%100 Doğa Outdoor Yaşam Etiği

Yazarlar

Anasayfaya git Sonraki yazara git Önceki yazara git
  • Kişi beğendi
  • Yazı Boyutu :
    Yazıyı Büyüt Yazıyı Küçült
  • Paylaş :

Merada Avcı Baskısı

Öğr.Gör.İlhan Deveci
info@yabantv.com
Özlemle beklenen av sezonu açılışları ve avcılığın açık olduğu hafta sonları, av meralarında  aşırı avcı baskısı oluşturabilmektedir. Özellikle keklik avcılığında bilinen belli başlı  meralar bu yoğunluktan üst düzeyde nasibini almaktadır. Yoğunluğun getirdiği verimli av yapamama ve kaza riskleri avcıyı mutsuz kılmakta ve av hayvanları popülasyonunu da olumsuz etkilemektedir.
Bütün bir yıl boyunca ve hafta sonları hasretle beklenen bu tarihler ve günlerdeki bu yoğunluk kısa sürede çok av bulma hırsını kamçılamakta ve avcıyı bir yarışın içine sokabilmektedir. Avlanabilmek için sınırlı zamanı bulunan avcı, bugünleri adeta iple çekmekte ve hırsa kapılmaktadır. Belirli bu avlanma günlerinin önemli bir bölümü meteorolojik koşullar, özel günler, rahatsızlıklar vbg. nedenlerle daha da azalarak avlanma iç güdüsünü adeta doruğa ulaştırmakta ve bir mecburiyet haline getirmektedir. Bu mecburiyet psikolojisi,  merada limitler dışında da avlanmayı tetiklemektedir. Haftada ancak bir gün avlanabilen avcının gününü en iyi şekilde değerlendirebilme arzusu onu limit aşımına zorlamaktadır.
Bohçacı gerçeği  ile zamansız, limitsiz ve yasadışı avlanma yöntemleri sonucu av popülasyonundan eksik kalan meraların durumunu, bu durum karşısındaki denetim yetersizliklerini, avlanma tarihlerinin geç açılmasını, (Bu yıl IV. Grup av hayvanlarında olduğu gibi) gören yasal avcı, limitler, kotalar ve günlerle de sınırlandırıldığında,  adeta cezalandırıldığını düşünmekte ve bohçacılığa itilmektedir. 
Komşu ülkelerde avcılığın tüm hafta boyunca yapılabilmesi, göç hayvanlarındaki limitsiz ve yeterli limitli uygulamalar, av ve avcı kültürünü onlara öğreten ecdadımızın torunları olarak bizleri üzmektedir. Bizleri cesur, doğru ve bilimsel kararlar alamayan pasif ve dirayetsiz şahsiyetler ve birimler konuma sokmaktadır. Meriç nehrinin ayırdığı sulak alanların doğusunda avlanamayan bizler, batıdaki bütün hafta boyunca avlanan ve bunu yasal olarak yapabilenleri takdir etmekte, kendi basiretsizliğimize ise yanmaktayız.
Tüm bu gerçekler av sezonu açılmasında kaçınılmaz bir mera baskısı yaratmakta ve aynı tarihlerde benzer meralarda yoğun bir avcı trafiği yaşanmasını kaçınılmaz kılmaktadır.
Avcılığın sınırlı zaman içerisinde yapılması ve özellikle hafta sonları açık alması altı aylık bir süreç içerisinde avcı ile ailesi arasındaki ortak paylaşımları engellemiş ve çok önemli bir sosyal sorun kaynağının oluşmasına neden olmuştur. Avcı hafta içinde de ava gidebilmeli ve en az hafta sonunda bir gününü ailesine ayırabilmelidir. Alınan bu yanlış zorlayıcı kararlar avcı ile ailesi arasında mesafe koymuş ve milyonlarca aileyi huzursuz kılmıştır.
Yıllardır yapılan ve yapılmakta da ısrar edilen bu yanlışlıklar neticesinde Türkiye bir bohçacı cenneti olmuştur. Konunun vahim olan tarafı ise bu sorunların somut olarak tespit edilememesi ve gereken çözümlerin üretilememesidir.
Meralarda aynı anda çok sayıda avcının bulunması, limit aşımlarının yaşanması, bohçacı sayısının milyonları aşması, yasa dışı avlanma yöntemlerinin yaygınlaşmasının temelinde avcı ile işbirliği içerisinde olmadan alınan yanlış kararların etkisi yatmaktadır. Artık bu gerçeği görebilmeli ve geleceği bu konunun gerçek sahibi avcılarla kurmaya çalışmalıyız.
Sürdürülebilir ve tüm avcıları (bohçacı ve eli tüfekliler dahil)  içine alan bir yaklaşımın kurulması zaruret haline gelmiştir. Otoritenin   kurmaya çalıştığı Avbis sistemi bu konunun çözümü değil, sorunun parçalarından birisini oluşturmaktadır.
Öncelikle meseleyi mevcut sistem içerisinde çözmek ilk aşamada doğru bir yaklaşımdır.
Bu konu ile ilgili çözüm yöntemleri son derece basittir. Bu kapsamda;
·         Avlanma gün sayısı sınırlamaları derhal kaldırılmalı ve yedi gün avlanabilmek mümkün olmalıdır. (Bu konuyu maalesef yıllardır savunan ve uygulayan otorite ya da sözde hayvan severler, bu kararları sonucu avcılığa ve yaban yaşamına en büyük zararı vermişlerdir. Mera baskısının temel sebebi budur. Bu kadar basit bir “etki-tepki” sebebini çözemeyenler, mera ve gün baskısı sonucu katledilen hayvanların da vebalini taşımaktadırlar.)
·         Göçmen kuşlarda limitler artırılmalıdır. Yerli kuşlarda ise yöresel duruma göre artan limitler uygulanmalıdır. (Burada keklik örneğini vererek konuyu açıklamakta yarar görüyorum. En önemli yerli kuşumuz olan kekliğin vurularak tüketilmesi mümkün değildir. Bu konuda Gökçeada örneğini verebilirim. Sezonda elli bin kekliğin vurulduğu dönemlerde planlı bir yöntemle iki yıl ara verilen merada üçüncü yılda daha fazla kuş görmek mümkün olmaktadır. Dolayısı ile avcılık üremek için ön koşuldur. Avlağı nadasa bıraktığımızda derhal kendisini daha güçlü bir biçimde toparlayacaktır. Yeter ki çevresel olumsuzluklar olmasın.)
·         Av sezonu açılışları bölgelere göre sabit olmalıdır. Örneğin Ege bölgesinde 20 Ağustos tarihi hangi güne tesadüf ederse etsin av sezonu açılışı olarak kabul edilebilir. Avcılığın 7 gün açık olduğu bir sistemde av açılış tarihlerinin özellikle hafta içi olması yararlıdır.
·         4. Grup av hayvanlarının açılışı kesinlikle erken döneme alınmalıdır. Örneğin; Ege Bölgesinde Eylül sonu olmalıdır.
·         Denetimler 12 ay ve haftada yedi gün olarak etkin biçimde yapılmalıdır. Bu konudaki araç ve personel eksikliği bir an önce giderilmelidir.
·         Tüm av silahları tespit edilmeli, kayıt altına alınmalı ve av sezonu dışında silah sahibinin kendi evinde kilitli ve mühürlü konumda kontrol altında tutulmalıdır. (Trap silahları hariç)
·         Av eğitimleri ciddiyetini korumalı ve tüm ülke sathına yayılmalıdır.
·         İlgili Milli parklar yetkilileri avcı ile iletişimlerini üst düzeyde kurmalı, her kulübü defalarca kez ziyaret etmeli, projelerini anlatmalı, birlikte denetim yöntemleri geliştirmelidirler.
·         Diğer bakanlıklarla işbirliğine gidilerek, tarımda kullanılan zehirlerin, kimyasal gübrelerin, derelere, sulak alanlara ve göllere akıtılan evsel ve sanayi atıklarının kontrolü sağlanmalıdır. (Türkiye’deki yaban hayatının yok olması eğiliminin temel sebebi budur)
İlk aşamada önerebileceğim bu basit yöntemlerle mevcut durumun düzene girmesi mümkün olabilecektir. Bu sayede meralardaki avcı baskısı ortadan kalkacak, av sezonu dışında avlanmalar bitecek, denetimlerin yoğunlaşması ile yasa dışı avlanmalar önlenebilecek, temiz bir doğada habitatlarda yaban yaşamı adeta filizlenecektir. Böylece meralarda bol miktarda  av popülasyonlarının oluşmasını sağlanacaktır. Burada önemli olan Avcı ile birlikte işbirliği halinde olabilmektir. Masa başında alınan temelsiz ve taraf bulmayan ve doğaya hiçbir katkısı olmayacağı bilinen sözde kararlar, ancak yaptırım olarak algılanmakta ve kabul görmemektedir.
 Saygılarımla.
Gönder