Olta ile Balık avcılığı eski yıllarda para kazanmak için bir çok kişi tarafından ele alınan bir uğraşı idi. Acaba günümüzde bu böyle mi?. Hiç sanmıyorum. Çünkü balıklar o kadar azaldıki artık bir gününü para kazanma amacı ile oltaya bel bağlayan pek fazla balıkçı kalmadı. Eski tabirle olta balıkçılığı artık keyifçi tabir ettiğimiz meraklılara kalıyor. Zaten bu günkü av olanaklarında olta ile balık avlayarak geçimini sağlamaya çalışmak bazı özel durumlar hariç pek mümkün değil.. Elbetteki istisnai durumlar mevcut ama genel gidiş olta avcılığının artık bir keyifçi uğraşısı olarak kaldığı ve kalacağıdır. Zira av alanları o kadar daraldı ki bırakın para kazanmayı, balık yakalamayı zevk için yapanlar için bile balık bulup avlayabilmek bir mucize haline geldi. Elbette usta amatörleri bu gruptan ayrı tutalım. Çünkü günümüzde yine de çok iyi avlar yapan amatörler mevcut. Ama, yapılan masrafa bakılır ise bu işin ancak zevk için yapılabileceği ve artık olta ile para kazanma devrinin kapanmakta olduğudur.
Mordoğan da balık avı organize eden çok değerli bir arkadaşım var. Sağolsunlar ara sıra beni ava davet ediyor. Artık yaş 70’e yaklaşınca, her gün gönlümüzde olsa da, sık sık balığa çıkamıyoruz. Ama tanrının verdiği bir lutuf olarak beden yaşlansada beyin bunun kabul etmek istemiyor. Her gun balığa çıkma arzusundan kurtulamıyoruz. Bu duyguyu benim gibi biraz yaşlananlar daha iyi anlayacaklardır. İşte bu avlarda eskiden balık avladığımız yerlere gidiyoruz ama, eski avlar ne gezer. 1970 li yıllarda Mordoğanda- Kaynarpınarda 3-4 kişi 30-40 kg mercan tutmadan dönmediğmiz yerlerde, günümüzde; teknede bulunan 4 kişi 3-4 tane mercan tutunca herkesmutlu oluyor. Tutulan kırma mercan ve patlak göz mercan gibi küçük balıklar bile avcıları mutlu ediyor. Yılda bir iki fangri tutan olursa hikayesi devamlı anlatılıyor. Burada acı gerçek önümüze çıkıyor. Balıkları nerede ise tükettik. Elbette henüz balık tutulabilen alanlar varsa da bu alanlara ancak bilenler gidebiliyor ama, genel bir sonuç var ki artık eski avlar yok. Hele dip balıkları avında bunu daha açık olarak gözluyoruz.. Göçmen balıklar için ise yıldan yıla farklı sonuçlar görüyoruz. Bunun suçlusu olta avcılarımı. Asla. Kesinlikle değil. Olta avı ile balıkları denizlerde tüketemezdik ama, diğer bir çok konu, bilinçsiz avcılık, sınır tanımayan av hırsı, büyük tekneler, troller kirlenme vs denizleri bitirdik ve bu acı günlere geldik. Denizleri tükenmez sanıyorduk ama tükettik. Oltacılar da bundan nasibini aldı.Eski günleri yad etmekle avunuyoruz.
Neden böyle oldu deyince konuşulacak okadar çok konu varki. sebepleri yukarıda saydığım gibi çok fazla. Her biri ayrı bir tartışma konusu. Ama bugün bu sebeplerden çok, artık ülkemizde de yerleşmesi gereken bir olta avı kuralına değinmek istiyorum. Buda olta ile balık avcılıkğında centilmence davranış ne olmalı. Hangi koşullarda avlanan balıklar geriye bırakılmalı
Bunu iki konuda incelemek gerekiyor. Bu konular iç sularda ve denizlerde nasıl olmalı?.
Her iki ortamda da genel kural öncelikle Tarım ve Köy işleri bakanlığının çıkarmış olduğu av yasaklarına ve özellikle boy yasaklarına kesin olarak uyma kuralıdır . Genel olarak olta ile deniz balıkları avında mevsim yasakları konulmaz. Fakat iç sularda artık çok ciddi çalışmalar sonucu ortaya konan mevsim yasakları vardır. Bu yasaklar balıkların üremesi bakımından çok önemlidir. Her yasak önemli incelemelerden sonra konulmuştur. Böyle olunca iç sularda mevsim yasaklarına uymak kesin olarak şarttır ve her balıkçı bu konuda çok duyarlı davranarak mevsim dışı avlananları mutlak müdahele atmeli veya ihbar etmelidir. Bazıları avlamazken bazılarının kaçak av yapmasına göz yummak vatan severlik olamaz.
Özetle, genel bir kural olarak, eğer bu işi gerçekten zevk ve spor olarak yapıyorsak özellikle iç sularda balıkları geriye bırakma eğitiminin mutlaka verilmesi gerekiyor. Boy yasaklarına tam uymak ve denizlerde de kjüçük enilemeyecek boydaki balıkları geriye salmak, ihtiyaçtan fazla avlamak bir alışkanlık haline gelmeli, kural dışı hiç bir avcılık yapmamalı ve başkalarının yapmalarına da göz yumulmamalı, Hele hele iç sularda bu konu çok daha önem kazanıyor. Küçük bir gölette herkes tuttuğu balığı götürür ise bir kaç yılda gölet bitecektir. Halbuki korunur ise yıllarca olta avı meraklılarına iyi bir av alanı olarak kalacaktır. Umarım ülkemizde bu bilinç genç yaşlarda beyinlere yerleştirilir ve sularımızda olta ile balık avı olanakları gelecek nesillere aktarılır.