%100 Doğa Outdoor Yaşam Etiği

Yazarlar

Anasayfaya git Sonraki yazara git Önceki yazara git
  • Kişi beğendi
  • Yazı Boyutu :
    Yazıyı Büyüt Yazıyı Küçült
  • Paylaş :

Avcılar, Eşleri ve Çocukları

Nazife Yıldız SÜKAN
info@yabantv.com

Değerli Yaban Dostları, av sezonunun yaklaştığı şu günlerde sizlerle tekrar buluşmak benim için tarifi olmayan bir mutluluk. Bu süre zarfında yoğun geçen hayatın içinde bir bakıyorsunuz ki zaman sizi nereden nereye götürüyor ve fark edilemeyen bu süre, sanki tüfeğinizin hedefindeyken kaçıp giden bir ava benziyor.

Hepimiz hayatın türlü zorluklarını ve yorgunluklarını yaşıyoruz. Bir parçada olsa kendimize ayırdığımız zamanında kıymetini bilerek veya doya doya yaşamak isterken, eşimiz ve çocuklarımız ile geçirilen zaman en güzel geçen zaman olsa gerek! Bizler av tutkunu bireyler olarak, eşiniz ve çocuklarınız, sizin severek yaptığınız avlarınıza hayran olarak benimsedikleri gibi, ya da, eh eşimiz ve babamız avı seviyor bizde mecburuz onun bu zevkine katlanmaya dedikleri gibi hiç düşünmek istemediğimiz bir hayat ama var olan gerçek bir hayat. Yok mu böyle düşünen avcı dostlarımızın hayatı?

Elbette var. Hem de öyle çok ki bazen av sezonu; avcılarımızın, eşlerinin, çocuklarının arasında katlanılamayacak kadar zor geçen bir süreç olabiliyor. Belki de zar zor ikna edilen eşler çocuklar, piknik havası ile doğaya çıkmak, ya da avcı eşleri, sen avına git ben çocuklar ile sinemaya veya aile dostlarımızı ziyarete gideceğiz derler. Böyle olunca da, nerede paylaşım? Nerede birbirimizin zevklerinden keyif almak? Çoğu zaman avcı dostların isyanla karışık sitemkar haykırışlarını duyuyorum. Ve beni tanıyanlar, ya telefondan, ya internetten ya da sokakta karşılaştığımız da '' ya Nazife abla lütfen bizim eşlerimiz ile tanış da onları bizim ile ava çıkmaya ikna et bizlerle ava gelsinler'' Avlanmasalar da yeter ki yanımızda olsunlar diyen avcı dostlarımız azımsanmayacak kadar da çoklar.

İşte burada duralım dostlar, duralım, Bize uyum istiyoruz da biz onlara uyabiliyor muyuz? Hep ben olmamalı. Hep sen de olmamalı. Biz olmalıyız. Evlenip de eşimize, 3 çocuk yap hanım sen çocuklarla, evle çarşı pazarla ilgilen. Ben zaten para kazanıp getiriyorum hafta da bir kaç gün av zevkim var ona da karışma dememeliyiz.

Buradan önce AVCI EŞLERİ HANIMLARA SESLENİYORUM; kendiniz avcı eşlerinize uyum sağlayamıyorsanız, aile bireylerinizden çocuklarınızı yönlendirin onlar babaları ile ava gitsinler. Doğayı, oradaki zorlukları, paylaşımları, hayatı öğrensinler. Sonrada tüm AVCI ANNELERE DE BABALARA DA SESLENİYORUM; nedense hep erkek çocuklar sanki babaları ile ava gitmek zorundaymış gibi erkek çocuk ayırımcılığı yapılmaktadır. Olmaz dostlar olmaz. Lütfen bırakalım bu yanlış ve bağnaz düşünceleri. Kanunlarımızda da kız ve erkek çocuklar her alanda eşittirler. Ailenizde de bu ayırımcılık yapılmamalı. Bu yüzden kızlarınızı size yakınken kendinizden uzaklaştırmayınız.

Avcılık konusunda bir çok kızımızda istek varken o istekleri sen kızsın sen anlamazsın diyerek köreltmeyin. Şuna inanınız ki son 7 senedir bir çok kız çocuğu beni örnek alarak avcılığa adım atmaktadırlar ve onların avcı babaları da buna destek vermektedirler. Hatta aile büyüklerinde hiç avcı olmayan ailelerin bile kız çocukları avcı olmayı istemektedirler.

Gerek av fuarlarında, gerek herhangi bir il de, ilçe de hatta köylerde karşılaştığım bir çok kız çocuğu boynuma sarılarak Nazife teyze ben de senin gibi avcı olmak istiyorum diyorlar. Kimisine ailesi destek veriyor kimisine vermiyor. Çocuklarımıza avcılığı ayırım yapmadan öğretmeliyiz. Ve çocuklarımız şunu anlayacaklardır, bana ne öğretilir, ne verilirse; Ben onu alır onu öğrenir onu uygularım. Eşitlik ilkesi ile yetiştirilen çocuklar ceddine sevgi, saygı, güven ve bağlılık duymasını öğrenir. Onlarda ilerde büyüyüp evlendiklerinde sizden gördüklerini çocuklarına uygulayacaktırlar.

Sevgili Yaban dostları, beni takip ediyorsanız, hayatımdaki kesitleri YABAN TV kanalında ki röportajlarımda, gazetelerde ve avcılık ile ilgili yazılı kuruluşlardan öğrenmişsinizdir. Ben küçücük bir kız çocuğu iken dağlarda yaşadım. Elektriğin, insanın içeceği doğru dürüst suyun olmadığı yerdi burası. Burada, ineklerimiz, arılarımız, hindilerimiz, tavuklarımız, köpeklerimiz vardı ve hepsini güderdim, ben bakardım. Ve onları saldırgan yaban hayvanlarından gece gündüz köpeklerim ile korurdum. Geceleri uyurken de babamın 16 çapta olan içinde fişek bulunmayan boş, Beratta marka tek kırma tüfeğine sarılır yatardım. Ondan güvence alırdım herhalde. Rahmetli babam bile; SEN ERKEK OLMALIYMIŞSIN SENİN ELİNDEN HER İŞ GELİYOR derdi. Hatta zaman zaman kendisi mandıramıza gelen arkadaşları ile konuştuğunda duyardım. Büyük bir gururla bu benim küçük kızın kaldığı bu ıssız yerlerde sizin erkek çocuklarınız bile gece gündüz kalamaz korkarlar, bu kadar işlerin hepsini bir arada yapamazlar derdi. Ben de bunları bir kız çocuğu olarak kendi kendime, erkek çocuk bile benim kaldığım bu ıssız dağlarda yaşamaktan korkuyorsa, ve bu yaptığım işleri başaramıyorlarsa neden babam keşke erkek olarak dünyaya gelmemi isterdi ki diye de düşünürdüm.

TSK da, Poliste, uluslararası istihbarat servislerinde iyi dövüşen iyi silah kullanan, keskin nişancı bir çok kadın var. Değerli Yaban dostları şunu sakın unutmayalım ki tüm çocuklar öğretilerek yetiştirilerek yönlendirildikten sonra, başaramayacakları, yapamayacakları hiçbir şey yoktur. Anneler, babalar, çocuklar, birbirlerimize sevgi, saygı ve güven duyarak bakalım. Ve yeni av sezonunu birbirlerinizi üzmeden, kırmadan, huzurlu ve hoşgörülü olarak geçirmenizi dilerim. Rastgele.

Gönder