%100 Doğa Outdoor Yaşam Etiği

Yazarlar

Anasayfaya git Sonraki yazara git Önceki yazara git
  • Kişi beğendi
  • Yazı Boyutu :
    Yazıyı Büyüt Yazıyı Küçült
  • Paylaş :

Belgelen(dirme)

İsmail Atalay
info@yabantv.com

Su Ürünleri Genel Müdürlüğü tarafından tartışmaya açılan “Yeni Su Ürünleri Kanunu” haberleştiği andan itibaren yoğun bir haber trafiği oluştu. Kameralar birden olta balıkçılarına çevrildi. Tabi mekan belli…

Galata Köprüsü…

Sonrası ise bir hep magazin…

Neymiş efendim, insanlar bir hafta sonunu Galata Köprüsü’nde olta atarak geçiremeyeceklermiş, falan filan. Ben Galata Köprüsü’nde eline oltayı alıp balık avlayabilen bir “amatör”  balıkçı hiç görmedim. Parsellenmiş her metresi, yıllardır aynı insanlar, yılın 12 ayı 365 günü aynı yerdeler. Balıkları yakalarlar, akşama müşterisi bellidir zaten. Zannederler ki ekranların başında olup biteni izleyenler bu ülkede “Galata Balıkçısı” demek tüm olta balıkçıları demek.

Olta balıkçılığını magazinleştiren sistem balıkçılığın ana saç ayaklarını da harekete geçirir bu arada. Trolcü, Gırgırcı, Üretici, Kıyı Balıkçısı vs. pazarda bedava mal bulmuş gibi hemen uzatılan mikrofonlara başlarlar konuşmaya. Ortak söylem belli. “Amatörler bizden çok daha fazla balık yakalıyorlar, hem de onlara hiçbir şey söylenmiyor” falan filan.

En son bomba ise bugün ulusal bir gazeteden geldi. Gazete yaptığı haberde bu defa mikrofonu Sarıyer’in ünlü reislerinden, Torlak Kaptan adlı balıkçı teknesinin sahibi İlyas Torlak’a uzatıyor. Torlak, geç kalınmış bir karar olduğunu belirtip şöyle diyor: “Oltacı denilip geçiliyor ama küçümsenecek bir olay değil bu. Tüm İstanbul’u düşündüğümüzde bir gırgırın çıkaracağı kadar oltacılar da balık avlıyor. Geçimini bu işten sağlayan insanların da ekmeği azalıyor.”

Sevgili Dostlar;

Yaşananların aslında duygusal olduğunu göremeyecek kadar akıl fakiri miyiz…Amatör Balıkçılığın karşısında olanların azalan balık stokları, sürdürülebilir avcılık gibi söylemde şık duran kavramları kullanarak doğayı ve sucul yaşamı düşündüğünü mü zannediyorsunuz.

Hepsinin aklındaki ile dili farklı. Ama her yol onların deyimiyle “Ekmeği paylaşmak “ ile ilgili. Hepsi olta balıkçısının denizlerde, iç sularda onlara sanki “tapulanan” balık stoklarını paylaşmamak ile ilgili bir düşüncesi var. Bu yıllardır böyle.

Dikkat ettiniz mi amatör balıkçılık ile ilgili her şey ulusal basında kendisine yer bulur. Çünkü bilinir ki bu konu işlenebilir bir “cevher haber” dir. Çıkan haberlere bakacak olursanız her gün ticariler bizleri idam sehpasına gönderirler.

Madem süreç böyle, kural koyucular böyle atraksiyonlara kulak kabartıyorlar, onlara geçtiğimiz haftalarda Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından düzenlenen 1.Balıkçılık Çalıştayı’nda Doç.Dr.Vahdet Ünal’ın sunumundan birkaç örnek vereyim

Diyor ki Doç.Dr.Ünal;

“2013 yılında Sayın Tunca ve Arkadaşları tarafından yapılan bilimsel araştırmalarda Foça Bölgesindeki olta balıkçılığının yaratmış olduğu ekonomi 120 Milyon TL, Gökova Bölgesinin 33 Milyon TL, İzmir İç Körfezin yaratmış olduğu ekonomi 23 Milyon TL.”

Tüm ülkeyi artık siz düşünün. Ben inanıyorum ki Ülkemizdeki olta balıkçılığı sistemi biz olta balıkçılarından en az 500 kat daha fazla sucul yaşamdan balık çeken Ticarilerden daha fazla bu ülkenin ekonomisine katkı sağlıyoruz.

İşte Bakanlıkta böyle düşünüyor ki olta balıkçılığı sisteminin kayıt altına almak ile ilgili çok ciddi bir adım attı. Ben Bakanlığın attığı bu adımın iyi irdelenmesini istiyorum. Olay sadece “ver parayı al belgeyi” olayı değil. Bunu en üst makam yani Sayın Bakan bile dile getiriyor. Bizlerin asıl düşünmesi ve kafa yorması gereken olay bu proje nasıl gelişmeli ? Olta Balıkçılarının kanunla belirlenen haklarının korunmasında neler yapmalıyız ? “ Eğitim olmadan asla” diyoruz. Ama o eğitimde nasıl olmalı? Bunları tartışmalıyız. Bunlara kafa yormalıyız. Tüm STK’lar bununla ilgili Genel Müdürlük nezdinde projelerini, düşüncelerini aktarmalı. Yoksa “istemezük” anlayışı bu defa işe yaramayacak ben gelişmelerden bunu çıkardım.

Eğer bu süreci iyi yönetemezsek ne yazık ki Ticari Balıkçılığı oluşturan saç ayakları her zaman olduğu gibi bizleri “ekmeklerini izinsiz bölenler” olarak milletin ve sistemin önüne atmaya devam edecekler.

Yalnız aklımı kurcalayan bir şey var dostlar…

40 yıllık kanun değişiyor ve bu kanunun sadece bir maddesi amatör balıkçılık ile ilgili. Geride kalan 21 madde ise Ticari Balıkçılığı ilgilendiriyor. Ama fırtına Amatör Balıkçılıkta koptu.

Sizce neden ? 

Gönder