%100 Doğa Outdoor Yaşam Etiği

Yazarlar

Anasayfaya git Sonraki yazara git Önceki yazara git
  • Kişi beğendi
  • Yazı Boyutu :
    Yazıyı Büyüt Yazıyı Küçült
  • Paylaş :

Kurt

Ali Coşar - İsveç
info@yabantv.com

BİR SOSYAL POLİTİKA SORUNU

Önemli olan kurtların sayısı değil. Yetkililerin bu konuda başarılı olup olmadıklarını tayin edecek olan şey, kurtlarla karşı karşıya olanların onlarla birlikte var olma konusunda gösterecekleri beceridir.

İsveç’in Umeå kentindeki tarımcılık üniversitesi SLU’da yapılan bir seminerde bu sonuca varıldı.

Konuk konuşmacılar arasında Michigan State University’den Shawn J Riley ile İsveç Doğa Koruma Kurumu’nun ABD’deki karşılığı olan Department of Natural Resources’den Patrick E Lederle de vardı.

Bu iki konuşmacı da kurtların, kuzey bölgesinde (Upper Peninsula) yerleşik olarak yaşadıkları federe devlet Michigan’da, kurt sorunuyla ilgili kurumda çalışıyorlar. Orada ve İsveç’te yapılan çalışmalar arasında büyük benzerlikler var.

Kurşun parası

Bilindiği kadarıyla ilk yeni yavrular 1989’da dünyaya geldi ve o tarihten sonra sayıları hızla arttı ve toplam kurt sayısı 2011’de 678’e ulaştı. Orada çıkartılan ilk yasalardan biri, kurda sıkılan kurşun parasıydı ve bu yasa kurtlar kaybolana kadar devam etti. Dönüm noktası, 1973’te başladı. Bu tarihte kurtlar bütün ABD’de koruma altına alındı ve böylece düşük düzeylerde olan kurt sayısı yükselmeye başladı. Sürü büyüyor

Evcil hayvanları korumak üzere kurtların öldürülmesine izin var ve her yıl kurtların %10’u illegal olarak öldürülmekte. Buna rağmen sürü büyümeye devam etmekte. Buna bağlı olarak da yetkililer, kurtları koruma politikasını terk ederek daha etkin bir politikaya yönelmek zorunda kalmışlardır.

İsveç’te olduğu gibi, sayılarının artması ve sorunların büyümesiyle birlikte kurtların varlığını kabul etme anlayışında azalma olmuştur. Çünkü Michigan’daki kurtlar İsveç’teki akrabalarından farklı değiller, onlar da evcil hayvanları ve köpekleri öldürüyorlar ve muhtemelen geyik sürülerini etkiliyorlar.

“Yeni biçimler bulmak”

Aynı İsveç’te olduğu gibi kurtlara karşı nefret ortamı da yaratılmıştır. Örneğin pankartlarda görülen “Save 50 deer-kill a wolf/ Bir kurt öldür-50 geyiği yaşat metinleri gibi.

Bu konudaki kutuplaşmayı ve kemikleşmiş inatlaşmayı görmek de mümkün. Patrick Lederle, toplantıda yaptığı konuşmada, sorunu başka bir biçimde ele almak zorunda olduklarını anladıklarını söyledi. Oturdukları, çalıştıkları yerlerde kurtların bulunduğu insanlara yönelik çeşitli yönetim stratejilerini anlattı: “Bunların başında, bu insanların mümkün olan en yüksek düzeyde bilgilendirilmeleri ve çatışmaları anlayabilmek üzere davranış araştırmaları gibi yöntemlerle bilgi toplamak geliyor. Bir başka yol da, büyük toplantılar düzenlemek ve farklı görüşlerde olan herkesin konuşmasını sağlayarak, sorunların çözümü için kimin ne yapabileceğini belirlemek. Kurtların sayısı arttıkça görüş ayrılıkları da artıyor ve bu da bizim daha da fazla gayret göstermemizi gerektiriyor.”

İnsan boyutu

Shawn ise, toplumun kurt sorununun altından kalkabilme becerisine değindi. Bu becerinin, hayvancılıkla uğraşanların kurtlara yönelik düşük kabul toleransıyla, kentli gözlemcilerin yüksek toleransı arasında bir yerde olduğundan söz etti.

Shawn, kurt sorununun insan boyutunu vurguladı ve konuya yalnızca biyoloji ve çevre açısından bakmanın yeterli olmadığını söyledi: “Yaban hayatıyla ve özellikle de kurt sorunuyla ilgili bütün çalışmalar her birinin aynı önemde olduğu şu üç büyük noktaya dayandırılmalıdır: Hayvan-doğal ortam-insan.”

Yasal komedi

Michigan’daki kurtlar, nefret edilenler listesinden ilk kez 2007’de çıkartıldı. Konu mahkemelik oldu. Kurtları nefret listesinden çıkartmak için ikinci girişim 2009’da yapıldı ve sonuç aynı oldu. Kurtlar nefret listesinden şimdi yine çıkartıldı ve sonucun ne olacağını şu anda kimse bilmiyor. Bu yasal komedi de İsveç’le görülen birçok benzerliklerden biri.

Kurt avı, pek yakında yeniden mümkün olabilir ama şimdilik avlanılan yabani hayvanlar grubunda değildir. Buna karşılık Minnesota ve Wisconsin’de bu grupta yer almaktadır ve her yıl yüzlerce kurt öldürülmektedir.

Patrick Lederle, avın başlaması halinde avcıların karşıtlıkların azaltılmasına katkıda bulunacağını söylemekte. Kurtlar, avlanmalarına izin verilmesi halinde daha da değerlidir.

İnsanların hayat şartlarını ve kalitesini ayakta tutan doğal zenginlikleri oluşturan
ekosistemdeki canlılar ve bunların fonksiyonları hakkında bilgi sahibi olmak kadar,
gerektiğinde bunları koruma zorunluluğu da bütün dünyanın hem fikir olduğu aynı önemde bir gerçekliktir.

İnsanoğlu var olduğu günden beri ağaç kütüklerinde, taşlar üzerinde, mağara duvarlarında bıraktığı izlerle bunu göstermeye çalışmıştır.

Hem korumasını hem de avlamasını bildiğimizden, av işleri bilim kurumlarında tartışılacak düzeyde...

Gönder