YABAN MAMA YABAN STORE YABAN TUR KURUMSAL PROGRAMLAR YAYIN AKIŞI REKLAM İLETİŞİM ALBÜM VİDEO İLANLAR FORUM
ANASAYFA ÇEVRE DOĞA SPORLARI KÖPEK & AV & ATICILIK YELKEN & DENİZ BALIK & OLTA PET CLUB TARIM 4X4
yazılar Ana Sayfa
Mehmet Arpaz
mehmetarpaz@yahoo.com

Google Facebook Del.icio.us Digg Favorilerime ekle Arkadaşına gönder Yazdır
AVCI ÖLMEDEN AV ÖLMEZ

 

Kış günleri akşamlar erken olur. Onun için geceler uzundur. Televizyonların olmadığı, radyoların açtıktan 5 dakika sonra çalmaya başladığı zamanlardı. Bir pilleri vardı ki kazara ayağına düşse kesin kırılırdı. Öyle radyolar şimdiki gibi her zaman açık olmazdı. Saat 19.00 da ajans vaktiydi ve ondan 5 dakika önce açılır, ajans bitince de kapatılırdı. Gecenin geri kalan zamanında ise oturulur, muhabbet edilirdi. Anılar ortaya serilir, bir hoş sohbettir alır giderdi. Dedem kuvay-ı milliye günlerinde gençliğini yaşamış eski adamlardandı. Bölgemizdeki Demirci Mehmet Efe kuvay-ı milliye’ye geçmek için dedemi yanına rehin istemiştir. Devlet bir kalleşlik yaparsa evvela onu öldürecek. Böyle hikayelerle başlayan sohbetler av hikayelerine döner, bizim de yüzümüzde güller açardı.

 

 

Köşede  kömür sobası gürül, gürül yanar, üzerinde kaynayan ıhlamurun kokusuna ara sıra kestane kokusu karışırdı. Yemekten 1-2 saat sonra gül lokumuyla birlikte fındık, fıstık, incir, ceviz gelirdi. O zaman çerezci dükkanı filan Nazilli’de bulunmazdı. Gül lokum yoksa peynir şeker mutlaka olurdu. Beyaz ve kırmızı renkteki bu şeker yumuşak, kendine has kokusu olan bir şekerdir. Bu yemişlerin içine kesinlikle konulmayan leblebi şekeriydi. Amcalarımdan biri onu yerken ölümden dönmüş. Neredeyse boğuluyormuş. Eve girmesi yasaktı. Gül lokumu geldi mi muhabbete az kaldı demekti. Anneme hiç durmadan kaş göz ederdik ki bir an önce getirsin diye.

 

Bir gece bana dönüp, “Oğlan, avcı ölmeden av ölmez, bunu böyle bilesin” demişti. Bu sözü hiçbir yere koyamamıştım. Ne demekti yani avcının ölmesi. Avcı ölecekse niye ava gitsin ki? Biraz aradan sonra anlamıştım bu lafı niye ettiğini. Birkaç gün önce onun kısrağı ile kekliğe çıkmış, kekliği bulduktan sonra dağıldıkları yere kadar yürüyememiş taşın üstüne oturmuş kalmıştım. Ama daha 10 yaşında falandım. Gücüm o kadarına yetmemişti. Yüzümün kızardığını, kızarıklığın kulaklarıma kadar indiğini  hissetmiştim aynen şimdiki gibi. Ama o beni kırmak, benimle alay etmek için söylememişti bunu. O çocuk aklımla bunu hissedebiliyordum. Bunun arkasından bir ders daha gelecekti. Evvelden dersler kurslarla olmazdı. Av derslerinin hepsini ustalar örneklerle veya avda göstere, göstere verirlerdi.

 

Hiç ağzımı açmamış, ama dede ben çok yorulmuştum, veya buna benzer başka bir bahane uydurmamıştım. “Keklik avı öyle bir avdır ki, hiçbir ava benzemez. Öldüm, bittim dediğin zaman kekliği avlamaya başlarsın. Bundan sonrasına gücün ne kadar yeterse o kadar vurursun.” “ Ha, gücün yetmezse de vuramazsın. İşte Hakkı hoca. Sözüm ona yıllardır keklik avına gider ama, hiçbir zaman keklik avcısı olamaz.” Bu ders kurs da okulda öğrenilebilir mi? Keklik avcısı olanlar bunun hakikaten böyle olduğunu çok iyi bilirler. Bunu çulluk, ördek avcılarını küçümsemek için yazmıyorum. Sadece keklik avının zor, kondisyon gerektiğini anlatmak için yazıyorum. Elbette her avın kendine göre zorlukları ve meşakkatleri vardır.

 

Zamanımızda bu geçerli midir? Avcı zaten ölmüştür. Daha doğrusu öldürülmüştür. Kekliğin limiti 2 adettir. 2 kekliği vurduktan sonra içinizde bir  kuşku, bir tedirginlik başlamakta o güzelim avın tadı kaçmaktadır. İş daha fazla keklik vurmak veya fazla vurmayı savunmak değildir. İş alınan haz, kekliğin size, köpeğe çektiği numaraları yaşamaktır. Köpek zaten yorulmuştur. Mutlaka kokuyu atlayacak, hepsini bulamayacaktır. Kim ki 10 keklik kaldırdım hepsini vurdum diyorsa yalan söylüyordur. Yalan söylemiyorsa erken zamandır. Daha doğrusu palazdır. Yine de imkansız gibi bir şeydir. Erken sezonda da köpek sıcaktan av yapmaz.

 

Kasım, Aralık aylarında tadına doyulmayacak avlar yaparsınız. Keklik her türlü cinliği öğrenmiştir. Köpek fermasında bile kurtulmak için her şeyi yapar. Ya kayayı dolanır, ya ağaca dalar. Köpeğin heyecanı da sizinkinden az değildir. Kıvrılmaya başlar, olmadık hareketler yapar. O sırada sizden bir ses çıkarsa sıçrar heyecandan. Ayağınız kayar veya ayağınız bir taş yuvarlarsa aniden durup kekliğin kalktığını zanneder.  Olduğu yerde zıplamaya başlar. Seyretmek lazım. Sizin ise baldır kaslarınız acıyla çekmeye başlar. Ayağınızın hangisi eğime karşıysa o ayağınızın bileğinde ağrı başlar. Belinize ağrı bir girer, bir çıkar. Ama aldırış etmezsiniz. Artık avın en heyecanlı, en yorucu, en güzel anını yaşamaktasınızdır.

 

Bütün bunların hepsi fermayla sona erer. Uğraşıp didindiğiniz avın en muhteşem anıdır bu. Tut komutu için tereddüt içindesinizdir. Daha güzel bir pozisyon olabilir mi diye düşünürsünüz. Ama heyecanınız beyin yorumunun önüne geçer. Hemen tut komutunu verirsiniz. Öyle bir yerden kalkar ki ya, vuramazsınız ya da tüfek atamazsınız. Vuramadığınız zaman bu pozisyon hiç aklınızdan çıkmaz. Atamadığınız zaman kendinize kızarsınız. Keşke 5 adım daha yukarı çıksaydım, veya aşağıya inseydim diye dövünürsünüz. Bir keklik için daha heveslenmeye başlarsınız. Acaba derken köpek bir ferma daha yapar. Bu sefer birinci de olanları hatırlar aynı hataları yapmamayı hedeflersiniz. Ama bu sefer keklik beklemez. Fırlar. İyi bir atış. Ve bingo. Ayağınızda ağrıyan yer, baldırınızda çekme kalmaz. Yeniden ava başlamış gibi olursunuz.

 

Yukarıdan tüfek sesleri duyarsınız. Vurulmayanlar önünüzden travers geçmeye başlar. İşte atışların en ustacası ve en güzeli karşınızdadır. Şöyle bir önüne çeker tetiğe dokunursunuz. Mesafeyi ve kekliğin hızını iyi hesap ettiyseniz  çaput eskisi gibi havada yumulur. İşte keyiflerin en büyüğü budur. Ama önlemeniz az ise ikinciyi nasıl attığınızı bilmezsiniz. Öyle bir gider ki arkasından baka kalırsınız. “Vay be geçen sapan taşı mıydı” dersiniz. Hey benim kınalım. Avların padişahı, padişahların avı.

 

Avcı hakikaten ölmüştür. Avın tam ölecek zamanıdır. Ama doğa sizi yenmek üzeredir. Takatiniz yavaş, yavaş tükenmektedir. Vurduğunuz 1 veya 2 kekliğin hazı size yetmekte, hatta artmaktadır. Oradan biri bağırır. “Oturun bakalım bir av bozalım” diye. Canına minnettir. Olduğun yere çökersin. Sigara içiyorsan, hele bir de kekliği vurduysan o sigaranın keyfi de bambaşkadır. İçmiyorsan ayağını şöyle bir uzatırsın. Kramp girmesin diye kıçını da sağ, sol yaptırırsın ki düzgün bir pozisyon bulasın. Kışsa oturduğun yer soğuk veya yaştır. Oturup rahatladığın anda bunu hissedersin. Hemen doğrulmak istersin ama kasların bu ani harekete izin vermez. Yavaşça kıçını kenara çekip kasketi altına sokarsın.

 

Terin soğumasın, vücudun sertleşmesin diye 5 dakika sonra kalkarsın. “Haydi bakalım “ dersin istemeye, istemeye. Oturmak iyi gelmiştir. Avcı hakikaten ölmüştür. Ama kekliği de öldürmüştür. Ustaların laflarının ne kadar doğru olduğunu anlarsın. Onları da ya rahmetle, ya da sağlıkla anarsın. Gelip gidenleri rahmetle, halen yaşayanları da sağlık dileklerimle anıyorum.

 

 

yorumlar (5) Yorum Yaz
 

ELMIR 9/1/2009 2:03:15 AM
Keklik nasıl bir kuş acaba!!!:-( bende keklik avlaMAK? isterdim:-( Güzel yazınız için teşekkürler Mehmet Bey

berkan67 8/21/2009 11:54:07 PM
öncelikle üstadlarıma saygılar sunarım ben zoguldak avcılarından berkan sayın mehmet arpaz üstadıma gerçekten çok teşşekkür ediyorum böylesi güzel bilgileri,anıları bizlerle paylaştığı için.Gerçekten de keklik avı böyle bir av avcıyı öldüren bir av fakat;muhteşem bir av.Yazıyı okurken sanki o anı yaşıyor insan ellerine sağlık abicim,allahım sizleri bizlerden ayırmasa keşke,sağlıcakla kalın

Mustafa09 8/4/2009 8:02:07 PM
Değerli Mehmet abi, anlatım şekliniz çok hoş,içindeki yaşanmışlık duygusunu hssetmemek imkansız, kaleminize sağlık, çok teşekürler.

LASTHUNTER 8/2/2009 9:44:02 PM
sayın ve kıymetli büyüğüm mehmet abi,inanki sizlerin yazılarını okudukça çocukluguma dönüyor ve rahmetli dedemle babamın av sohbetlerini pür dikkat agızlarından çıkan kelime ve tabirleri kafama yazdıgımı hatırlıyorum ve gün geçtikçe avın birleştiricigi,paylaşımcılıgı ve gerçek dostlugun nasıl oldugunu iyi bir biçimde anlıyorum ALLAH sizlere uzun ve saglıklı ömürler nasip etsin,KALEMİNE VE YÜREĞİNE SAGLIK.

omerborovali 7/31/2009 1:51:20 PM
Sevgili Mehmet Arpaz dostum "avcı ölmeden av ölmez" yazısını ne kadar güzel kaleme almış. Eski günlere, radyo başı sohbetlerine götürdü beni. Hele keklik avını bir anlatmış ki, enfes. Avcılığı öldürenler okur mu okusa da birşey anlar mı diye merak edityorum doğrusu. Eline, ağzına sağlık mehmet kardeşim. Sağlıkla kal, Ömer Borovalı
 
diğer yazıları
 

ELİ ÖPÜLESİ TÜM ANALARA ( Yeni) 5/14/2012 5:22:18 PM

BİR GÜNLÜK AVLANMA BEDELİ 2 LİRA 67 KURUŞ(Yeni) 4/16/2012 12:41:41 PM

ABİ BUNLAR DÜĞÜN TÜFEĞİ Mİ? (Yeni) 2/14/2012 9:35:18 AM

NEREMİZ DOĞRU ? (Yeni) 2/7/2012 7:02:52 PM

GÖMLEĞİN İLK DÜĞMESİ YANLIŞ İLİKLENİNCE (Yeni) 1/17/2012 5:16:45 PM

Bir Öneri Daha ( Yeni) 1/2/2012 4:35:20 PM

AVCILAR İÇİN BAKANLIĞIN YAPTIĞI EN GÜZEL UYGULAMA 12/27/2011 9:39:45 AM

ÖLDÜRMEYEN ALLAH ÖLDÜRMÜYOR (Yeni) 12/13/2011 12:08:03 AM

SIRADAN BİR AV GÜNÜ (Yeni) 12/5/2011 9:12:27 AM

MAK ve VEDA 10/2/2011 7:11:42 PM

Ayı (Yeni) 9/7/2011 3:03:08 AM

2011-2012 MAK TOPLANTISI ÖZETİ 6/18/2011 5:38:40 PM

MAK'TA BU SENE NE OLUR? 5/12/2011 4:09:39 PM

VAR MI KEYFİME BİR DİYECEĞİ OLAN ? (Yeni) 4/4/2011 3:52:28 PM

AV BAYRAMLARI 8/9/2010 10:05:32 PM

ÜVEYİK AVI YAKLAŞIRKEN (Yeni) 7/30/2010 3:19:13 PM

BU GÜZELLİKTE BU ÇİRKİNLİKLER 6/7/2010 7:19:38 PM

HİÇ KİMSE VE KURULUŞ BİLDİRİ YAYINLAMASIN (YENİ) 5/22/2010 12:51:39 AM

TARIM İLAÇLARI VE DOĞAYA ETKİLERİ (Yeni) 4/28/2010 10:34:03 PM

TARIM İLAÇLARI VE DOĞAYA ETKİLERİ (Yeni) 4/28/2010 10:30:43 PM

ÖZ ELEŞTİRİ 2/28/2010 11:55:02 PM

HEPSİNE EYVALLAH DA EŞKIYALIĞA HAYIR 2/4/2010 1:58:20 PM

HEY GİDİ GÜNLER HEY (YENİ) 1/10/2010 12:39:01 PM

HALA ZOR GELİYOR BE RIZA 12/28/2009 11:27:38 PM

AVCILIK NEDİR? NE DEĞİLDİR? (Yeni) 12/7/2009 9:47:11 PM

SİLAHI OLMAYAN MİLLET DEVLET OLAMAZ (Yeni) 12/3/2009 12:11:46 AM

HEM NALINA HEM MIHINA (Yeni) 11/14/2009 8:15:18 PM

NE Mİ VURDUM. O DA BANA KALSIN (Yeni) 11/1/2009 5:49:11 PM

BU ÇIĞLIĞA SES VEREN YOK MU? 10/19/2009 6:26:21 PM

DOMUZ İKİ EL ATTI EMME (Yeni) 10/7/2009 5:55:09 PM

BAY AHMET (Yeni) 10/1/2009 12:15:09 AM

HAVADAN SUDAN 9/13/2009 1:06:41 PM

PİRAMİT TERSİNE DÖNDÜ 9/7/2009 4:08:03 PM

ÇOK OLUMLU MAK’ın GÜNÜMÜZE GETİRDİKLERİ 8/24/2009 9:57:43 PM

YÜRÜK OĞLU 8/18/2009 11:33:58 PM

ÜÇ BACAK 8/9/2009 1:21:57 PM

Medeniyet 6/29/2009 1:17:01 PM

 
yazılar
Nazife Yıldız SÜKAN Nazife Yıldız SÜKAN
O BENİM AVCI ÇAKIR DAYIMDI (Yeni)

Ali Birerdinç Ali Birerdinç
YETER ARTIK, OCAKLAR SÖNMESİN (Yeni)

DR. ALİ BÜRKEV DR. ALİ BÜRKEV
Değerler ve Doğrular

Mehmet Arpaz Mehmet Arpaz
ELİ ÖPÜLESİ TÜM ANALARA ( Yeni)

YAŞAR BURAK USLU YAŞAR BURAK USLU
KENDİNİZE GELİN BEYLER…(Yeni)

NESRİN ÖZÇELİK NESRİN ÖZÇELİK
Avcılıkta Hipokrat Yemini ( Yeni)

Ömer Borovalı Ömer Borovalı
Bizim Gibi Düşünenlerle Yola Devam…(YENİ)

ALİ COŞAR  - İSVEÇ ALİ COŞAR - İSVEÇ
Müfetttiş ( Yeni)

Zir MüH. H. Ozan Erzincanlı Zir MüH. H. Ozan Erzincanlı
Süpermarketlerde İyi Gıdaya Erişim Mümkün mü? -Yen

Öğr.Gör.İlhan Deveci Öğr.Gör.İlhan Deveci
YERLİ AVCI ( Yeni)

Aykut Soytutan Aykut Soytutan
AV KÖPEĞİNDE AÇILMA SORUNU (Yeni)

Cem KARABAY Cem KARABAY
AH ŞU KURALLAR (Yeni)

MUSTAFA HELALPARA MUSTAFA HELALPARA
Deveye Sormuşlar Boynun Neden Eğri ?(yeni)

Kamil Üçbaş Kamil Üçbaş
Yanlış Hesap AB'den Döner (Yeni)

ALPER GÜNGÖR - İSVEÇ ALPER GÜNGÖR - İSVEÇ
Semercioğlu’na Bir Mektup da Benden ( Yeni)

Dr.Serhat TORUN Veteriner Hekim Dr.Serhat TORUN Veteriner Hekim
AVCILIK ve TEKNOLOJI (Yeni)
hepsi

Bu sitede yer alan okur yorumları, forum içerikleri, üye resim ve videoları, üyelerin kendi kişisel görüşleridir. YABAN'ı bağlamaz.Bu sitede yer alan haber, yorum, okuyucu görüşleri, forum içerikleri, resim, video ve her türlü içerik kaynak gösterilerek dahi kopyalanamaz, hiç bir surette kullanılamaz. 

Anasayfa     Albüm     Video     Forum     İlan / 2.El     Üye Girişi     Yaban Store
Çevre     Doğa Sporları     Köpek & Av & Atıcılık     Yelken & Deniz     Balık & Olta     Pet Club     Tarım     4X4
Kurumsal     Programlar     Yayın Akışı     Reklam     İletişim