%100 Doğa Outdoor Yaşam Etiği

Yazarlar

Anasayfaya git Sonraki yazara git Önceki yazara git
  • Kişi beğendi
  • Yazı Boyutu :
    Yazıyı Büyüt Yazıyı Küçült
  • Paylaş :

İç Sularda Kara Leke; Yasadışı Avcılık

Öğr.Gör.İlhan Deveci
info@yabantv.com

İnsan nüfusunun hızla artması, tarım alanlarının genişlemesi, aletli tarıma geçiş ve tarımda kullanılan kimyasal gübre ve ilaçlar, evsel ve sanayi atıkları ile plansız çarpık yapılaşma doğayı olumsuz etkilemekte ve yaban hayvanlarının habitatlarını sınırlandırarak popülasyonlarını yok olma noktasına getirmektedir. Doğal yaşama verilen bu zarar telafisi mümkün olmayan hasarlar açarken, bilinçsiz ve yasadışı avcılık yöntemleri de bu sarmalı gittikçe içinden çıkılmaz bir noktaya götürebilmektedir. Bu durumdan en çok etkilenen ise, akarsularımız ve denizlerimizde yaşayan canlılar olmaktadır.

Bilindiği gibi kırmızı benekli alabalık iç sularımızda yaşayan son derece değerli ve nadide bir türdür. Anadolu’nun yükseklerindeki akarsuların temiz ve soğuk sularında bulunan bu balık türüne ulaşmanın zorluğu, yasal yöntemlerle tutabilmenin güçlüğü, lezzeti, tedavi amaçlı kullanımı ve bulunduğu çevrenin eşsiz doğal güzellikleri değerini her geçen gün artırmaktadır. Bu değerin artmasında gittikçe azalan popülasyonları da etkili olmaktadır. Bununla birlikte, Alabalığın doğal ortamlarında çevre ve insan faktöründen uzak bırakıldığında hızla çoğalan ve gelişebilen bir balık türü olduğunu da söyleyebiliriz. Bu avantajlı ve sevindirici durum planlı bir yaklaşımla ele alındığında Alabalığın üremesine vesile kılınabilir. Fakat hal böyle iken kendini bilmez, avcı ya da balıkçı geçinen çapulcular tarafından Alabalığın adeta katledildiğini görmekteyiz. Her türlü yasadışı avlanma yöntemlerinin denendiği bu değerli balığın yaşaması günümüzde neredeyse mucizevi bir noktaya gelmiştir. Eğer bu değerli balık hala akarsularımızda varsa sebepleri ancak şunlar olabilmektedir:

1. Alabalığın yerleşim bölgelerinden uzak temiz sularda yaşaması. Böylece herhangi olumsuz bir etkenin olmaması halinde ekosistemin düzenli işlemesi.

2. Bu konuda duyarlı kişi ve kurumların bulunması.

3. Terör ve benzeri riskler nedeni ile ulaşılamaması.

Bu gerekçelerin içerisine yasaklama yöntemini asla koymuyorum. Bu yöntemin ülkemizde hiçbir bölgede doğru yapıldığına olan inancım maalesef tam değildir. Ortaya çıkan sonuçlarda bunu göstermektedir. Kağıt üzerinde, yerel kişi ve sivil toplum kuruluşları ile hiçbir iletişim ve dayanışma içerisinde olunmadan alınan yasak kararlarının uygulanabilirliği de maalesef mümkün olmamaktadır. Yine bu konu ile ilgili kamu kurumlarının yetersiz personel, araç ve niyet eksikliği de alınan bu kararların yerine getirilmesinde caydırıcı bulunmamaktadır.

Bu sebepler sonucu dişine kan değecek ve kesesine para girecek caniler adeta çıldırmakta ve başta elektrik olmak üzere, klor, dinamit, kireç, tüp gaz gibi kimyasal ve patlayıcılar ile, balık otu, köpürgen otu, sütlüen otu gibi zehirli otlar ya da germe ve serpme ağla veya gece ışıkla alabalığı katletmektedirler. Oysa bu yöntemlerin hiç birisi gerçek avcı yada balıkçıya haz veren yöntemler değildir.

Alabalığı tutma yöntemi; ‘Sportif Olta Balıkçılığıdır’. Bu yöntemde mücadele, heyecan ve spor en üst seviyededir. Sınırlı sayıda balığın tutulabildiği bu yöntem aynı zamanda doğayı algılamayı da sağlayan yönü ile, insan psikolojisini negatif etkilerden uzaklaştırmaktadır.

Bununla birlikte Alabalığın biyolojik yapısını türlerine ve yöreye göre algılayamayan, bilmeyen otorite, yasak kavramını boy, limit ve yöre konusunda da bilimsel yaklaşımlardan uzak ele almakta ve kağıt üzerinde kalan yanlış yasaklarla kişileri suça teşvik etmektedir. Bu kapsamda, yöreye ve dereye göre belirlenebilecek limit, boy ve hatta avlanma süreleri ancak bölgede profesyonel anlamda avlanan kişi ve ilgili sivil toplum kuruluşlarının görüşü ve işbirliği alınarak tespit edilmelidir. Bu sayede alınabilecek ortak kararlar devlet vatandaş işbirliği ile gerek üretimde gerekse korumada en üst seviyede ele alınabilecek ve başarıyı da getirecektir.

İçinde bulunduğumuz modern çağda hala birilerinin ahlaka, insanlığa, dine uymayan bu tutum ve faaliyetlerde bulunmasına anlam vermek çok güçtür. Başı önde gezmesi gereken bu kişiler için çevre baskısını arttırmalı ve gerekli yasal süreçlerin içerisine çekmenin yollarını aramalıyız.

Saygılarımla

Gönder