%100 Doğa Outdoor Yaşam Etiği

Yazarlar

Anasayfaya git Sonraki yazara git Önceki yazara git
  • Kişi beğendi
  • Yazı Boyutu :
    Yazıyı Büyüt Yazıyı Küçült
  • Paylaş :

Karga...

Ali Coşar - İsveç
info@yabantv.com

Birisi, insanların kanatları ve tüyleri olsaydı bunların çok azının kargaların beğenisini kazanacak kadar akıllı olduğunun görüleceğini söylemişti. Buna çok az kişinin yeterince esprili, inatçı, haşarı ve şaşırtıcı olacağını eklemek gerekir. Olağanüstü akıllı değil, aynı zamanda hoş ve sürprizlerle dolu bir kuştur karga.

Evcil bir karga o kadar titizmiş ki, solucanları yemeden önce yıkarmış…

Bir başka karga, insanların ceplerinin nasıl boşaltılacağını biliyor, ama bununla da yetinmiyor, boş bir ceple karşılaşınca "Allah kahretsin" izlenimi veren bir sesle bağırarak kızgın bir biçimde uçup gidiyormuş…

Eğitilen birçok karganın, yüzlerce sözcük ve birçok tam kurulmuş cümleyi öğrendikleri bilinmektedir.

Yabani kargaların, köylülerin tarlada işe koştuğu hayvanları gayrete getirici sözlerini kapıp tekrarladıkları da anlatılmaktadır.

Gri karga, insanı çevreleyen kuşlar arasında en yaygın olarak görülenlerden biridir. Hırsızlığı ve yol açtığı zararlar nedeniyle kendisine çok kötü bir ün edinmiştir.

Kargaların oldukça sosyal olduklarını, küçük bir alanda çok sayıda yuva yapmalarından ve yuvalarını yaparken birbirlerinden inşaat malzemesi çalarak eğlendiklerinden anlamak mümkün.

Bir karga yemek bulmak için yuvasından ayrıldığında komşulardan birisi hemen gelip bir hamlede en iyi saman yığını ve çırpıları kapıp kendi yuvasında gizler. Bu hırsız karga dışarıya dolaşmaya çıktığında, diğeri onun yuvasına gelip çaldırdığı malzemeyi, fazlasını da ekleyerek geri çalar.

Başına buyruk olan ve kuralları umursamayan kargalar, çiftleşme zamanında işleri karıştırabilir de. İki erkek karganın yarı yetişkin yavrulara yemek yedirdiği görüldüğü gibi, iki dişi karganın aynı yuvada kuluçkaya yattığı ve tek bir erkek karganın şişinerek bunların başında beklediği görülmüştür.

Yavrular yuvada üç hafta kadar kalırlar ve bu süre içinde her gün kendi ağırlıkları kadar yemek yerler.

Sonra sürünün en saygın kargasının gözetiminde uçmaya çalışır, ondan kargalar toplumunun yasalarını ve göreneklerini öğrenirler.

Yavrular da kendi yiyeceklerini pekâlâ temin edecek çağa gelmelerine rağmen yetişkinlerden sürekli yemek dilenerek bu "eğitim" den yararlanırlar. Gürültü ve acındırıcı yalvarışlarla ebeveynlerinin başına üşüşüp kuruyemiş isterler ve bazen yaşlıların kalplerini yumuşatmak için hasta rolü yaparlar.

Yemek listeleri uzun. En çok yeşillik, meyve ve kuruyemiş yerler ama kargaların yemeyeceği -ve yapamayacağı- hemen hiçbir şey yoktur: arı, fare, kurbağa, leş, hatta zehirli meyve ve yapraklar…

Özel olarak sevdiği yiyecekleri elde etmek için her türlü yola başvururlar.

Fareye bayılırlar ama avlaması zahmetlidir. Bazen, bir kargayı eşelenen bir domuzun sırtına konmuş olarak görmek mümkündür. Domuz bir fare yuvasını ortaya çıkarır çıkarmaz kurnaz karga dalışa geçer ve bir fare yavrusunu kaptığı gibi havalanır.
Bir karga, ağzında ganimet bulunan bir tilki gördüğü zaman öyle bir gürültü koparır ki, mahallenin bütün kargaları oraya toplanır. Düzenli ordu halinde kanatları, gagaları ve pençeleriyle saldırıya geçerler. Sonunda çaresizlikle kıvranan tilki ganimetini onlara bırakmak zorunda kalır.

Bütün kargaların taklit etme yetisi vardır. Becerikli bir karga, bir tavuğun gıdaklamasını, bir köpeğin ulumasını ya da bir horozun ötüşünü mükemmel bir biçimde taklit edebilir.

Bir bahçenin kenarına kurnazca gizlenmiş bir karganın horoz gibi öterek bir tavuğu yavrularının başından ayırmaya çalıştığı görülmüştür. Karga bunda başarılı olamayınca, saklandığı yerden çıkıp tavuğun karşısına geçmiş ve kızgın bir biçimde bir sağa bir sola, hızla hareket ederek tavuğu üzerine çekmiş ve onun saldırılarından kolayca sıyrılırken işbirliği yaptığı iki karga civcivlerin arasına dalıp bunlardan birer tane kaparak gitmişler.

Baykuşlar bazı geceler kargaların yuvalarına saldırı düzenleyip uyuyan bir kuşu kaçırırlar. Buna karşılık kargalar da gün ışığında rastladıkları her bir baykuşa saldırıp bir küfür yağmuru altında onları kanatlarıyla hırpalarlar. Yumurtalarına ya da yavrularına zarar vereceklerini bilidikleri atmaca, sincap, kokarca, kedi ve diğer bütün hayvanlara karşı da aynı biçimde davranırlar.

Kargalar, kendilerinden çok üstün düşmanları olmaması halinde, yirmi yıl kadar yaşarlar ve zamanlarının çoğunu oyun ve şakalaşmaya harcarlar. En sevdikleri zıpırlıklardan biri "uyuyanları uyandır" dır. Kargalar, günün en sıcak saatlerinde huzurlu bir sakinlik içinde uyuklamakta olan bir tavşanı yere yıkıp tepesini gagalarlar. Ya da kendi halinde geviş getiren bir büyükbaş hayvanın sırtına sessizce konup ansızın korkunç bir çığırtı konseri başlatırlar.

Bu kurnaz kuş, insanla olan ilişkisinde üstünlük de taslayabilir. Bir sürüdeki kargalar kursaklarını doyururken yüksek bir ağacın tepesine konmuş olan gözcüleri, uzak mesafeden bir tüfeğin namlusunu keşfedebilirler ve bir tüfekle bir gezinti bastonunu asla karıştırmazlar. Gözcülerin tüfekli birisinin yaklaştığını belirten bir sinyal vermesi halinde karga sürüsü, mutlak bir sessizlik içinde ve saatte 70 km hızla oradan kaybolur.

Bir karganın açıkgözlülüğü, insanın "zeka"sıyla aynı şey değildir. Bu, yoğun bir kurnazlıkla, yaradılışında bulunan önlenemez bir yaramazlığın karışımıdır - ve sürekli sürprizlerin, sürekli eğlencenin kaynağıdır- ve sürekli kızgınlıkların da.

Bütün bunları niye mi anlatıyoruz?

Mart kapıdan baktırıp kazma kürek yaktırmaya başlayınca av mevsiminin de sonuna gelinmiştir artık.

İşte o zaman karga denen bu sofistike kuşun avı başlar. Koruma amaçlı yapılan bu av, Batıda çok eski bir gelenektir.

İklim değişikliği ve toplumsal hareketliliğin yol açtığı hızlı şehirleşme sonucu oluşan ''çöp tepecikleri'', karayollarında çiğnenen hayvan leşlerinin çokluğu sonucu bol yiyecek bulmaları, vb. nedenleriyle kargaların sayısı hızla artıyor.

Kuluçka zamanı, diğer kuş yuvalarının %80'ninin kargalar tarafından bozulduğu ve yumurtalarının yağmalandığı biliniyor. Yine kargaların tavşan ve aynı büyüklükteki diğer hayvan yavrularını kaptıkları da bir gerçek. O yüzden kargaları avlayarak popülasyonu denge altında tutmak, hem avlanılan hem avlanılmayan bir çok kuş türünün korunması anlamına geliyor.

İnsanlar günlük hayatta birçok sorunla uğraşırken nesli tükenen bir bitki ya da hayvan türünün toplumun dikkatini fazla çekmeyeceği açıktır. Doğayla iç içe yaşayan avcılar ise, bu konuda duyarlı ve sorumluluk sahibi olan kesimdir, veya öyle olmalıdır.

İşte adına "sürdürülebilir yaban hayatı", "korumacı avcılık" dediğimiz şey bu.

Karga avı, çok zor ve ciddi hazırlıklar gerektiren bir av. Ne kadar zeki ve oyuncu bir avla karşı karşıya olduğumuzu bilmek, avın heyecanını da bir o kadar artırıyor.
Karga avına çıkan kişi öyle bir gizlenmeli ki, avlandığı çevreyle bütünleşmesi, doğanın bir parçasıymış gibi görünmesi gerekir. Yoksa kargalara alay konusu olmak çok kolay! Az ötenizde varlığınızı sezen kargaların, size çaktırmadan ve saatte 70 km. hızla "avucunu yala!" dercesine oradan ayrıldıklarını düşünün.

Ne hezimet!..

Bir zamanlar bir ülkede asker emeklisi bir cumhurbaşkanı varmış. Aklı pek uzun olmasa gerek, halk bu zat hakkında çok sayıda alaycı fıkralar türetmiş. Kargalar, bu eğlenceden geri kalırlar mı? Bir yıl başkanlık köşkünün koruluğunu istila etmişler. Günün en olmadık saatlerinde koro halinde gaklayarak bu zat-ı muhteremin huzurunu kaçırmışlar. Olumsuz her şeyin ardında komünist parmağı olduğunu söylemenin siyasi marifet sayıldığı o dönemde bu emekli paşa hazretleri, kargaların Sovyetler tarafından gönderildiği sonucuna varmış.

Avladığınız kargaları derin dondurucuya koyup sonradan mühre olarak kullanmak çok iyi sonuçlar veriyor. Aklınızda olsun!

Rastgele

Gönder