%100 Doğa Outdoor Yaşam Etiği

Yazarlar

Anasayfaya git Sonraki yazara git Önceki yazara git
  • Kişi beğendi
  • Yazı Boyutu :
    Yazıyı Büyüt Yazıyı Küçült
  • Paylaş :

Maya Takvimi

Nesrin Özçelik
info@yabantv.com

Son zamanlarda medyada en çok tartışılan konulardan biri Maya Takvimi. Buna bağlı olarak meşrebimize pek uygun düşen felâket senaryoları.

21 Aralık dünyanın son günü! Bazı kıyamet tellalları, Maya takvimine dayanarak bu iddiada bulunuyorlar. Bilim adamları bu iddiaları safsata lâflar olarak nitelendiriyor ama dünyamızın bir “son kullanma tarihi” olduğunu onlar da söylüyorlar. Onlara göre, telaşlanmaya gerek yok!...

Romalılar, başkentleri Roma’nın ve dolayısıyla bütün dünyanın M.Ö. 634 yılında batmasını büyük bir korkuyla beklediler.

Hindistan’a, diye yola çıkıp, kazara Amerika’yı keşfeden Kristof Kolomb, daha sonra yaptığı bir sürü ince hesaptan sonra 1658 yılında dünyanın sonunun geleceğini ifşa etti. Neyse ki, Mersin’e gidiyorum, derken tersine gitti hesabının da yanlış olduğu ortaya çıktı.

Bir Fransız astrolog, matematikçi ve doktor olan Nostradamus da 1500’lerde yazdığı Kehanetler kitabında sonumuzun 1999’un yedinci ayında geleceğini ilan etmişti.

İnsanlığın ikinci milenyuma, yani 2000’li yıllara ulaşıp ulaşamayacağını araştıran Isaac Newton da İncil’deki kıyamet gününe ilişkin çeşitli versiyonları inceledikten sonra, biz fanilere karşı oldukça merhametsiz bir sonuca varmıştı: 2060! Daha sonrası yok!

Aslında, bir gün gelip kıyametin kopacağı konusunda şarlatanlar da bilim adamları da dinler de mutabık. Ama o günün ne zaman geleceği konusunda görüşler ayrılıyor. Şarlatanların ya da adını tarihe yazdırmak ihtirasıyla yanıp tutuşan kimi “kâhinlerin” arada bir böyle tarihler uydurup heyecan yaratmaları, anlaşılır bir şey.

Dinlerin insanlığa biçtiği vade nedir peki?

Kıyamet gününe ilişkin ne diyor dinler?

Yanıtlar, aşağı yukarı aynı: Zamanı bilinmez! Örneğin. Hz. Muhammed, “o bilgi Allah’ın katındadır” diyor.
Ancak bilinen şey, kıyamet, insanlığı yok etmeyecek, dünyanın yenilenmesini ve yeryüzünden kötülüğün kalkmasını sağlayacak.

Bütün -tek tanrılı- dinlere göre evreni ve dünyamızı yaratan ve yöneten Tanrı, elbette kurduğu evrensel düzeni ve doğa yasalarını da istediği an bozabilir. Ve bozacaktır da.

Yahudi inancına göre -günlerin sonu- geldiğinde dünya yörüngesinden çıkacak ve Tanrı yeni bir düzen yaratacak. Bu kıyametten sağ çıkan Yahudiler, şimdi İsrail’in bulunduğu coğrafyada toplanacaklar, Yahudiliğin düşmanları yenilgiye uğratılacak, Kudüs’te üçüncü kutsal Yahudi ibadethanesi yapılacak, ölüler yeniden canlanacak, bir zaman sonra Yahudi Mesih gelip İsrail ülkesinin kralı olacak ve İsrail’i başlangıçtaki kavimlere göre bölecek...

Hıristiyan inancı da savaşlar, salgın hastalıklar ve şeytanın yol açtığı kötülükler sonucunda her şeyin tersine döneceğini, dünyanın şirazesinden çıkacağını söylüyor. İnanca göre, sonra İsa yeryüzüne geri dönecek, kötülüğü alt edecek ve kıyamet günü bütün insanları, yaptıkları iyilikler ve kötülüklerle ilgili olarak sınava çekecek. Bundan sonra İsa, bin yıllık krallığını kuracak.

İslam’a göre de kıyamet gününde her şeyin altı üstüne gelecek, her şey yok olacak. Yok olan ve ölen her şey yeniden ayağa kaldırılıp canlandırılacak mahşere yönlendirilecek. Yani kıyamet, diğer dinlerde olduğu gibi İslam’da da genel bir ölümden sonra genel bir dirilişi kapsıyor.

Ancak İslam, müminleri kayırıyor. Bunlar önce ruhları alınıp Ahret’e gönderiliyor ve kıyamet, kötüler ve kafirler üzerinde koptuktan sonra yeniden hayata dönüyorlar.

Kıyameti en ayrıntılı anlatan din İslam. Kuran’da kıyamet, “göz kamaştığı, ay tutulduğu ve güneşle ay bir araya getirildiği” zaman olacaktır deniyor. İsrafil sûrunu çaldığı zaman “gökyüzü yarılacak, yıldızlar dökülecek, denizler birbirine katılacak, kabirlerin içindekiler dışarı çıkarılacak...” İsrafil sûrunu ikinci kez çaldığında, “insanlar dirilecek ve mahşer yerinde toplanmak üzere Rablerine koşacaktır”.

Peki bu Mayalar, “ey gafiller, sanır mısınız ki, 21 aralık 2012’den sonra hayat vardır?"diyerek neden yüreğimizi hoplatıyorlar?

Mayaların hakkını yememek gerekir. Onların böyle bir şey söylediği yok. Onların yaptığı, insanlık tarihinin, mistik bir olayla M.Ö. 11 ağustos 3114’de başladığını söylemeleri ve geliştirdikleri takvimin M.S. 21 aralık 2012’de son bulması.

Bazı amatör arkeolog ve hobi araştırmacıları, bu tarihi, meteorlar yağması, güneş fırtınalarının dünyayı kavurması, gibi gökyüzünden gelecek felâketlerle kıyametin kopacağı gün olarak ileri sürüyorlar.

Bu iddialarını, Maya halkının çok gelişmiş bir astroloji bilgisine sahip olduğuna dayandırıyorlar. Mayalar o tarihlerde güneşin gökyüzündeki yıllık hareketini, ayın çeşitli periyotlarını ve gezegenlerin yörüngelerini izliyorlardı.

Mayalar, geçen ve gelecek zamanı ve günleri belirlemek ve hayatlarını düzene sokmak için, ikisi kısa ve biri uzun olmak üzere, üç ayrı takvim oluşturmuşlardı.

İki kısa takvimden Tzolk’in diye adlandırılan kutsal ve yuvarlak takvime göre bir yıl 260 günden oluşuyordu.

İkinci kısa takvimin adı Haaƀ’dı ve yirmişer günlük 18 aydan ve bunlara eklenen ekstra beş günden, yani, toplam olarak 365 günden oluşuyordu.

Bu iki takvim sistemi kombine edilebiliyordu ve böylece 18.980 güne, bir başka deyişle 52 yıla karşılık gelen bir takvim dönemi oluşturuluyordu.

Bu da ortalama bir insan yaşamına işaret ediyordu…
Böylece bu takvim, bir insanın hayatı boyunca yaşadığı olayları not etmeyi sağlıyordu…
Maya halkı, uzun olan üçüncü takvim ise, geçmişe ve geleceğe yönelik olayları anlatmak için kullanıyordu. Bu takvimdeki zaman ölçüsü baktun idi ve 144.000 günden, yani yaklaşık 394 yıldan oluşuyordu.
Yeniden günümüze, daha doğrusu “kıyamet günümüz” olan 21 aralığa dönersek: yaradılış tarihi olan M.Ö. 3.144’te başlayan Maya takvimi, 13 baktundan, yani 5.125 yıldan oluşuyor.

Buna göre, bugünkü dünyamız on üçüncü baktunla birlikte başlamıştır ve bu son baktun da 21 aralık 2012’de son bulmaktadır.

Peki, bu Maya takvimini görenler ve üzerinde 21 aralık 2012 tarihini okuyanlar var mı bu şom ağızlı “kâhinler” arasında?

Görenler var ama bunlar kâhin değiller…

Bu yılın ilkbaharında Guatemela’daki eski Maya şehri La Corona’da kazı yapan Amerikalı arkeologlar, oldukça zarar görmüş, 1.300 yıllık bir taş merdiven basamağı bulurlar. Bu taşın üzerindeki yazıları deşifre ederler ve burada 21 Aralık 2012 tarihini görürler!…

Maya takvimi bu tarihle son bulmaktadır. Ancak deşifre edilen metinde dünyanın sonuna hiç değinilmemekte, buna karşılık, geçmiş zaman tanrıları ve krallarından söz edilmektedir.

Bilim adamlarına göre Mayalar, on üçüncü baktun sona erdikten sonra on dördüncü baktunu başlatacaklardı. Bunun için 21 aralık 2012 tarihi, bir “yeni yıl” kutlaması olarak düşünülmüştü.
Maya halkı, 21 aralık tarihinin, kış döneminin inişe geçtiği ve günlerin uzamaya başladığı ilk gün olduğunu biliyordu…

Yeni bir dönemi de böyle bir günle başlatmak da hoş bir başlangıç olacaktı muhakkak!

Şimdi bize düşen şey, Mayaların izinde gidip onların dileğini yerine getirmek: iyilikler ve güzellikler bağışlayan yeni bir dönemi sevinç ve coşkuyla karşılayalım. Nasılsa alışığız, biraz da kafadan izin, 21 Aralık’tan itibaren yeni baktunumuzu kutlayalım! 

Gönder