%100 Doğa Outdoor Yaşam Etiği

Yazarlar

Anasayfaya git Sonraki yazara git Önceki yazara git
  • Kişi beğendi
  • Yazı Boyutu :
    Yazıyı Büyüt Yazıyı Küçült
  • Paylaş :

Sessiz Kalmanın Dayanılmaz Acısı

Ömer Borovalı
info@yabantv.com
Değerli YABAN dostları,
 
YABAN TV adının da söylediği gibi işi yaban olan bir kanal.Bizim de işimiz onun kapsamı içinde program yapmak, haber yapmak, yazı yazıp görüşlerimizi paylaşmak. Hiçbir zaman siyaset değil.
 
Ama duygularımı bastıra bastıra bu sütuna dökmek için Taksim Gezi Parkındaki ağaç kesimini protesto eylemi bahanem.
 
Malum, son günlerin tek konusu var Türkiye’de, Gezi Parkı eylemi. Aydınlık, çağdaş, hür, demokrat, ilerici,  bir Türkiye’de yaşamak isteyen herkesin taraf olduğu bir eylem. Atatürk’ün bu ülkeye hedef olarak gördüğü çağdaş ilim ve kalkınma yolunda yürümeyi amaçlayan herkesin gönülden desteklediği ve dünyanın Türkiye’nin aydınlık yüzünü gördüğü bir eylem.
Demokrasinin kaba tarifi ile çoğunluğun iktidarı elinde tuttuğu bir yönetim biçimi olduğunu herkes bilir. Ama bu toplumun geri kalanının arzusuna gözlerini, kulaklarını kapayıp, ben ne istersem onu yaparım mı demektir demokrasi?
 
Eminim bu yazımdaki düşüncelerime katılmayan, eylemi kınayan, eylemcileri, haddi bildirilmesi gerekli, Türkiye’yi içten yıkmak için güdülen anarşistler olarak görenler de vardır. Ama benim görüşüm, demokrasinin ölçüsünün insanların birbirini dinleyebilme, sağduyu ile kendinden olmasa bile onların da istediğini yapabilmekle birlikteliği kucaklayabilme becerisidir. 
 
Bu arada Taksim Gezi Parkına yapılacağı söylenen Topçu kışla binasının neden bu kadar israrla yapılmak istenmesini bir açıklasalar da anlasak. Büyük kalabalıkları ile ve müthiş bir bilinçle Taksim Gezi Parkının yok edilmesi ve yerine o ağır sebepten dolayı Topçu kışlasının yapılmasını halk mı istiyor da biz bilmiyoruz? Internette GOOGLE’a girip araştırabilir merak edenler Topçu Kışlasının tarihini. Bilemem tabii, illa yeniden inşasında ısrarlı olanlar hangi düşünce ile İstanbul’un göbeğindeki yıllardır yontula yontula avuç içi kadar kalmış bir parkı söküp yerine bu kışlayı neden oturtmak ister.
 
Eylemcilerin Taksim Gezi Parkının ağaçlarına, parkına sahip çıkma mücadelesini örgütlü suç olarak görmek, polisi eylemcilerin üzerine düşmana saldırıyormuşçasına göndermenin izahını her halde kimse yapamaz. Kendilerinin dinlenmediği, düşüncelerinin hiç önemsenmediği, tertemiz duygularla “eylem yaparlarsa seslerini duyurabilen” binler, ne mutlu ki bütün dünya’ya Türkiye’nin çağdaşlığının görüntüsünü ve sesini verebilmişlerdir. Umalım ki İstanbul’un güzelliklerini gökdelen residanslarla, AVM’lerle boğanlar biraz olsun izan ile bu haykırışları doğru değerlendirirler.
 
Ne yazık ki her yerde yakan, yıkan, tarafların arasına sızarak hiçbir kavga amaçlamayan protestoları bir kavga ve çatışma ortamına sokmaya çalışan ve bunda da muvaffak olanlar vardır. Bu her zaman olmuştur. Ama incelendiğinde bu eylemde bulunan vatandaşların, gençlerin, talebelerin yanı sıra,iş güç sahibi belli bir olgunluğa gelmiş toplumun pek çok kesiminden insanlar olduğu görülür.  Amaçları ne ideoloji için kavgadır ne çatışma. Sadece görüşlerinin dinlenmesi ve kendilerinin hep yok sayılarak kararlar verilmemesidir. 
 
O park Bursa’nın zenginliği harika Kültür parkı örnek alınarak yeniden düzenlenmeli ve İstanbul’un ihtişamına yakışır, kentin göbeğinde ağaçlık bir alan oluşturulmalıdır. Yoksa, ağaç da kesilir, gerekiyorsa yeri de değiştirilir, yerine daha çok ağaç da taşınıp dikilebilir. Önemli olan orman sistemlerini yok etmemektir. İnsanların diktiği ağaçların yerine yenileri her zaman dikilebilir. Ama insanlar beton yığınları arasında değil, şehirlerin içinde ağaçların arasında nefes almak istiyorlar. Varsın birilerinin cebine de rant oradan akmayıversin. 
 
Zihni hür, fikri hür insanların aydınlık Türkiyesi ümidi ile…
Gönder