%100 Doğa Outdoor Yaşam Etiği

Yazarlar

Anasayfaya git Sonraki yazara git Önceki yazara git
  • Kişi beğendi
  • Yazı Boyutu :
    Yazıyı Büyüt Yazıyı Küçült
  • Paylaş :

Doğaya Çıkmaya Vesile; Avcılık

Öğr.Gör.İlhan Deveci
info@yabantv.com

Yaşlanan dünyamızda doğal değerlere verilen önemin giderek artması kaybedilenleri geri getirmese de, gençliğe özlem misali bizleri bakir ve değişmemiş tabiata yönelterek yaşamı onda aramaya iter. Doğada olmanın bizlere sunmuş olduğu kendimizi bulma, anlama, özümüze dönme gibi katkılarının yanında, yaşama sevinci, heyecan, huzur ve dinginlik gibi de psikolojimize kattığı nimetler sayesinde iyi, dengeli ve örnek insan olma yolunda ilerleriz. Bunca ayrıcalıkları kutsal bir ana gibi bağrında barındıran doğa, biz avcılar için adeta yaşam kaynağımızın ayrılmaz bir parçasıdır. Tüm hayatımıza yansıyan bu yaklaşım, avda olmanın aslında doğa ile bütünleşmeyle eşdeğer olduğu anlamına gelir.

Biz avcılar için avda olmak; mutlu olmak, sağlıklı yaşamak, heyecan duymak, temiz hava almak, spor yapmak, en lezzetli ve doğal gıdaları tüketmek, yeni yerler keşif etmek, toprağı ve onda yetişeni sevmek, doğal yaşamı korumak, geliştirmek, denge unsuru olmak, mücadele etmek, azimli olmak, zor koşullarda başarı elde etmek, dostlarla buluşmak, geride kalanları özlemek, ruhen dinlenmek, yaşamdan keyif almak, kısacası doğada hayat bulmak anlamlarına gelir. Avcı için bu denli önemli değerleri ihtiva eden avda olmak olgusu aslında doğaya çıkma, onunla kucaklaşma, onda mutlu olmaktır. Doğal alanların zarar görmesi, yok olması ise, öncelikle ondan beslenen avcının ve avcılığın son bulması anlamına gelir. Avcının en önemli hayat damarlarından biri olarak gördüğü doğal yaşamı koruması ve geliştirmek için bilinci çaba ve gayretleri aslında onun yegane hedefidir.

Çarpıcı bu gerçeğin avcılığı ve avcıyı bilgisizliği neticesinde anlayamayan farklı kişi ve grupların varlığını anlamakla birlikte, avcı toplumu içerisinde de bu erdeme erişemeyen yaklaşımların bulunması da bizleri kederlendirmektedir. Beslendiğimiz dalın kesilmesi anlamına gelen olgunlaşmamış bu yanlış davranışlar avcı toplumunun kamuoyunda haksız eleştirilere maruz kalmasına ve doğru anlaşılmamasına neden olmaktadır.

Bilinçli avcının vurma ve nihayetinde öldürme fiili doğal dengenin bir parçası olarak gerçekleşmektedir. Gerçek avcı ile son dönemlerde literatürümüze yerleşen bohçacıları birbirinden ayıran bu yaklaşım çoğu kez üçüncü şahıslar tarafından algılanamamakta, böylece avcının ve avcılığın yanlış yorumlanmasına neden olmaktadır.

Zaman-zaman farklı platformlarda gündeme gelen bu konuyu bir kez daha açma ve irdelemenin gereği olarak şunları söyleyebiliriz.

- Doğada yaşlı bireylerin trofe değeri taşıması vurulmasında tercih nedeni olurken, üreme yetisini kaybeden ve sürü içerisindeki genç erkeklerin üremesini engelleyen bu bireylerin sürüden alınması doğal dengenin en önemli unsurudur. Bu ise günümüz koşullarında ancak bilinçli avcılık ile gerçekleşmektedir.

- Bilinen en önemli gerçeklerden bir diğeri de azalma eğilimi içinde olmayan sürülerin üremelerini durdurmalarıdır. Özellikle keklik sürülerinde örnekleyebileceğimiz bu durum, “yoza kaçma” olarak ifade edilerek sürüde yeterli sayı nedeniyle üreme girişiminin olmaması anlamına gelmektedir.

- Bununla birlikte çok aşırı üreme de yetersiz besin ve habitat anlamına gelerek, doğal seleksiyonu kaçınılmaz kılmaktadır. Yapılan gözlem ve bilimsel deneylerde predatörü kalmayan canlıların aşırı üreme sonucunda ya doğaya çok zarar verdikleri, dengeyi bozdukları ya da, kitlesel yok oluşlarla kendi nesillerinin doğal olarak tekrar dengeye geldikleri tespit edilmiştir. Konya Bozdağ’daki yaban koyunu vakası bu anlamdaki en önemli çarpıcı örneklerdendir.

- Doğal ortamdaki yırtıcıların aşırı üremesi ve pradatörlerinin bulunmaması diğer hayvanlara zarar vermektedir. Günümüz koşullarında ise bunun tek dengeleyicisi avcılık sistemidir.

- Zayıf, sakat ve genetik bozukluklar neticesinde neslinin teminatı olamayacak hayvanların avcılık vesilesi olarak doğadan alınması da doğaya bir diğer katkı olarak bilinmektedir.

Sonuç olarak “Bilinçli avcılık doğaya en önemli katkıdır” cümlesini bilimsel bir sonuç olarak ifade edebiliriz. Avcılık, doğada en önemli denge unsurudur. Doğadan alınanı misliyle doğaya vermektir. Bu anlamda avcılığın aslında yok etmek değil doğal değerleri geliştirmek olduğu bilinmelidir.

Bu bilincin farkında olan gerçek avcı, boş döndüğü avdan mutlu olmasını bilendir. Ava çıkarken avda olmayı esas alan, vurmanın ise, “rastgele” olduğunu idrak edendir.

Saygılarımla

Gönder