Eğitim ve öğretim teorik ve pratik uygulamanın yanında, belirgin bir süreyi de kapsar. Bilgiye ulaşmak çabayı ve özveriyi gerektirmektedir.Bilgi değerlidir ve öğrenilmiş bilgiler ise kutsaldır.Öğrenme sürecinde gösterilen çaba-emek ve zaman kıymetlidir.Bilgi havuza akan su gibi zamanla dolar ve taşmak ister.Taşan bilginin ise topluma yararlı hale getirilmesi önemlidir.Bilgi sahibinin en büyük sorumluluğu bu zenginliği paylaşmasıdır.Bilgelik böylece anlam kazanır.Tüm bunların yanında bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmak eksiktir,yanlıştır. Öyleyse bilgi sahibi olmak kadar, bilgiyi doğru yolda kullanmak gerekir. Bu anlamda bilgi sahibi olabilmek için gösterilen çaba kadar, bilgiyi paylaşmak ve topluma yararlı kılmakta önemlidir.
Avcılık öncelikle bilgi ve tecrübe birikimi gerektirir.Bu birikim ise uzun süre içerisinde yavaş yavaş kazanılır.Yeterli ve doğru bilgiye ulaşamayan, bilgileri doğru yorumlamayan kişi iyi avcı olamaz.
Avcılıkta doğru ve pratik bilgiye ulaşmanın en iyi yollarından biri Usta-Çırak eğitiminden geçer.
Usta; ustalarından almış olduğu bilgileri, avdaki tecrübeleri ile birleştiren, teorik olarak kendini yenileyen, avcılığa uzun yıllarını severek, zevk ve heyecanla vermiş bilge kişidir.O av kadar doğayı, tabiat koşullarını, silahı, fişeği, mevsimi, insanı, ahlaki değerleri ve av etiğini bilen ve tanıyandır.Usta olgun kişidir.Avcılıkta paylaşmanın önemini bilen O’dur.Ava çıkmış olmanın en büyük mutluluk olduğunu idrak edendir Usta.O, vurmanın yanında korumasını da bilendir.Üretime katkı sağlayandır.Doğaya-yabana hayrandır-aşıktır ve onu koruyandır Usta.
Usta’dan öğrenilecek çok şey vardır.Usta’nın da öğretecek çok şeyi. Burada Usta’ya düşen sorumluluk çok büyüktür.Yetiştirilen her çırak avcılığa katkıdır.Sahipsiz bırakılan acemi avcı ise bohçacıya adaydır.O halde Usta’nın Usta’lığı birazda yetiştirdiği çıraklarla sabittir.Bu Usta’nın en önemli görevlerindendir.
Avcılık Örf ve Adetlerinde Usta-Çırak ilişkisi önemli bir yere sahiptir.Acemi Avcı Usta’sı sayesinde kendini geliştirir, tecrübe kazanır.Avcılıkta en önemli dönemlerden biri Çantacılık dönemidir. Bu dönemi iyi değerlendiren her Çantacı yarının iyi avcılarına adaydır.
Çantacı; Ava yeni başlamış, meraklı-hevesli, gönlü doğa-hayvan ve insan sevgisi ile dolu, bilinçli-saygılı-efendi insandır.
Çantacı, Usta’sı sayesinde bir çok tehlikeden korunur.Avcılığın anlam ve önemini Usta’sı
sayesinde öğrenir.Usta’nın yıllara yayılan bilgi ve tecrübesi Çantacı için bulunmaz bir zenginliktir. Detaylarda gizli değerli bilgiler yeri ve zamanı geldiğinde kademeli olarak Çantacıya verilir.Ustayla geçirilen her av partisi, her sohbet bir derstir.Çantacının avcılıktan aldığı haz Usta’sı ile daha da güçlenir. Bu anlamda Çırağın Usta’ya saygısı çok büyüktür.
Günümüzde avcılıkta tespit edilen eksiklerin-hataların ve yanlışların temel nedenlerinden birisi de Usta-Çırak ilişkisine verilen değerin yetersizliğinden kaynaklanmaktadır.Usta’sıyla farklı frekanslarda olduğunu düşünen acemi veya genç avcı, henüz av ve doğayı tanıyamadan bu ilişkinin de önemini kavrayamaz. Avcılıkta vurmanın ve skor peşinde koşmanın kendisini toplum içinde ön plana çıkartacağını sanır.Zaman zaman limitleri zorlar veya aşar.Sayı peşinde usulsüz ve yasak avcılık yöntemlerini dener.Tüm bunların yanında da, Avcılığın Felsefesini kavrayamamış olmanın eksikliği ile insan ilişkilerinde de yetersizdir.O’nun için önemli olan, arkadaşından-büyüklerinden daha önce atış yapabilmek, yada daha fazla vurabilmektir.Bu anlamdaki aceleciliği bazen kazalara da sebebiyet verebilir. Avlakta gördüğü her canlı yaban hayvanı zamanlı-zamansız, küçük-yavru, dişi-gebe demeden hedefi olabilir.Bazen bu bir martı yada saksağan olsa da fark etmez.Ağacın filizi yada gövdesi iyi bir hedef olabilir.Meradaki çitin-ahılın, içindeki davarın-keçinin, tarladaki mahsulün önemini kavrayamayabilir.Sigarasını yere atmanın verdiği rahatlıkla, bira şişesinden-çöp poşetine her şeyi doğada bırakabilir.O’nun için doğada kalan boş kovanın hiçte önemi olmayabilir.Gece far avı yada tepe lambası en kolay yol olarak çokta cazip gelebilir.
Yapılan eksiklikler-hatalar özellikle gençlik ve acemilik dönemlerinde yoğunlaşır.Bu sanki bir girdap veya bir kısır döngü gibi devam ede gelir.Yüzlerce yıl öncesi de eleştirilen gençler bugünde hedef tahtasıdır.Eleştirenler ise, bu gençleri büyütüp-yetiştiren, yaşı kemale gelmiş, avcılıkta mesafe kat etmiş, zamanında benzer hataları yapmış, ve maalesef bugün konuyu sadece eleştirisel boyuttan ileriye taşıyamayan belki de Usta’lardır.
Ülkemizdeki avcılığın yasal çerçevesi ve bu anlamdaki koruma-üretme ve denetim faaliyetleri yetersiz ve etkisizdir.Burada yasal çerçeve esas olmakla birlikte özümüze dönmeye , kendi örf-adet-gelenek, bilgi-tecrübe, avcılık etik kuralları, vicdan, din gibi değerlerimizi ön plana çıkartmaya gereksinim vardır.Bu konuda kayıtsız kalınması bohçacılığın boyutlarını her geçen gün arttırmaktadır.Bu hususların avcılık açısından öğrenilebileceği en iyi eğitim-öğretim metotlarından birisi de şüphesiz; Usta-Çırak ilişkisidir.
Çantacıların sorumluluğunun yanında bu anlamdaki en büyük görev Usta Avcılara düşmektedir.Her genç avcının yaşadığı bu hatalar zincirini kırmak için Usta’nın müdahalesine gereksinim vardır.Burada Usta’ların elini taşın altına koyması, varsa kayıtsızlıklarına son vererek ön plana çıkması ve sorumluluklarının bilinciyle genç ve acemi avcıların yetişmesinde aktif rol almaları gerekmektedir.