%100 Doğa Outdoor Yaşam Etiği

Yazarlar

Anasayfaya git Sonraki yazara git Önceki yazara git
  • Kişi beğendi
  • Yazı Boyutu :
    Yazıyı Büyüt Yazıyı Küçült
  • Paylaş :

Kekliği Yasaklamak…

Ömer Borovalı
info@yabantv.com

Dr.Ali’nin köşesindeki yeni yazısı “daha ne kadar bekleyeceksiniz” yazısına gelen bütün yorumları okudum. Geldikçe okumaya da devam ediyorum. Önceleri ben de bir yorum yazayım diye düşündüm. Ama yazdıkça o kadar uzamaya başladı ki yazı, oldu olacak ne kadardır yeni yazı yazmadığım kendi köşemde bu konuyu işlemeyi tercih ettim.

Konu hakkında herkesin fikri var maşallah da icraat yok. Zaten, neden icraat olsun ki? Siz sizin olmayan malı korur musunuz ? Av avcının değil ki. Bunu hep yazıyorum da, konuşmalarımda söylüyorum da. Av devletin. Yani herkesin. Yani hiç kimsenin. Sahibi yok. Avcı avına sahip çıkar palavrasını da bir kenara bırakalım. Kimsenin sahip falan çıktığı yok da… Avcı sahip çıksa nasıl çıkacak? Buradan ahkam keserek, olsa olsa Keklik avına gitmeyerek. Ya Kekliğin olduğu meradakiler ne yapacak? Ya seni o meralara sokmayacak (kanunen yetkisi olmamasına rağmen), ya seni sokmayıp hepsini kendi vuracak, veya çoğunun olduğu gibi umurunda bile olamayacak ve birileri gelip ama palazken, ama sonradan hepsini vurup geçip gidecek. Kimin umurunda sahipsiz malı korumak?

Diğer yandan da zehirli tohum, insektisid ilaçlar, suni gübreler, kimin aklına ne gelirse hepsi Kekliği öldüren, kısırlaştıran, yumurtaları kabuksuz çıkartan artık kim nereden ne duymuşsa hepsi aynı geyik muhabbetinin içinde. Ha keklik de bu arada keneleri yok ediyordu. Bu kadar Keklik kalmayınca memlekette kenelerde nüfus patlaması olur, Kırım Kanamalı Kongo hastalığı da alıp başını gider artık. Bu da herhalde av karşıtlarının Kekliklerin avlanmaması için çıkardıkları bir geyik.

Bu arada bu Keklik vaziyetinde Ankara ne yapıyor? İşte ne yapıyor görüyoruz. Ya yasak koyuyor, çünkü yasak koymaktır onlar için "koruyorum" demek. Veya ava açıyor "iki adet" limitle. O’nun da adı, "ava açık" oluyor. Herkes bildiğini okuyor.

Bütçesi olmayan bir idarenin korumacılığı da bu kadar olur. Bizlerin verdiği paralarla, koruma arabalarının mazotu konacak, koruma memurlarına maaş verilecek. Buyurun toplanan para bitti bile. Hangi salımdan bahsediyorsunuz? Salımı da bilimsel yapmazsan hepsinin tilkiye çakala yedirildiği de malum. Bu işlerin böyle yürümediğini ve de yürüyemeyeceğini hala öğrenemedik, bol bol geyiğini yapıyoruz. Şöyle yapılsın böyle yapılsın diye. Neden Avrupa'nın her ülkesinde av var? Hiç düşündünüz mü? Düşünenler de "erişemediği ciğere mundar" demek misali beğenmez oralarda yapılanları. Ama oralarda avcı sahip çıkar işte. Hele bir şüphelendiği birisini avda görsün de bak ne oluyor. Ya bizde? Ne gece projektörcüsüne aldırırız, ne kaçak avcısına, ne avlanma puluna para vermeden avlanana. Sonra köpeğin arkasında saatlerce dolaş dur üç beş Çulluk bulacağım diye. Bir gece önce civar köylerin asil avcılarının onları kafa lambaları ile avladığını bile bile. Ama “avcımız avına sahip çıkar”. Kendimiz söyler, kendimiz de inanmayız ya neyse.

Bizdeki “bana dokunmayan yılan bin yaşasın” ata sözünde de aynı umursamazlığın atalarımızdan bu yana kanımıza nasıl işlediği ortada. Aslında bize dokuna dokuna o yılana da bir hal olmuş da biz herhalde hala farkında değiliz.

Eh, bu kadar yaygaradan sonra bakarsınız bakanlık da Keklik avını yasaklayıverir. Ege de, Akdeniz de Urfa da, Gaziantep de nasibini alır bu yasaktan. Korkarım bu kadar kıyamete bir yasak gelirse de yıllarca kalkmaz ve kaçak avlananlar gene hiçbir şey olmamış gibi sadece türkünün sözünü değiştirirler. “Çulluğu da düz ovada avlarlar!” lay lay lom.

Gönder