%100 Doğa Outdoor Yaşam Etiği

Yazarlar

Anasayfaya git Sonraki yazara git Önceki yazara git
  • Kişi beğendi
  • Yazı Boyutu :
    Yazıyı Büyüt Yazıyı Küçült
  • Paylaş :

Şeker Hastalığı ve Bin Yıllık Düşmanlık

Ali Coşar - İsveç
info@yabantv.com

Köpekler insanların en eski evcil hayvanlarından. Bildiğimiz kadarı ile 12 bin yıldır bizimle birlikte yaşıyorlar. Araştırmacılar yıllarca süren bu işbirliğinin nasıl başladığını hep merak etmişlerdir.
İnsanlar bu sevimli kurt yavrularını bize bekçilik etsin, kızaklarımızı çeksin, avlarda yardım etsin, veya yemeklik olsun diye mi, (Bazı uzakdoğu ülkeleri köpeğin gözünün yaşına bakmıyorlar.) bulup evcilleştirdiler?

Ya da tam tersi köpekler mi bizi buldu?

Bugüne kadar yapılan kapsamlı DNA testlerine bakılırsa kurtlar karınlarını doyurmak için gelip insanı buldu. İnsanların toprağı ekip biçmeye başlaması ile birlikte etraflarında, artıklar ve çöp yığınları oluştu! ''Köpekler'' yerleşim bölgelerinin yakınlarında dolaşıp, buralardan karınlarını tıka basa doyurma imkanına kavuştular…

Bu uygun bir gerekçe olarak kabul görüyor.

Değişik ülkelerden 60 köpek cinsi ve dünyanın muhtelif yerlerinden 12 ayrı kurt üzerinde yapılan DNA sonuçları araştırmacıların bu kanıya varmasını sağlıyor.

Köpek her şeyi yiyen, vücutlarındaki, ''glikojen'' denilen nişasta bazlı bir madde sayesinde yediklerini sindirim yoluyla ufaltma, parçalama özelliğine sahip.

Kurtlarda ise bu özellik yok! Çünkü onlar sadece et yiyorlar.

Araştırmacılara göre, avcı-toplayıcılık döneminde izole ve hayvancılık yaparak geçinen, temel gıda maddelerinde '' az nişasta '' bulunan farklı yer ve kültürlerden toplulukların yemek alışkanlığı karşılaştırmaları beklenmedik sonuçlar veriyor.

Bu gruplar ile, yerleşik tarıma geçen toplumlar arasında belirgin genetik farklar olduğu ortaya çıktı.
Neden avcı-toplayıcı toplum hareket kaynakları oluyor derseniz. Bilindiği üzere avcılığın tarihi insanlık tarihi kadar eski de ondan. İnsanların geçirdiği evreler, çevresel değişim, yemek alışkanlıkları merak ediliyor.

Bu iki ''akraba''nın sindirim sistemindeki değişiklik, ŞEKER HASTALIĞI'na çare bulmada çığır açabilir... Bu konuda çok iyimser bir hava var.

Evcil hayvanların tarihçesinden söz açılmışken, Tavuklardan söz etmemek olmaz.

Tavuğun sekiz bin yıl önce Asya'da yabani bir cangıl kuşundan, (kırmızı Hint kuşu) evcilleştirildiği söylenir. 80'e yakın horoz ve tavuk üzerinde yapılan deneyde: Tavukların 8 bin yıl önceki doğal düşmanları kaplanlara karşı dikkatli oldukları görüldü. Bu sonuç dünyada bir ilk…

O yıllarda yağmur ormanlarında yaşayan hayvanların, dışkısı ve kokusu ile yüzleştirilen tavuklar, sadece kaplan kokusuna tepki verip tedirgin olmuşlar, herhangi bir tecrübeleri, görmüşlükleri olmadığı halde sadece kaplan. Antilop, fil, aslan gibi hayvanların dışkısı, kokuları hiç umurlarında olmamış.

Kanatlı evcillerin koku duyuları yardımı ile yırtıcı hayvanları sezmesi konunun uzmanları tarafından heyecan verici bir keşif olarak görülüyor.

Birkaç yıl öncesine kadar kuşların koku organlarının küçük ve gelişkin olmadığı sanılırdı. Onların sadece görme ve işitme duyularından faydalandıkları bilinirdi.

Adından da anlaşıldığı gibi, tavuk evcilleşmeden önce cangılda yaşamış. Bu da görüş mesafelerinin düşük olması anlamına geliyor. Tabi ki, koku duyuları yardımıyla, kendileri keşfedilmeden önce, düşmanı keşfetmeleri hayli ilginç. Demek ki yiyecek aramada, navigasyonda v.b, koku almalarının avantajları var…

Ekrem abi,

Sözü, kekliğin doğada tabi olanına sahip çıkmanın ne kadar önemli olduğuna getireceğiz.

Öyle ya, 8 bin yıllık ''düşmanlık'' hâlâ geçmediğine göre, doğal olanların tecrübeleri, genetik özellikleri ile popülasyonun devamı için ne kadar yararlı oldukları anlaşılıyor bu araştırma sayesinde.

Gönder