Yazmakla bir yerlere varacaksak, çağdaşlığın özlemi ile......
Şu sıralar bir çok gazete bazı köşe yazarının boş duran köşelerinin tepesinde “yazarımız yıllık izininde olduğu...” gibi tatil mazeretleri ile yazılarını yazamadıklarını bildiriyor. En tabii hakları. Zaten hiçbir zaman da anlamamışımdır nasıl becerip de her gün köşelerine yazı yazabildiklerini. Hoş, bu her halde alışkanlı gibi bir şey. Muhakkak ki zevk de alıyorlar ki bunu iş edinmişlerdir kendilerine. Yoksa her halde ne siyasi ne de sosyal herhangi bir konu bulmakda zorlandıklarını sanmıyorum.
Ben ise hiç beceremedim bu alışkanlığı edinmeyi ne de hoşlandım. En çok mücadelesini verdiğim konularda bile bir zamanlar yayınladığım “Av Doğa Silah Dünyası “ dergimdeki aydabir “Görüş” yazılarımı bile yazmak ne kadar zor gelirdi. Lafazanlığa gelince mesele yok da, yazı yazmak hep zor geliyor bana nedense. Yoksa benim de kendi bilgi alanım içersinde kelam eyleyebileceğim, eski tabiri ile kalemşörlük yapabileceğim bir sürü şey var. Hele eskisi gibi daktilonun tuşlarıyla döğüşüp bir kaç karalanan yanlıştan sonra olduğu gibi bütün kağıdı atıp yeni baştan yazmak gibi bir dertle de uğraşmadan sadece bilgisayarın tuşlarına dokunmak kadar kolay yazı yazmak.
Kolay olup da kolay da okuyucusu oluştuğu için de maaşallah her taraf, bilgisi olmadan fikri olan, onun için de devamlı yazı yazıp kendini duyurmaya çalışanların yazıştığı tartışma siteleri ile doldu. Bu da bir tatmin duygusu her halde. Onu garipsemiyorum da, pek çoğunun tabansız, mesnetsiz bu fikir teatileri (alış verişleri) daha bir iki yazışmadan sonra, önce hafif, giderek ağırlaşan saldırı atışlarına dönüşüyor. Sonra her iki tarafın da taraftarları oluşuyor ve adeta bir meydan kavgası baş gösteriyor web sitelerinde.
İlk yayına girdiği zaman da çok sayıda üyeye de ulaşan bir avcılık portalında da bazı konulardaki bilgi birikimlerimi genç dimağlarda belki faydalı olabilir düşüncesiyele paylaşmak istemiştim.
Ama, illa da her söylediğimin herkesin hoşuna gidecek fikirler üretmek gibi bir derdim de hiç olmadığından ne tuhaftır ki (pek de hayret etmemeye alıştım artık) kimi hiç beklemediğim, bazı bilgi birikimli diye nitelediğim kişilerden, kimi de zaten kendinin ne olduğunu tartmaktan aciz, yazı yazma ishali kişilerin adeta saldırısına uğramıştım. Hele bir tanesinin “sen kimsin ki” diye süren yazısından sonra da hiçbir av sitesine girmemeye yazılanları okumayıp cevap da vermemeye karar vermiştim. Bu kararım da sürüyor.
Türkiye Avcılığını yeniden yapılandırılması gereğine olan inancım bir tutku halinde. Kimsenin etkili bir şeyler yapmadığını, hele yakın çevremdeki ilgisizlikleri gördükçe, zaman zaman kendi kendime küssem de, YABAN TV ile gene depreşip sürüyor bu tutku bakalım nereye kadar.
Bir de www.yabantv.com açılınca kendime koyduğum bu yazı yasağı da ister istemez aralandı.
Bir tartışma başlatmak istedim Forum’da. Türkiye Kara Avcılığı’nın geçmişten bu güne sürdüğü gibi, gelişigüzel alınan kararlarla sürmemesi gereğine inananların katılacağı ve lütfen çözüm üreteceği bir tartışma ile yer almak istedim Forum’da. Tartışma hedefinin, yönetimin anlaşılamaz (aslında çok da iyi anlaşılan) değişmeyen tutumunu eleştirmek değil de, onların da, üniversite akademisyenlerinden hakkında fikir sahibi olanların da katılıp, çağdaş ülkelerdeki akılcı ve yapıcı bir sistemin nasıl Türkiye’ye uyarlanabileceğinin tartışmasını, yasaksız, çağdaş bir sistemin ana hatlarını belirliyelim istedim hep birlikte. Hani derler ya “insan hayal ettiği müddetçe yaşarmış” diye......
Forum’a katılın birlikte yaşayalım.
Sağlıkla kalın.