%100 Doğa Outdoor Yaşam Etiği

Yazarlar

Anasayfaya git Sonraki yazara git Önceki yazara git
  • Kişi beğendi
  • Yazı Boyutu :
    Yazıyı Büyüt Yazıyı Küçült
  • Paylaş :

O BENİM AVCI ÇAKIR DAYIMDI

Nazife Yıldız SÜKAN
info@yabantv.com

Değerli YABAN dostları,

çok sevdiğim canım annemi kaybettim. Bunun acısından dolayı bir süredir sizlerle buluşamadım.  Ve hemen arkasından da bana avı ve avcılığı öğreten, yaşatan çakır lakaplı dayımın vefat haberini alınca, üzüntüm kesilmedi. Ama ne yapabiliriz ki Allah’ın takdiri ilahisi, sonuçta her canlı ölümü tadacak; Çakır dayım 95 yaşında hayata veda etti.  Ve herkes taziyede bulunurken yaşını sorduklarında 95 yaşında olduğunu söylediğimde, bu yaşı bu zamanda çok ileri bir yaş olarak görüyorlar. Avcılık ve yaşam, yaşamın uzunluğu, kısalığı, İnsan hayatta her sıkıntı ve acıya katlanabiliyor bunları ömrün uzunluğu kısalığı olarak nitelendirmenin doğru olduğuna inanmıyorum. Fakat sağlıklı beslenme ve temiz hava insan üzerinde sağlıklı olmayı ve uzun yaşamayı öğretiyor. Avcı Çakır dayım ilçeden uzakta bir dağın eteğinde olan mandıramıza her seferinde yanıma gelişinde ben onda şunu görmüşümdür, kibar, beyefendi, düzgün telaffuzları olan kültürlü biriydi. Ve ava çıkacağı zaman onun istediği yarım bazlama ekmek, bir domates, iki biber, bir salatalık ve soğandan oluşan azığını av çantasına koyardım.  Matarasına da suyu doldurur ava çıkardı. Akşama geldiğinde vurduğu, avlarını temizler bende ona çok güzel bir bulgur pilavı ya da güveç yapardım. Tabi bunları evin içinde ocakta odun ateşinde pişirirdim. Sabahları da dayıma ineklerden sağdığım sütten pişirir, ilk onu içerdi. Sonrada kahvaltımızı yapar,  ben ineklerimi otlaması için meraya çıkarır oda ava gider bazen ne tarafta olacağını sorar, öğleden sonra o tarafa ineklerimi götürürdüm. Ve onun avlanmasını hep takip ederdim, vurduğu avları toplardım.

Bir gün bir tepe gösterdi, oraya şu arka taraf dan dan çık, kollarını aç aşağı ya doğru kısa kısa diye bağır dedi. Bende onun dediğini yaptığımda sürü ile kekliğin kalktığını gördüm. O gün 6 tane keklik vurmuştu, topladım ve akşama büyük ziyafet var diye sevinmiştim keklikleri keyifle yemiştik. Toprak tencerede çorbasını bile yapmıştım. Av etlerinden oluşan güvecide toprak tencerede yapardım. Gece olunca dışarıya kilim serer ay gökyüzünde oluştuğunda, dışarıda ateş yakıp çayımızı demler ve yudumlarken küçük pilli radyomuzda TRT radyolarından ya haberleri ya da şarkı istek programlarını dinlerdik. Erken yatıp erken kalktığımız için dayımda sivrisinekten bıkmış olduğu için, evin içine tenekede tezek yakıp dumandan sineklerin kaçmasını sağlardım.

Babamın BERATTA MARKA 16 çapta tek kırma tüfeği bende olduğu için bana fişek getirir, söğüt dalına ya teneke ya da karton küçük kutular asar, ateş etmemi ve hedefi vurmamı isterdi. Hedefi tutturduğum zamanda aferin sen iyi bir avcı olacaksın, bende bu yüzden seneye sana daha çok fişek getireceğim diyerek beni sevindirirdi.

Dayım çok üstün meziyetli hassas biriydi. Hayatta bazen ne kadar istesek de istemesek de benim eğitimim, iş hayatımın yoğunluğu derken dayımdan uzaklaştım.  Ama mutlaka nasıl olduğunu mümkün mertebe arayıp sorup öğrenmeye çalışırdım. Artık derler ya  ben uçmayı öğrendim misali, kendi kendime ava çıkıp  avlanıyor  dağlar  tepeler, düzlükler, ormanlıklar benim alanımın içinde, bunlarsız ne ben, nede bunlar bensiz; Hayat sizi yaşadıklarınızla bütünleştiriyor,  sezon gelecekte ava gideceğim  günlerin hayali, kalp atışımı ve kan dolaşımımı hızlandırıyor umarım bu heyecan yüzünden ölüp gitmem. Sevgili YABAN dostları, Çakır dayım hayatı boyunca ne içkisi nede sigarası olmayan biriydi. Onun ilaç dahi kullandığını görmedim. Yıllarca kendi fişeklerini kendi yapan ve silahı arızalansa bile kendi tamir eden silah konusunda olsun, fişek konusunda olsun, donanımlı biriydi. Ve ben hayatımda ilk toy etini dayımın sayesinde yemiştim. Bizim oralarda çok nohut tarlaları olur ve toyda nohut tarlalarına gelir beslenirdi. Demek ki tam sezonu idi ki dayım iri bir toy vurmuştu.  (daha neler, neler vururdu; tavşanı kekliği, bıldırcını hiç eksik etmezdi. Avdan boş döndüğünü hiç görmedim desem yalan olmaz.  Beraber ava gittiğimizde Çakır dayım bana hep sağlıklı yaşamın sırrının, doğal beslenmek, temiz hava solumak olduğunu, içkinin ve sigaranın olmadığını devamlı vurgulardı ve derdi ki, eğer sizin kromozomlarınızda genetik bir hastalık yoksa uzun yaşamamanız için bir neden yok demektir derdi. (Tabi bir de başınıza kaza bela gelmezse)  avcı çakır dayım, son dönemlerinde eklem ağrılarında şikâyetçi olmuştu yaş ilerleyip te hareketlilik zayıflayınca eklemlerde tükeniyor. Eğer artık ava gidemiyorsanız sadece anılarınızda kalan avlarınızın hayalleri ile yaşayıp ağrılarınızı unutmaya ve hayata tutunmaya çalışırız, dayımda bunları yaptı. Zamanında yaptığı avların hayalini, kurduğu avcı dostlukları ile ömrünü tamamladı En önemlisi de dayım avcılık hayatının hiç bir döneminde av köpeği ile ava çıkmadı. O kendi tecrübesi ile iz sürüp avı kendinin bulması ile avdan zevk duyardı.

Çakır dayım gibi avcılığa gönül vermiş uzun yaşamın sırrını çözmüş tüm avcı dostlara sağlık içerisinde güzel ve iyi av yapmalarını dilerim.

Evet sevgili çakır dayım, sen Mehmet Utku olarak, tecrübelerin ile efendiliğin ile ve ava saygın ile benim gönlüme taht kurduğun gibi, pek çok avcının gönlüne taht kurdun. Seni rahmet ile anıyorum. Ruhun şâd mekânın cennet olsun.

Gönder