%100 Doğa Outdoor Yaşam Etiği

Yazarlar

Anasayfaya git Sonraki yazara git Önceki yazara git
  • Kişi beğendi
  • Yazı Boyutu :
    Yazıyı Büyüt Yazıyı Küçült
  • Paylaş :

Biyolojik Zenginlik

Nesrin Özçelik
info@yabantv.com

 

Biyolojik çeşitlilik artık gündelik dilimize girmiş durumda, çok duyarız…

Nedir, sorusuna vereceğimiz yanıt sandığımızdan daha zordur. Çünkü tam anlamıyla bilimsel bir kavram değil bu. Birçok ögeyi kapsayan geniş bir kavram. Bu zenginlik, milyonlarca türdeki canlı varlığın genetiğini, aralarındaki bağlantıları ve çevreyle olan ilişkileri kapsıyor. Bunu dünyadaki canlıların dev bir network'una benzetebiliriz.

Yeryüzünde yaşamış ve yaşayan türler, birbirlerine yakınlıkları, kendilerine has özellikleri ve göz kamaştırıcı bağlantı ağları ile bir sistem geliştirmişler. Birçoğunun ortak yanı ise doğal seleksiyondan geçmiş olmaları ve milyonlarca yılda geliştirdikleri uyum sağlama yetisi. Bizde hayranlık yaratan, bazen hayretler içinde bırakan, bazen de tuhaf bulduğumuz  bu adaptasyona ekolojik sistem deniliyor. Ormanlar, göller, sulak alanlar, ekili araziler, dağ-taş… hepsi bu sistemin birer parçası ve kompozisyonu adeta.

Örneğin sulak alanlar azaldığı ya da yok olduğu zaman, oradaki canlılar da kayboluyor. Kaybolmayanlar yeni ortama uyum sağlamakta zorlanıyor, Sürecin uzunluğu da düşünülürse çoğu zaman, arzu etmediğimiz felaketlere yol açan sonuçlarla karşılaşıyoruz. Peki, bu kadar çok çeşide neden sahip çıkacağız?

Denilebilir ki, binlerce kuş ve bitki türü var, ha bir eksik, ha bir fazla olmuş, ne olur yani!.. Evet, içimiz sızlasa da şaşırsak da bazen böyle sözler duyar ve ne cevap vereceğimizi bilemeyip, donar kalırız.

Biyolojik çeşitliliği korumak insanlığın geleceği için son derece önemli! Onun için
sahip çıkıp korumak gerekiyor.

Bir tür yok olduğunda sözünü ettiğimiz bu canlılar sistemi, bir yerlerinden çatırdıyor demektir. Bu çatırdama,
toprakların verimliliğiyle, suların temizliğiyle ve global iklim dengesiyle ilgili arızaların habercisidir.

Böylesi olumsuz gelişmeler, artan nüfusa gerekli olan temel ihtiyaç maddelerini doğrudan etkiliyor. SAMAN, bu yıl dünyadaki yatırım araçlarının en önüne geçti. Ete, süte, kurbanlık fiyatlarına olan etkisini de göreceğiz. İşte o bildiğimiz samanın hayatımızdaki kartopu etkisi…

Biyolojik çeşitliliğin korunması için dört ana neden sayabiliriz.

1-Doğaya bağımlılık: Hepimiz doğanın ürettikleri ile yaşıyoruz. İleride oluşacak çevre değişikliklerinde canlıların yaşamlarını sürdürebilme şanslarının artması için bu çeşitliliğe sahip çıkmamız, korumamız gerekiyor.

2-Ekolojik denge: Bu sistem bize hizmetler veriyor, suyu temizliyor, oksijen veriyor, bitkiler arasında polen yayıyor, üremelerini sağlıyor. Bu hizmetlerin bir fiyatı yok. Belki de o yüzden ekolojik dengeye daha fazla sahip çıkmalıyız.

3-Estetik boyut: Çeşidi bol bir doğada gönül rahatlığıyla yaşar, huzur duyar keyiflenir, mutlu oluruz. Doğal olan şeylere gösterdiğimiz rağbet ortada. Her gün dertlere deva, şifa dağıtan yeni yeni yanları ile tanışırız doğanın. İnsanoğlu tarih boyunca doğanın güzelliklerini de tablolara ve kitaplara yansıtarak sanatsal ifade biçimleri oluşturmuş, yaratıcılığını ve esin kaynağını hep doğadan almıştır.

4-Ahlaki sorumluluk: Böylesine uzun bir evrim sürecinde oluşan sistemi yok etmek elbetteki bir çılgınlık. Ancak görüldüğü kadar basit de değil. Bu konuda kıyamet günü teorileri üreten ve bu konuyu ikiyüzlü bir biçimde geçim kapısına dönüştürenler var. İşi ruh hastalığı düzeyine götürenler, günlük hava durumu ile küresel ısınma arasındaki farkı görmeyenler de yok değil.

Sağlığımız ve kaliteli bir yaşam için doğada bulunan henüz araştıramadığımız, faydalanmadığımız epey kaynak olmalı. Çocuklarımızı ve gelecek kuşakları bu güzelliklerden ve olanaklardan mahrum etme lüksümüz var mı?

Ekolojik sistemin önemli parçalarından olan avcılık, doğa sağlığına entegre olup, düzenli ve kurallarına göre yapıldığı sürece avın kendisinden doğan  herhangi bir sorun yok. Avcılığa, doğanın insanlığa sunduğu YENİLENEBİLİR nimetlerden yararlanmak ve bu konuda sorumluluk almak eylemidir, diyebiliriz. Yeter ki ahlaklı ve samimi olalım, bu sistemin bir parçası olan avı bilinçli yapalım. Kendi camiamız dahil bütün halk olarak ne kadar samimiyiz, sorusunu yanıtlamak zor. Şimdilik elimizde bir ölçek yok. Yapılanlara, sonuçlara baka baka öğreneceğiz…
Rastgele
Gönder