%100 Doğa Outdoor Yaşam Etiği

Yazarlar

Anasayfaya git Sonraki yazara git Önceki yazara git
  • Kişi beğendi
  • Yazı Boyutu :
    Yazıyı Büyüt Yazıyı Küçült
  • Paylaş :

Doğuda Bir Hafta ve 3 Gün Av

Mehmet Arpaz
info@yabantv.com

Öyle güzel bir telaş, bir heyecanım var ki avcı olmayana anlatabilmek mümkün değil. Heyecanım bir hafta önceden başlıyor. Çoğu kişi derki 65’e merdiven dayamış bir avcıda “bu ne telaş, heyecan” Ölmeyen bir tutku avcılık. Rüyalara giren ulu dağlar. Tam uykuya dalarken kekliğin gürültülü kalkışı, telaşla aranan tüfek. Ulu tepelerin üstü beyazlamış. Tarif edilemez kayalar. Artık bilirsiniz bu kayaların her biri bir alay keklik barındırır. Bazıları 2-3. O kadar muhteşemdirler ki insanı büyülerler. Arazinin durumuna göre çeşit, çeşit, renk, renk olurlar. Bazıları ulaşılamaz, çıkılamazdır. Dik açıyla yükselir. Sakın bana çıkmaya veya inmeye kalkma diye meydan okur. Küçük taşlıklarla devam eden, taşlıklar arasında otlu, gevenli bir doğa. 

Arabadan inince önce bir sessizlik çöker buralara. Tedirginlik başlar kayalardaki kınalılarda. Önce birinden gelir o harika ötüş. Sonra diğerlerinden cevaplar gecikmez. Hemen hesaba başlarsınız. Önce avlanmaya şuradan başlayalım. İlk kalkışta yanına sokmaz. Kayanın en uç noktasında bekçilik yapan en az çift mahmuzlu baba kınalı tırr dedi mi askerleri de arkasından devam ederler. Tüfek atılmadan kesinlikle dağılmazlar. Tüfek sesleri gelmeye başladı mı her yerini belledikleri arazide, kendilerince güvenli yerlerine dağılırlar. İşte keklik avı ondan sonra başlar. Aradan zaman geçtikçe her taraf sesleriyle dolar.

Yürümek hiç de kolay değildir. Ayak bilekleriniz en az 30 derece eğimle basar toprağa. Yürüdükçe ağrılar başlar bileklerinizde. Aldırış etmezsiniz. Keklikler kalkmaya başlayınca unutursunuz ağrınızı. Hele birini de vurduysanız ne yorgunluk kalır, ne de ağrı. Saatlerce kıtkadaki kekliğin aşkına yürürsünüz. Ne zaman ki bir yerde oturursunuz, o zaman anlarsınız ağrıyan bileğiniz değil sırtınız, beliniz, kollarınızdır.

Kasım ayının başında doğuda görülmemiş bir hava. Meteoroloji 14-15 derece dese de bol güneşli bir havada gömlek üstü av yeleği fazla geliyor. 30 senelik dostum Nuri Aslan’ın 8 yeğeni Aslan’lar beni kendi evlerinde konuk ediyorlar. Elimi sıcak sudan soğuk suya değirmiyorlar. İhsan, Mehmet, Afşin, Vural, Kubilay, Okan, Nihat, Ahmet hepsi Aslan. Soyadları bir tarafa gerçekten aslanlar. Avcı olanlar Mehmet, Afşin, Vural, Nihat. Allah öyle bir güç, öyle bir ayak vermiş ki o doğunun dağlarında keçi yorulup yatar, bunlar hala gezerler. Ama kekliği gezen vuruyor. Yarışılamaz bir güçleri var, azımsanamaz bir avcılıkları var. Çok iyi tüfek atıyorlar.

“Amca sen şuradan gel” diye tarif ediyorlar. Amaçları beni yormamak, yokuşa vurmamak. Koşarak çıkıyorlar o zirvelere. Kekliği eteklere döküyorlar. Onların sayesine birkaç tüfekte ben atıyorum. Yaşıma rağmen hala iyi geziyorum çok şükür. Bir sene koşu bandında bazen her gün, bazen gün aşırı 5 km yürüyerek hazırlanıyorum doğu macerasına. Senede bir sefer keklik avı. Bu av için değer. Benim için en büyük av. 30 senedir her yıl bir defa. Sene boyunca özlemini çeker, bir sefer de özlemimi gideririm.

Geçen sene kekliğin kıt olması dolayısıyla, doğru bir kararla MAK tarafından 2 Kasım olarak açılan keklik avının sahipsiz bir ülke gibi doğuda bir ay önce gayri resmi olarak açılması içler acısı bir durumdur. Konuştuğumuz çobanların “rütbeliler bir aydır buralarda avlanıyor Beyim” demeleri utanç vericidir. Daha önceleri adım atamadıkları bu bölgelerde “Barış Süreci” güvencesiyle yanlarına aldıkları bohçacılarla avlanmaları gerçek avcılar için utanılacak bir durumdur.

Gerçekten geçen seneye nazaran keklik çok fazla. Ancak ulaşılamamış yerlerde çok daha fazla. Bir aydır avlanılan yerlerde yeni atılmış yüzlerce boş fişek. Demek ki oralarda da keklik varmış. Bu sene ot hakikaten geçen seneye nazaran çok fazla. Demek ki dağlarda ot var keklik var, ot yok keklik yok. Bir de şu resmi kimlikleri olanların zamansız avlanmaları önlenebilse… Doğuda avlanma tadından yenmeyecek. Bakalım belki bir gün o da olur.

Avcılara rasgele.

Gönder