%100 Doğa Outdoor Yaşam Etiği

Yazarlar

Anasayfaya git Sonraki yazara git Önceki yazara git
  • Kişi beğendi
  • Yazı Boyutu :
    Yazıyı Büyüt Yazıyı Küçült
  • Paylaş :

Avcılık İşte Böyle Bir Şey

Ali Birerdinç
info@yabantv.com

Recep Amca, 83 yaşında.

Mubadele dönemi göçmenlerinden. Balkan göçmeni.

Devletin verdiği tarlalarda çiftçilik yaparak yaşamını sürdürmüş.

Kahveden bozma avcılar kulübüne uğradığımda, ya bir köşede oturmuş buruşmuş gazeteleri okumaya çalışırken ya da yörenin avcılarının sohbetlerini dinlerken görürdüm.

Gazeteleri okumaya gözlüğü yetmediği için cebinden çıkardığı merceği gözlüğüne dayar öyle okumaya çalışırdı.

Kulübün ilk üyelerinden Büyükçekmece’nin en eski sözü dinlenen avcılarından.

Anlatıldığına göre, sıkı üveyik ve ördek avcısıymış. Ancak yaşlanınca lafı dinlenmez olmuş.

Cuma geceleri bir gün sonra ava gideceklerin hazırlıklarını görünce dayanamaz, göçmen lehçesi ile “Çucuklar beni de götürüverin be ya. Bir köşede oturur tüfek seslerini dinlerim hiç olmazsa “ derdi.

Derdi de dinleyen mi var?

Bir gün dayanamadım Recep amcaya “Seni üveyik avına götüreyim mi?” dediğim anda o iki büklüm ihtiyar bir anda ayağa dikilip, elindeki bastonu atıp. “Ha çucuğum be, götürüve beni de şu kızanlar utanığlar belki” dedi.

“Söz yarın hazırlan sabah seni alacağım, yalnız oğlun İsmail de gelsin onun da bilgisi olsun”

Gece hazırlığımı yaptım ve yattım.

Gece yarısı kapının çalınmasıyla yataktan fırladım. O zaman Günaydın Gazetesi’nde polis muhabirliği yapıyorum. Arkadaşlar kapıda “yürü acele operasyona gidiyoruz.” 80 li yıllar, terör kol geziyor. Önemli bir operasyonu takip etmek üzere yola çıktık. Bu arada Recep amca, aklıma geldi. O yıllarda öyle cep telefonu değil, normal telefon bile çok az. Kendisine haber vermem mümkün değil. Ayıp olacak Recep amcaya, ama elimden bir şey gelmiyor.

Neyse iki gün sonra çekine çekine kulübe uğradım. Baktım Recep amca, kendi köşesine çekilmiş sohbet edenleri dinliyor.

Beni görünce yine ayağa fırlayıp “Sende mi bu kızancıklar gibi çıktın be çucuğum. Ayıp değil mi bu yaptıgın? Bir de Gazteci olacaksın.” Deyince utancımdan yerine dibine battım.

Sabah kalkmış hazırlanmış saatlerce kulübün önünde beni beklemiş.

Özür diledim. Bu Cumartesi “kesin götüreceğim seni” dedim. Kulüpten çıkarken arkamdan “Yine üğle yapmayasın “ diye bağırıyordu.

Öyle yapmadım. Gazeteden iznimi aldım.

Cumartesi sabah saat 05.30 da kulübü gittiğimde Recep amca, çakı gibi giyinmiş, pantolonunu çoraplarının içine sokmuş ayağında lastikleri, sol göğsünün üstünde av teskeresi yanında çakmaklı çiftesi ile oğlu İsmail ile birlik beni bekliyor.

“Rastgele Recep, amca hadi gidiyoruz” dememle birlikte benden önce arabaya bindi.

İsmail’e el sallayıp doğru tren yolundaki kavak ağaçlarının olduğu yerin az uzağına arabayı sakladık.

Hava aydınlanmadan ayçiçeği tarlasında Recep amcayı benim küçük iskemleye oturtup, üzerine ayçiçeği dallarından bir becene yaptım. Bende yanına oturdum. Gün açmasıyla birlikte üveyik çalışmaya başladı. Recep amcaya bakıyorum tir tir titriyor. Heyecandandır diyorum ama ya adama bir şey olursa diye korkmuyor da değilim.

Üveyiklerin yemlenmesini ve tekrar kavaklara dönmesini bekliyorum. Uçara atamaz, dalda attıracağım.

Derken ilk üveyik kavağa kondu ve Recep amcaya tüfeğini gösterdiğim hizaya tutmasını söyledim. Şimdi benim kalbim Recep amcadan daha fazla çarpıyor herhalde, yerinden çıkacak mübarek.

Üveyik huylu sağa sola bakıp duruyor. Kalktı kalkacak. Recep amcanın tam arkasında kuşu namluya aldım. Recep amca ,sessizce soruyor ”Atayım be çucuk” “At” dediğim anda, tüfek patladı. Yapraklarla birlikte üveyik dallara takıla takıla düşüyor.”Vurdum onu.”Dedi.”Nereden anladın.” Dedim.” Gözlerim görmüyor ama kulaklarım duyar be çucuk” dedi. Eski toprak. 

Kuşu getirip Recep amcaya verdim. Eline aldı, sevdi, okşadı, merceğini cebinden çıkartıp gözlüğünün üzerine koyup iyice kuşa bir baktı, öptü ”Besiliymiş” mübarek, hadi gidelim çucuk, benim daha gözüm arkada kalmaz. Sende benden aldığın dua ile cennete gideğsin gağri” dedi.

K
uşu kuşluğuna astı, döndük.

Kulübün önünde bıraktığımda gözlerinden yaşlar süzülüyordu. Onurlu bir avcı edasıyla masasına oturdu, kuşluğunu çıkarıp masaya koyduğunda bana el sallıyordu.”Git” der gibi.

İşte, avcılık böyle bir şey.

Nurlar içinde yat Recep amca…

24 Aralık 2013

Gönder