%100 Doğa Outdoor Yaşam Etiği

Yazarlar

Anasayfaya git Sonraki yazara git Önceki yazara git
  • Kişi beğendi
  • Yazı Boyutu :
    Yazıyı Büyüt Yazıyı Küçült
  • Paylaş :

ELİ ÖPÜLESİ TÜM ANALARA

Mehmet Arpaz
info@yabantv.com

Akşamdan konuşur, sabah kalkar ava giderdik. Ama Salı, ama Perşembe. Kış günü gürül, gürül yanan kömür sobasının bir yanında çay demlenirken diğer yanında kestaneler pişerdi. Kestane kızarmaya başlayınca kokusu çay kokusunu bastırır, odaya yayılırdı. Ya sohbet edilir, ya da maça kızı oynardık. Kestaneler pişince anacım onları bir, bir soyar önümüze koyardı. Analık bu ya, Rıza ile benim önüme fazlasını koyardı. Bazen maça kızından sıkılır “siz başka bir şey bilmez misiniz be yahu? Bırakında artık biraz sohbet edin” diye serzenişlerde bulunurdu. Pek belli etmezdi ama bizim av sohbetleri oldukça hoşuna giderdi.

Evde üç avcı olunca kendi kendimize yeterdik. Bazen amcam katılırdı kare tamamlanırdı. Aman Allah’ım ne muhabbet. Bazen gülmekten başımız ağrırdı. Saatin kaç olduğu umurumuzda olmazdı. Amcam çok espritüel biriydi. Babamla beraber gittikleri bir üveyik avını anlatmıştı. Babamın üveyik diye kumruyu vurup, ona nasıl bir mezar yaptığı öyle ballandıra, ballandıra anlatmıştı ki, gülmekten ölüyorduk. Annemin ilk defa “Beyhan Bey Allah aşkına yeter” deyip odadan çıkıp gittiğini hatırlıyorum.

Köyde kaldığımız zamanlar babam kahveye çıktı mı annemi sıkıştırır, tüfeği ister biz de hemen dağa sarardık. Nazlanır gibi yapar, bizlere kıyamazdı. Yine böyle bir gün kahvede oyun oynayacak adam bulamayınca erkenden eve dönmüş bizi sormuş. O da “gelirler şimdi” demiş. Balkona çıkmış otururken bizi dağdan inerken gördü. Dişler kısıldı, suratı değişti. İlk söylediği “benden habersiz nasıl ava gidersiniz oldu. Hemen arkasında annem bitti. “Ben izin verdim yahu, anaları değil miyim” diye bir diklendi ki, babamın gıkı çıkmadı.

Ertesi gün ava gidilecek. Aksi şeytan o akşam ateşlendim. O halde benim gidemeyeceğim belli. Babam huzursuz olmasın, uyusun diye yanıma gelip yattı. Koskoca adamdım. Her uyandığımda gözleri açık bana bakarken gördüm. Anladım ki, çocuklar ne kadar büyüseler de anaların gözünde büyümüyorlar. O zaman dua etmiştim. Tanrım benim de böyle bir karım olsun.    

Sabah erkenden kalkıp çay demlemek, kahvaltı hazırlamak. Ne için? Avcı olan, babasıyla ava gidecek olan oğulları için. Hiç erinmeden, hiç söylenmeden seve, seve. Yedirip içirip kapıdan “rasgele” ile uğurlayan bir anne.

Şimdi gelelim evdeki anneye. Dualarım kabul olmuş, anam gibi bir eşim olmuştu. Bu kadar tesadüf olur mu? O da kocası ve avcı olan iki oğlu için anam gibi erkenden kalkıp kahvaltımızı hazırlar, rasgele ile uğurlar. Avcının en büyük düşmanı karısıdır derler. Çok şükür düşmanım değil, hep yoldaşım oldu. Biraz canım sıkı olsa “Hadi tüfeğini al şöyle çık bir dolaş, sıkıntını atarsın” demiş ve destek olmuştur. Bazı arkadaşlarıyla, derin tartışmalara girip, savunmuştur. “Kocan o kuşları nasıl vuruyor?” diyenlere savunmasını yapmış, hiç taviz vermemiştir. Ve o kişi artık arkadaşı olmamıştır.

Bu yaşımıza geldik hala ava giderken sabahları çayımı demler, kahvaltımı hazırlar. Tüm ısrarlarıma rağmen bir türlü vazgeçiremedim. Tüm avcılara böyle analar ve eşler diliyorum. Senede bir defa günle anılan annelerin, akıldan çıkmaması gerektiğini savunuyor ve düşünüyorum. Annelerimizin gününü kutluyor, saygılarımı sunuyor, ölenlere Allah’tan rahmet diliyorum.

Gönder