur. Parayı devlet alıyorsa şimdi olduğu gibi, o zaman da koruyacak eleman bütçesini de oluşturmak zorundadır. Personelimiz yok serzenişleri haklı değildir ve meseleyi çözmemektedir

Bu boyutta bir bilinmez karşınızda dururken hangi av yönetimini nasıl uygulayacaksınız? Doğal avı yörenin avcısına teslim etmekten geçer bu sistemin kurulması. Ama onun da korunması Bakanlık ile Avcılık tepe kuruluşu Konfederasyon ve bağlı kuruluşlarının müştereken belirleyeceği avlanma yönetim planlarının uygulanacağı çıkar ilişkilerinin belirlenmesi ile olabilecektir kanaatindeyim.

Ayrıca, çoğu bölgede, yöre avcıları başka bölgelerden gelen avcıları da istememektedirler. Tabii buna büyük şehir avcıları ve kendi bölgesinde avlamak istediği av hayvanları bulunmayanlar şiddetle karşı çıkmakta ve Türkiye'nin her yerinde avlanmayı hak olarak görmektedirler de… haklımı dırlar? Siz bu yazıyı okuyan dostumuz, Erzincan, Kars, Bingöllü bir Keklik avcısı olsanız, veya Afyon, Uşak, Çivril yöresinden bir Ördek avcısı, ister misiniz avlaklarınızın devamlı Trabzon, Bursa, İstanbul, İzmir, Antalya avcıları ile dolup taşmasını. Tabii ki istemezsiniz, ama ne yapalım ki toplum olmanın, bir ülkede birlikte yaşamanın kuralı birbirine tahammül etmektir diyecektir bazıları. Sırf kendini haklı çıkartmak için. Ama bu hak, başka bölgelere gidip yöre avcısının kendi doğal avlaklarının yüzlerce yabancı avcı tarafından işgali ve gelişi güzel av yapması hakkını verir mi?

Av bir keyif işidir ve avcının keyfini kaçırmaya da kimsenin hakkı yoktur. Ancak bu da avcının sınırsız avlanma hürriyeti olmalıdır demek değildir. Avcı başka avcıların keyfini kaçıramayacağı gibi, onun bölgesinin avını da istediği gibi adeta dibine kibrit suyu sıkacak şekilde avlayamaz, avlayamamalıdır. Kendi yöresinin avı için de durum aynı olmalıdır. Öncelikli hak o yörenin avcısının olmalı, yapılacak ciddi bir planlama ile yöre dışından gelmek isteyenlere de bir sistem dahilinde avlanma hakkı verilmelidir. Ayrıca yıllardır söylediğim gibi bir avlağın avcı kapasitesinin belirmesinin şart olması gereklidir. Yani diğer bir deyişle avlağın günlük avcı kotası belirlenmelidir. Mutluluk vericidir ki, AYHAK'ın Bakanlıkla yaptığı son toplantıda bu şart da tutanak ile belirlenmiştir. Ama bu kotanın da doğru belirleneceğinden şüphelerim var, tıpkı avlanacak av hayvanı kotalarının belirlenmesinde envanter sayıların doğru olmadığı gibi. Bundan tabii ki pek çok avcı memnun olmayacaktır, ama herkesi memnun edecek bir sistemin de şimdilik yapılanması bana göre mümkün görünmüyor.

Gönder